21. Hukuk Dairesi 2018/1004 E. , 2019/1431 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ...... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
A) Davacı İstemi;
Davacı vekili müvekkili sigortalının 20/05/2009 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uraması nedeniyle maddi ve manevi zararlarının giderilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Şirket Cevabı;
Davalı vekili davacının taleplerinin zaman aşımına uğradığını, davacının sigara kullanımının ayağının kesilmesine neden olduğunu ve maluliyetini arttırdığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
C) İlk Derece Mahkemesi Kararı ve Gerekçesi;
İlk derece Mahkemesi tarafından, "...Davacının iddiası, kusur raporu, hesap bilirkişinin raporu ve tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi ile davalı işyerinde çalışmakta iken iş kazası geçirdiği, davalı ... Tic. A.Ş."nin % 40 oranında kusurlu olduğu, dava dışı ..." ın % 50 oranında kusurlu ve davacı ..."ın %10 oranında kusurlu olduğu anlaşıldığından, maddi tazminat davası yönünden bilirkişice hesaplanan maddi tazminatın, kusur durumu esas alınarak davacı tarafa ödenmesi gerektiği; davacının meslekte kazanma gücü kaybı % 29,2 oranındadır. Olayın oluşu, tarafların kusur oranı, tarafların mali ve içtimai durumu, işçinin yaşı, olay tarihi, olaydan dolayı duyulan acı ve keder ile davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 20/05/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığı gerekçesi ile, “...Maddi tazminat davasının kabulü ile; 169.185,12 TL "nin 20/05/2009 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat davasının kısmen kabulü kısmen reddi ile; 26.280,00 TL"nin 20/05/2009 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
D) Bölge Adliye Mahkemesi Kararı ve Gerekçesi;
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, “...Taraflar arasında kusur oranı, davacının maluliyet oranının artmasında kusuru bulunup bulunmadığı ve zamanaşımı konularında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davanın yasal dayanağı, 6331 sayılı Kanun"un 37. maddesi uyarınca yürürlükten kaldırılan ancak zararlandırıcı sigorta olayının meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan 4857 sayılı Kanun’un 77. maddesidir.
Hükme esas alınan ve alanında uzman iş güvenliği uzmanları tarafından düzenlenen 09.05.2016 tarihli kusur heyeti raporunda, davacı işçi %10 oranında, davalı işveren %40 ve dava dışı sürücü ... %50 oranında kusurlu bulunmuştur.
Somut olayda hükme dayanak alınan bilirkişi heyeti raporu, 4857 sayılı Kanun’un 77. maddesinin öngördüğü koşulları gözönünde tutarak ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken işçi sağlığı ve iş güvenliği tüzüğünün ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin, işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususları ayrıntılı bir biçimde incelemek suretiyle kusurun aidiyetini ve oranını hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptamıştır.
Davacının maluliyeti ...... Kurumu tarafından 13,10 olarak tespit edilmiş, dava tarihinden önce 19.03.2015 tarihinde ise artma suretiyle %29,2 olduğu belirlenmiştir. Davalı taraf, bu maluliyet oranının davacının doktorların tavsiyesine uymayarak sigara kullanmaya devam ettiği için ayağının kesilmesi sonucu arttığını ileri sürmüştür. Ancak, davacının maluliyetinin artmasındaki kusurunu somut delillerle ispat edememiştir.
Öte yandan, bu tür davalarda, gerek mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 125. maddesi, gerekse 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddesinde belirtilen 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanmaktadır. Uygulama ve öğretide kabul edildiği üzere, zamanaşımı failin ve zararın öğrenildiği tarihten başlatılmalıdır. Zarar görenin zararı öğrenmesi demek, zararın varlığı, mahiyeti ve esaslı unsurları hakkında bir dava açma ve davanın gerekçelerini göstermeye elverişli bütün hal ve şartları öğrenmiş olması demektir. Dava konusu olayda, kaza tarihi itibariyle 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı da açık-seçiktir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, mantıksal ve hayatın olağan akışına uygun, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak, davalının istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiştir.
E) TEMYİZ;
Davalı Şirket vekili, iş bu davaya konu ...... kazasının 20.05.2009 tarihine gerçekleşmiş olup gerek dava tarihinde, gerekse ıslah tarihinde davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığını ve süresi içinde zamanaşımı definde bulundukları halde mahkemenin zamanaşımından davanın reddine karar vermemesinin doğru olmadığını, yapılan yargılamanın özellikle kusura ilişkin yönden eksik olarak yapıldığını, iş bu davada iş güvenliği kadar ...... güvenliği, Karayolları ...... Kanunu’na aykırılıkların var olup olmadığı, sürücünün ya da sigortalının ...... Kanunu’na aykırı fiili olup olmadığı, yol ya da araçtan ya da üçüncü bir kişi ya da nesnenin kazaya ve dolayısıyla zarara sebep olup olmadığı hususunun araştırılmadığını, aynı kaza nedeniyle müvekkili şirkete karşı ...... Kurumu tarafından ...... 4. İş Mahkemesi"nin 2014/119 Esas sayılı dosyasında açılan davada davacının maluliyetinin %13.1 kabul edilerek hüküm kurulduğunu, ancak ...... 2. İş Mahkemesinde alınan ve hükme de esas alınan hesap raporunda davacının maluliyeti %29,2 kabul edilerek bir hesaplama yapıldığını, ...... 4. İş Mahkemesi"nin 2014/119 Esas sayılı dosyasının Yargıtayda olduğunu, hukuki güvenirlilik ve birlik açısından söz konusu dosyanın sonucunun beklenmesi zaruri olduğu halde, mahkemece bu yöndeki taleplerinin gözetilmediğini, ayağının kesilmesine etki eden etkenin kaza değil, davacının sigara kullanımı olduğunu, bu konuda yani davacının sigara kullanmasının ayağının kesilmesine olan etkisi konusunda araştırma yapılmasının hakkaniyetli sonuç için oldukça önemli olduğunu, bu konuda bilirkişi incelemesi yapılması, davacının tedavi gördüğü tüm hastane kayıtları da dosya kapsamına getirtilerek davacının sigara kullanımının ayağının kesilmesine etkisi, illiyet bağının net bir şekilde tespit edilmesi gerektiğini beyan ederek mahkemenin kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
F) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe;
1- Maluliyetin tespiti açısından davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Yasanın 95. maddesidir. Anılan maddeye göre "Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek ...... kurulu raporlarının usûl ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili ...... hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usûlüne uygun olmayan ...... kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen ...... hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir. Usûlüne uygun ...... kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usûlüne uygun düzenlenmiş ...... kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum ...... Sigorta Yüksek ...... Kurulunca karara bağlanır.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, ...... Bakanlığı ile Kurumun birlikte çıkaracağı yönetmelikle düzenlenir.
Bu yasal düzenleme gereğince düzenlenen Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşleri Yönetmeliğinin Geçici 1. maddesinde; bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce çalışma gücü kaybı, iş kazası, meslek hastalığı, vazife malullüğü, harp malullüğü sonucu meslekte kazanma gücü kaybı ile erken yaşlanma durumlarının tespiti talebinde bulunan sigortalılar ve hak sahipleri için, yürürlükten kaldırılan ilgili ...... mevzuatının 5510 sayılı Yasaya aykırı olmayan hükümlerinin uygulanacağı, 5. maddesinde sigortalı ve hak sahiplerinin çalışma gücü oranlarının a) ...... Bakanlığı eğitim ve araştırma hastaneleri, b) Devlet Üniversitesi, c) Türk Silahli Kuvvetlerine bağlı asker hastaneleri, ç) sigortalıların ikamet ettikleri illerde (a), (b), (c) bentlerinde belirtilen hastanelerin bulunmaması durumunda ...... Bakanlığı tam teşekküllü hastanelerin yetkili olduğu, bildirilmiş, ...... Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 56. maddesinde ise Kurum ...... Kurulunca verilen karara karşı yapılan itirazların Yüksek ...... Kulunca inceleneceği bildirilmiştir.
Kural olarak Yüksek ...... Kurulunca verilen karar ...... Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de; diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek ...... Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme ...... Kurumu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir.
...... 3. İhtisas Kurulundan alınacak rapor ile Yüksek ...... Kurulu Kararı arasında sürekli iş göremezlik oranına yönelik görüş ayrılığı bulunduğu takdirde çelişkinin giderilmesi için dosyanın ...... 2. Üst Kuruluna gönderilerek çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.
Somut olayda, davacıda meydana gelen sürekli iş göremezlik derecesinin Kurum tarafından % 13,1 olarak belirlendiği, davacının Kurum"dan maluliyetinin arttığını belirterek oranının yeniden belirlenmesini istediği, bunun üzerine Kurum tarafından davacıda meydana gelen sürekli iş göremezlik derecesinin % 29,2 olarak belirlendiği, davalı tarafın bu oranlara itiraz etmesine rağmen yukarıda açıklanan prosedürün izlenmediği anlaşılmaktadır.
2- Davacının sürekli iş göremezlik derecesinin % 29,2 olarak kabulü ile zarar hesabı yapılıp hüküm kurulmasına belirlenen zarardan % 29,2 oranındaki iş gücü kayıp oranına göre belirlenecek ilk peşin sermaye değerinin rücu edilebilir kısmının tenzil edilmesi gerekirken % 13,1 oranındaki iş gücü kaybına göre bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin % 90"ının tenzil edilmesi ile sonuca gidilmesi isabetli değildir.
3-Yerel Mahkemece kurulan hükmün gerekçesinde davalı vekilinin cevap dilekçesinin özetlenmesinde davalı vekilinin cevap dilekçesinnde belirtilmeyen, dava ile ilgisi olmayan husuların belirtilmesi de hatalı olmuştur.
Yapılacak iş, davacıda meydana gelen sürekli iş göremezlik derecesini yukarda belirtilen prosedüre göre belirlemek, bu oran üzerinden, davacıya bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin rücuya kabil kısmının tazminat alacağından tenzil edilerek hesaplamanın yapıldığı yeni bir rapor almak ve fakat hükme esas teşkil eden rapordaki veriler dikkate alınarak ve davalı lehine oluşan usulü kazanılmış haklara riayet edilerek rapor neticesine göre bir karar vermektir.
O halde, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden hüküm kurulması gerekirken, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı kaldırılarak, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
G)Sonuç:
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK"nun 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, ilk derece mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenle BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 28/02/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.