Davacı, davalı işveren murisinin nezdinde Haziran-1989-Mayıs-2000 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, davalıların ölen murisi N.A.ın ait Sebze Halinde bulunan "A. K. Evi" işyerinde 1989 yılı Haziran ayı ile 2000 yılı Mayıs ayları arasında hizmet akdine dayalı olarak sürekli çalıştığının tespitini istemiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının çalışmalarının (110055400110) sigorta sicil nolu davalı işyerinden 01.07.1995, 04.10.1996 ve 10.03.1998 tarihli işe giriş bildirgelerine; aylık ve üç aylık bordrolara dayanılarak Kuruma 01.07.1995-15.02.1996, 10.09.1996-05.06.1997 ve 10.03.1998-30.12.1998 tarihleri arasında kısmi olarak bildirildiği, davalı işyerinin 25.11.1994 tarihinden itibaren 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10.maddesinde bu tür hizmet tesbiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Sosyal Güvenlik Hukuku’na ilişkin bu tür davalarda talep değerlendirilirken gerçeğin bulunması asıldır. Davacı kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespitini istemiştir. Bu yönü ile davanın yasal dayanağı belirgin olarak 506 sayılı Yasanın 79/8. maddesidir. Anılan maddede yönetmelikle tesbit edilen belgeler işveren tarafından verilmeyen sigortalıların çalıştıkları hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde dava açacakları hükmü öngörülmüştür. Madde de belirtildiği üzere yönetmelikle tesbit edilen belgelerin (işe giriş bildirgesi veya dönem bordrosu) verilmesi durumunda 5 yıllık hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği açık- seçiktir.
Somut olayda davacının davalı işyerine 01.07.1995 tarihinde işe girdiğine ilişkin sigortalı işe giriş bildirgesi nedeniyle işe girişinin 01.07.1995 tarihi olduğu ve çalışmaların da bu tarihten itibaren başladığı anlaşılmaktadır. Mahkemece 1989 yılı Haziran ayı ile 01.07.1995 tarihleri arasındaki süre çalışmanın sona erdiği tarih ve dava tarihi itibariyle 506 sayılı Yasa’nın 79.maddesi gereğince hak düşürücü süreye uğradığından bu sürelere dair verilen red kararı yerindedir. Ancak 01.07.1995 tarihi ile en son iş yerinden çıkış tarihi olarak bildirilen 30.12.1998 tarihleri arasındaki eksik bildirilen süreler yönünden hakdüşürücü sürenin dolduğundan söz edilemeyeceğinden yukarıda açıklandığı şekilde araştırma ve inceleme yapılmadığı, 01.07.1995-30.12.1998 tarihleri arasındaki dönem ile ilgili işyerinden Kuruma verilmiş dönem bordrolarının getirtilmediği, dinlenen tanıkların dönem bordrosu tanıkları olup olmadığının anlaşılamadığı görülmektedir
Yapılacak iş; davalı işyerine ait işyeri sigorta dosyasını ihtilaf konusu dönemle ilgili dönem bordrolarını Kurumdan ve varsa imzalı ücret bordrolarını işverenden istemek önceden dinlenen tanıkların bordrolu olup olmadıklarını denetlemek, olmadıkları taktirde aynı dönemde çalışmış kayıtlı çalışanlar ile bu türden çalışan bulunamaması halinde ilgili SGK İl Müdürlüğünden gerekirse zabıta marifetiyle tespit edilecek, işyerine komşu olan diğer işyerlerinde çalıştığı belirlenen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının beyanlarına başvurularak çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/8. maddeleri gereğince değerlendirilerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yanlış değerlendirme ve eksik araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 22.03.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.