Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 1.2.1985- 14.8.1999 tarihleri arasında sigortalı olarak çalıştığının tesbitiyle, işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Dava, davacının 01.02.1985-14.08.1999 tarihleri arasında davalıya ait muayenehanede ve evde geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının davalının yanında 01.02.1985 - 01.02.1997 tarihleri arasında ev hizmetlisi olarak 01.02.1997-14.08.1999 tarihleri arasında davalının muayenehanesinde hizmet akdine dayalı olarak çalıştığının tesbitine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı yasanın 79. maddesi bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay"ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ilc çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527,30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının davalı işyerinden işe giriş bildirgesinin verilmediği, davalı işyerinden bildirilen hizmetinin bulunmadığı, davalıya ait 14512 işyeri sicil numaralı işyerinde çalışan tek bordro tanığı H. K.nın ve bordrolu komşu işyeri tanığı E. T.in çalıştıkları dönem itibariyle davacının davalıya ait muayenehanedeki çalışmasını bilemeyeceği, evde çalışıp çalışmadığını ise bilmediklerini beyan ettikleri, diğer tanıkların ise komşu işyeri tanığı, mahalle muhtarı yada belediye temizlik görevlisi oldukları hususunun belgelendirilmediği, beyanlarının davacının çalışmasının konusu, niteliği, başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında hüküm kurmaya elverişli ve yeterli olmadığı anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş; davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği ve tesbit talebinde bulunulan sürenin uzunluğu da gözetilerek soruşturmayı genişletmek, davacı ile aynı dönemlerde komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına, resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlarını veya işverenleri tesbit edip beyanlarına başvurmak, daha önce dinlenen komşu işyeri tanıkları ve diğer tanıkların tanıklık yaptığı dönemle ilgili belgeleri getirtmek ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan V. T."a iadesine, 18.03.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.