3. Hukuk Dairesi 2014/12647 E. , 2014/17232 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacılardan ... ile davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili Mehmet"in 2005 yılında davalı ..."tan araç satın aldığını, satış bedelinin 12.000,00 TL olarak kararlaştırıldığını, davalıya 10.000,00 TL bedelli bono ve değeri 2.000,00 TL olarak belirlenen motorsiklet verildiğini, bononun 5.000,00 TL"lik kısmının ödendiğini, bakiye 5.000,00 TL için davalıya 10.000,00 TL bedelli bir bono daha verildiğini, müvekkilinin davalıdan satın aldığı aracı dava dışı 3. kişiye sattığını, bono bedelinin ödenmemesi üzerine davalının müvekkili hakkında icra takibi başlattığını; müvekkiline ait araç üzerine haciz konulup, aracın satışa çıkarıldığını, davalının alacağına mahsuben aracı 16.06.2008 tarihinde satın aldığını, satış tarihten sonra taraflar arasındaki sözlü anlaşma doğrultusunda aracın bir süre daha müvekkillerinde kaldığını, bu süreçte araç için bazı masraflar yapıldığını, davalının aracın satışından doğan kdv bedelini, satış tarihinden sonraki bandrol ücretlerini müvekkillerine ödettirdiğini, davalının alacağına mahsuben aracı satın aldığı tarihten sonraki masrafların sebepsiz zenginleşme hükümleri doğrultusunda davalıdan tahsili gerektiğini belirterek; davacı ... için 6.096,14TL, davacı ... için 7.408,07 TL olmak üzere toplam 13.504,21 TL alacağın, her bir ödemenin yapıldığı tarihten başlayarak hesaplanacak olan reeskont faizleriyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin galerici olduğunu, davacıların müvekkilinden araç satın aldıklarını, satış bedelini ödemediklerini, müvekkilinin alacağını tahsil etmek için davacılar hakkında icra takibi başlattığını, aracın haczedilip, icra yoluyla satışa çıkarıldığını, kalan alacağın tahsili için araçtaki eksikliklerin tamamlanıp dava dışı 3. kişiye 14.000,00 TL bedelle satışı hususunda taraflar arasında anlaşma yapıldığını davacıların aracı zamanında teslim etmemeleri nedeniyle 3. kişiye satışın yapılmadığını, yapıldığı iddia olunan masrafların gerçeği yansıtmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece; davalının davacılar aleyhine zenginleştiği, zenginleşilen miktarı iadeyle yükümlü olduğu gerekçesiyle davacı ... yönünden talebin kısmen kabulü ile 936,00 TL KDV bedeli ve 3.097,14 TL MTV"nin ödenme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline, davacı ... yönünden davanın kabulü ile egzoz emisyon ölçüm bedeli, kamyon kasa bedeli, kamyon kasa tamirat bedeli, yağ bedeli, akü bedeli, para ve işçilik bedellerinin ödendikleri tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı ... vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmeyerek reddedilmiştir.
Davalı vekilinin kabul gören temyiz itirazlarına gelince;
Davacı ..., davaya konu araç için masraflar yaptığını iddia edip, bu iddiasını ispatı için dosyaya bir takım faturalar sunmuş, mahkemece davacının sunduğu faturalar doğrultusunda davacı ..."ın talep ettiği masrafları dava konusu araç için yaptığı kanaatine varılarak, iadesi yönünde hüküm kurulmuştur. Ne var ki; faturalarda belirtilen masrafların davaya konu araç için yapılıp yapılmadığı, miktarları itibariyle gerçeği yansıtıp yansıtmadığı usulünce araştırılmamış, bu hususta bilirkişi incelemesi yaptırılmamıştır.
Hal böyle olunca mahkemece; davacı ..."ın araç için yapıldığını iddia ettiği masraflara ilişkin olarak uzman bilikişiden rapor alınıp, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu husus hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
Diğer taraftan, sebepsiz zenginleşme nedeniyle alacağa temerrüt faizi yürütülebilmesi için borçlunun yani haksız mal edinenin ya bir ihtar ya da aleyhine bir dava açılmak suretiyle temerrüde düşürülmesi gerekir. Borçlunun temerrüdü, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmişse bu sürenin bitiminden itibaren oluşur.
O halde somut olayda; davalıdan talep edilen masraflar için dava öncesi davalıya ihtarname keşide edilip edilmediği araştırılarak (TBK m.117/1; BK m.101), davalının temerrüdü yoksa dava tarihinden itibaren davalının temerrüde düştüğü kabul edilmek suretiyle faiz yönünden bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 25.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.