3. Hukuk Dairesi 2014/7305 E. , 2014/17231 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki nafaka davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların 2005 yılında boşandıklarını, müşterek iki çocuğun velayetinin davalı anneye verildiğini, müvekkilinin en son yapılan artırımla davalıya aylık 3.500,00 TL, müşterek çocuklarına 3.000,00 er TL olmak üzere toplam 9.500,00 TL nafaka ödemek zorunda olduğunu, müvekkilinin mevcut nafakaları ödeyecek maddi gücünün bulunmadığını, üzerine kayıtlı herhangi bir mal varlığının olmadığını, emekli maaşıyla geçinmeye çalıştığını, 2010 yılından bu yana nafakaları ödeyemediği için hakkında verilen hapis cezalarının infaz edildiğini, bu nedenle ceza evine girdiğini, şahsının ve ortağı olduğu şirketlerin iflas ettiğini iddia ederek; nafakaların tamamen kaldırılmasını, bu talep kabul görmezse yoksulluk nafakasının aylık 3.500,00 TL"den 300,00 TL"ye, iştirak nafakasının herbir çocuk için ayrı ayrı aylık 3.000,00 TL"den 200,00 TL"ye indirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; nafaka artırımına ilişkin olarak açtıkları en son davanın 16.11.2011 tarihinde kesinleştiğini, yargılama sonunda toplanan delillere göre nafakaların artırılmasına karar verildiğini, nafaka yükümlüsünün nafakaların kaldırılması için açtığı karşı davanın reddedildiğini, bu kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiğini, davacının, nafaka ödememek amacıyla iflas yolunu seçtiğini, gayrimenkullerinin çoğunu anne, baba ve kardeşlerine devrettiğini, müvekkilinin ise çalışmadığını, babası ve çocuklarıyla birlikte yaşadığını, tüm masrafları babasının karşıladığını savunarak; davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece; yakın bir tarihte kesinleşen nafakanın artırımı davasının kısmen kabul edildiği, nafakaların artırımı yönünde hüküm tesis edildiği, nafaka yükümlüsü davacının açtığı nafakaların kaldırılmasına ilişkin karşı davanın reddedildiği, kararın temyiz edilmeksizin 16.11.2011 tarihinde kesinleştiği, kesinleşme tarihinden kısa bir süre sonra 16.01.2012 tarihinde eldeki davanın açıldığı, o kararın kesinleşmesiyle eldeki davanın açılma tarihi arasında geçen iki aylık sürede davacının ekonomik ve sosyal durumunda, olağanüstü bir değişikliğin varlığının ispat edilemediği, diğer taraftan kararın temyiz edilmemesinin nafaka artırımının kabulü anlamına geldiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; yoksulluk ve iştirak nafakasının kaldırılması, bu talep kabul görmezse indirilmesi istemine ilişkindir.
Türk Medeni Kanunu"nun 176/4. maddesi gereğince; tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılmasına veya azaltılmasına karar verilebilir. Nafakanın yeniden belirlenebilmesi için yasada belli bir zaman diliminin geçmesi şartı aranmamıştır.
Diğer taraftan, her dava açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirilir.
Somut olayda; taraflar 23.05.2005 tarihinde boşanmış, nafakaların artırılması için nafaka alacaklısı en son 10.07.2009 tarihinde dava açmış, mahkemece 26.07.2011 tarihli ilamla aylık 3.000,00 TL olarak ödenen yoksulluk nafakasının dava tarihinden itibaren aylık 3.500,00 TL"ye, müşterek çocuklar için ödenen aylık 2.100,00 er TL iştirak nafakasının dava tarihinden itibaren aylık 3.000,00 er TL"ye çıkartılmasına ve karşı davanın reddine karar verilmiş, bu karar temyiz edilmeksizin 16.11.2011 tarihinde kesinleşmiştir.
Dosya kapsamından; önceki davanın açıldığı tarihle eldeki davanın açıldığı tarih arasında yaklaşık 3 yıl geçtiği, bu süreçte nafaka yükümlüsü davacının ekonomik durumunda bazı değişiklikler olduğu, nafaka yükümlüsü davacının nafaka hükümlerine uymamak suçundan dolayı bir çok kez 3 ay tazyik hapsi ile cezalandırılmasına karar verildiği, cezanın infazı ile davacının 3 ay ceza evinde kaldığı, ortağı olduğu şirketlerle ilgili iflas davaları açıldığı, Özer İnşaat Taahhüt ve Ticaret A.Ş ile ...-Öztopuz Gayrimenkul Danışmanlığı"nın iflasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca mahkemece, her davanın açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirileceği ilkesinden hareketle, önce açılan nafaka artırım davasının dava tarihi ile eldeki davanın açılma tarihi arasında üç yıl geçtiği göz önünde bulundurularak, eldeki dava tarihi itibariyle nafakanın kaldırılması ya da indirilmesi şartlarının mevcut olup olmadığının diğer davalardan bağımsız olarak usulünce araştırılıp, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı gerekçelerle davanın reddi doğru görülmemiş, bu husus hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 25.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.