1. Hukuk Dairesi 2014/11348 E. , 2015/14764 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVATÜRÜ:ELATMANIN ÖNLENMESİ, ECRİMİSİL
Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi davası sonunda, yerel mahkemece elatmanın önlenmesi davasının açılmamış sayılmasına, ecrimisil davasının ise kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davacılar ve dahili davalılar tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..."ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
KARAR-
Dava, paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkin olup, mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.Davacılar, mirasbırakan ..."nın paydaşı olduğu 636, 791, 249, 128, 320, 3644, 2749, 2628, 1308, 1299, 1323, 4292, 4303, 368, 3550, 248, 1789, 4339, 4237 ve 4694 parsel sayılı taşınmazları murisin 17.02.2005 tarihinde ölümünden itibaren davalının haksız biçimde kullandığını, paylarına isabet eden icar bedelini ödemediğini, ihtar göndermelerine rağmen davalının yine icar bedelini ödemediğini ileri sürerek davalının paya vaki elatmasının önlenmesine ve 2006 yılından itibaren 5 yıllık 15.340,00 Tl ecrimisil ile köy içindeki evin de kullanımı nedeniyle 5.000,00 TL ecrimisil olmak üzere toplam 20.340,00 TL ecrimisilin yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.Davalı, davacıların aynı konuda daha önce ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/312 esas sayılı dosyasında açtıkları davanın takip edilmediğinden açılmamış sayılmasına karar verildiğini, anılan kararın henüz kesinleşmediğini, derdestliğin söz konusu olduğunu, dava konusu 2749 parselde ... şantiyesinin mevcut olduğunu, 368 parselin ise engebeli arazi olup her iki parselin işlenemediğini, 3550, 248, 1789, 4339 ve 4237 parsel sayılı taşınmazlarla bir ilgisi olmadığını, ihtar ile intifadan menin sağlandığını, ancak o tarihten itibaren ecrimisil istenebileceğini, köy evinin kendisine ait olduğuna dair tapu kaydında şerh bulunduğunu, talebin zaman aşımına uğradığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, çekişme konusu 636, 791, 249, 128, 320, 2749, 2628, 1308, 1323, 4292, 4303, 368, 4339, 3644 ve 4694 parsel sayılı taşınmazlarda davacıların murisinin ve davalının paydaş oldukları, 4694 parseldeki muhdesatın davalı ..."a ait olduğuna dair tapu kaydında şerh bulunduğu, kullanım hakkı davalı ..."a ait olup bu parsel için ecrimisil istenemeyeceği, 1299 ve 3550 parsellerin dava dışı kişiler adına, 248, 4237 ve 1789 parsellerin ise tamamının davalı adına kayıtlı olduğu, davacıların verilen kesin süre içinde elatmanın önlenmesi isteği bakımından harç ikmalini yapmadıkları, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 150. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği, 25.05.2007 tarihinde intifadan menin gerçekleştiği, men tarihi ve murisin payı gözetilerek bilirkişi raporu doğrultusunda ecrimisilin hüküm altına alınması gerektiği gerekçesiyle elatmanın önlenmesi davasının açılmamış sayılmasına, ecrimisil davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir.Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu 636, 791, 249, 128, 320, 3644, 2749, 2628, 1308, 1323, 4292, 4303, 368, 4339 ve 4694 parsel sayılı taşınmazların kayden davacılar murisi Fadliye Lamba ile davalı ... arasında paylı mülkiyet üzere olduğu, dava dışı paydaşın bulunmadığı, 4694 parselin tapu kaydında “üzerindeki binalar ..."ya aittir” şeklinde davalı lehine muhtesat şerhinin olduğu, ayrıca, dava konusu 1299, 3550, 248, 1789 ve 4237 parsel sayılı taşınmazlarla murisin ve davalının kayden ilgisinin bulunmadığı, bu taşınmazların dava dışı kişiler adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
Öte yandan, davanın dava dilekçesinde 20.340,00 TL değer gösterilmek suretiyle açıldığı, mahkemece yapılan keşif sonucu elde edilen bilirkişi raporu ile paya vaki elatmanın önlenmesi isteğine konu taşınmazların tespit edilen değeri üzerinden hesap edilen eksik harcı ödemesi için 10.12.2013 ile 16.01.2014 tarihli duruşmalarda davacı tarafa süre verildiği, davacıların harç ikmalini verilen süre içinde yapmadıkları gibi, 20.02.2014 tarihli duruşmada, harcı ikmal etmeyeceklerini bildirip, ecrimisil isteği bakımından karar verilmesini istedikleri de açıktır.
Bilindiği üzere, Harçlar Kanunu harç alınması veya tamamlanmasını yanların isteklerine bırakmamış, değinilen yönün mahkemece kendiliğinden (re"sen) gözetilmesini ve harcın yatırılmaması halinde de ne gibi bir mukteza tayin edileceğini 30. ve 32. maddelerinde hükme bağlamıştır. Buna göre, mahkeme sırasında tespit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğunun anlaşılması halinde yalnız o celse için davaya devam olunacağı, harç tamamlanmadıkça davaya devam olunamayacağı ve yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin de yapılamayacağı hükümlerine yer verilmiştir. Somut olayda, mahkemece çekişme konusu taşınmazların keşfen belirlenen değeri üzerinden harcın tamamlanması için 10.12.2013 ile 16.01.2014 tarihli duruşmalarda davacı tarafa ikincisi kesin olmak üzere iki kez süre verilmiş, buna rağmen davacı tarafça harç tamamlanmadığından elatmanın önlenmesi isteği bakımından HMK. nin 150. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmişse de, yukarıda açıklandığı şekilde, öncelikle verilen süre içinde harç ikmali yapılmadığından elatmanın önlenmesi bakımından HMK"nin 150. maddesi gereğince dosyanın işlemden kaldırılması, üç aylık süre içinde yenilenmediği taktirde elatmanın önlenmesi isteği bakımından davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Diğer taraftan, dosya kapsamı ile çekişme konusu 636, 791, 249, 128, 320, 3644, 2749, 2628, 1308, 1323, 4292, 4303, 368, 4339 ve 4694 parsel sayılı taşınmazların tamamını murisin ölümünden itibaren ve öncesinde tek başına davalının tasarruf ettiği, davacıların paylarına karşılık anılan taşınmazlarda kullandıkları ya da kullanabilecekleri yer olmadığı, bu taşınmazlar bakımından 2004 yılında açılan ortaklığın giderilmesi davası ile intifadan menin gerçekleştiği, başka bir deyişle davacıların 18.04.2007 tarihinde gönderdikleri ihtarname tarihinden önce intifadan menin gerçekleştiği sabittir. Ayrıca, dava konusu 1299, 3550, 248, 1789, 4237 parsel sayılı taşınmazların da taraflarla ilgisi olmayıp dava dışı kişiler adına kayıtlı olduğu açıktır.
Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık, değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK"nin 266 vd. maddelerine uygun olmalıdır.
Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.
Somut olayda, yukarıda açıklanan ilke ve olgulara uygun araştırma yapılarak doğru şekilde ecrimisil hesabı yapıldığını da söyleyebilme olanağı yoktur.Hâl böyle olunca; elatmanın önlenmesi isteğine ilişkin olarak dosyanın HMK.nin 150. maddesi gereğince işlemden kaldırılması, üç aylık süre içinde yenilenmediği taktirde elatmanın önlenmesi isteği bakımından davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi, öte yandan, yukarıda açıklanan ilke ve olgular doğrultusunda gerekli araştırma ve incelemenin yapılması, mahallinde uzman bilirkişiler marifetiyle keşif yapılarak çekişmeye konu edilen taşınmazlardan davalının tasarrufu altında bulunduğu tespit edilen 636, 791, 249, 128, 320, 3644, 2749, 2628, 1308, 1323, 4292, 4303, 368, 4339 parseller bakımından taşınmazların “tarla” niteliğine uygun davacıların talebi doğrultusunda 2006 yılından itibaren ecrimisil hesabının yapılması, 4694 parselde davalı lehine muhtesat şerhi bulunduğundan taşınmazın arz değeri üzerinden ecrimisil tespit edilmek suretiyle davacıların murisinin paylarına isabet eden ecrimisilin hüküm altına alınması gerekirken hatalı bilirkişi raporu üzerinden yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Tarafların bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 17.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.