Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2014/252
Karar No: 2017/5

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2014/252 Esas 2017/5 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2014/252 E.  ,  2017/5 K.

    "İçtihat Metni"


    Kararı veren
    Yargıtay Dairesi : 1. Ceza Dairesi
    Mahkemesi :Ağır Ceza
    Günü : 10.05.2011
    Sayısı : 220-71

    Taksirle öldürme suçundan sanık ..."ın 5237 sayılı TCK"nun 85/1. maddesi uyarınca 4 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, Kozan Ağır Ceza Mahkemesince verilen 10.05.2011 gün ve 220-71 sayılı hükmün sanık müdafii, katılan ... vekili ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 25.02.2014 gün ve 3168-1048 sayı ile;
    “Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıklar.... ve ...."nin eylemlerinin sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde sanık ... yönünden bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi suçunun niteliği tayin, cezayı azaltıcı bir sebep bulunmadığı takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle değerlendirilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bozma nedenleri dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, Cumhuriyet Savcısının suç niteliğine yönelen, sanık ... müdafiinin, sanık ... müdafiinin ve katılan ... vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddiyle,
    A) Sanık ... hakkında maktul ..."a yönelik taksirle ölüme neden olma suçundan kurulan hüküm yönünden;
    Oluşa ve dosya kapsamına göre; sanık ... ile maktul ..."un arkadaş oldukları, olay günü birlikte araçla dolaşıp alkol aldıkları, gece yarısından sonra diğer sanık ..."yi de araca aldıkları, araç ile dolaşmaya ve alkol almaya devam ettikleri, aracı kullanan sanık ..."in .... ile cinsel ilişkiye girmek için her zaman gittikleri yer olan sulama kanalının kenarına geldiği, bu sırada maktulün arka koltukta uyuya kaldığını fark ettiği, .... ile araçta cinsel ilişkiye girmek isteyen sanık ...’in aracın kapısını açıp maktulü uyandırmak için seslendiği ve kolundan tutarak dışarıya çıkardığı sırada alkollü ve uykulu olan maktulün kolunu sanık ..."den kurtarmak için hamle yapması üzerine dengesini kaybederek sulama kanalına düştüğü ve suya kapıldığı, sanık ..."in maktulün kurtarılması için durumu derhal ilgili makamlara bildirmek yerine, .... ile birlikte olay yerinden ayrılarak başka bir yerde cinsel ilişkiye girdiği, daha sonra ...."yi otele bıraktığı sonra da jandarmaya olayı bildirdiği, yapılan araştırmalar sonucu maktulün cesedinin bulunup sudan çıkartıldığı, otopsi raporuna göre maktulün suda boğulma sonucu öldüğü olayda; sanığın bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi suçundan TCK’nın 98/1 maddesi delaletiyle TCK"nın 98/2 maddesi gereğince cezalandırılması yerine, suç niteliğinde yanılgıya düşülerek, yazılı biçimde taksirle ölüme neden olma suçundan TCK"nın 85/1 maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi,
    B) Sanık ... hakkında bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi suçundan kurulan hüküm yönünden,
    Sanık hakkında CMK"nın 231. maddesi hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışmasız bırakılması,
    C) Katılanlardan sadece Ahmet vekil ile temsil edildiği halde, katılan ... lehine vekalet ücretine hükmolunması yerine, tüm katılanlar lehine vekalet ücretine hükmolunması" isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 23.03.2014 gün ve 336450 sayı ile;
    “...İtiraza konu uyuşmazlık; sanık ..."ın maktul ..."e karşı eyleminin TCK"nun 85/1. maddesindeki taksirle ölüme neden olmak mı, yoksa TCK"nun 98/1 maddesi delaletiyle 98/2. maddesinde belirtilen bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi suçu mu olduğudur.
    Sanık ... ile maktul ..."un arkadaş oldukları, olay günü önce başka arkadaşları ile birlikte daha sonra da ikisi sanık ..."e ait araçla dolaşıp alkol aldıkları, gezdikleri, gece yarısından sonra diğer sanık ..."yi de araca aldıkları, araç ile dolaşmaya ve alkol almaya devam ettikleri, aracı kullanan sanık ..."in .... ile cinsel ilişkiye girmek için her zaman gittikleri yer olan jandarmanın uğramayacağını ve kuytu olarak düşündükleri Kozan ilçesi....köyü Çobanpınarı sınırı yakınlarında bulunan sulama kanalının kenarına gece saat 02.30 - 03.00 sıralarında geldikleri, bu sırada maktulün arka koltukta uyuyakaldığını fark ettikleri, .... ile araçta cinsel ilişkiye girmek isteyen sanık ...’in aracın kapısını açıp maktulü uyandırmak için seslendiği ve kolundan tutarak dışarıya çıkardığı sırada alkollü ve uykulu olan maktulün kolunu sanık ..."den kurtarmak için hamle yapması üzerine dengesini kaybederek sulama kanalına düştüğü ve suya kapıldığı, maktulün kanalda çırpınmaya başladığı ve inleme sesleri çıkardığı, sanık ..."in maktule seslendiği ancak başka bir fiili çaba göstermediği, sanıkların yüzme bilmedikleri, maktulün suyun akıntısında çırpınma seslerinin kesildiği ve suda kaybolduğu, sanıklarında olay yerinden ayrılarak dönüşte yol kenarında bulunan mısır tarlasında cinsel ilişkiye girdiği, daha sonra ...."yi otele bıraktığı sonra da sanık ..."in 04.19"da jandarmaya olayı bildirdiği, yapılan araştırmalar sonucu maktulün cesedinin bulunup sudan çıkartıldığı, otopsi raporuna göre; kanında 174 mg/dl alkol (etanol) bulunan maktulün harici travmatik bir etkenle ölmediği, suda boğulma sonucu öldüğü olayda;
    Sanık ..."in maktulle beraber gündüzden başlayarak saatlerce bira içtikleri ve arkadaşının sarhoş olduğunu gayet iyi bildiği, buna rağmen kendisinin kullandığı aracı diğer sanık ... ile cinsel ilişkide bulunmak amacıyla gece vakti 4.20 metre derinlikte ve içi su ile dolu olan sulama kanalının 1.80 metre yakınına aracı park ettiği, akabinde aracın arka koltuğunda diğer sanık ... ile cinsel ilişkiye girmek için yer temini maksadıyla, almış olduğu aşırı alkolün etkisiyle ve gecenin ilerleyen saati olması nedeniyle uyumakta olan maktul ..."u araçtan indirmek için, kanal tarafındaki arka kapıyı açıp maktulün kolundan tutarak silkeleyip uyandırdıktan sonra çekip araçtan indirdiği, araçtan indikten sonra maktul ile kanal arasındaki mesafenin daha da azaldığı, bunun sonucu olarak uyku sersemi olan maktulün bilinçsiz çırpınışlarla sanık ..."den kurtulup su kanalına düşerek boğulduğu olayda, sanık ..."in yaşı, hayat tecrübeleri, maktulün aldığı alkolün etkisiyle sarhoş olup sızıp uyuyakaldığını gördüğü halde yönetimindeki hususi otoyu kanalın bitişiğine park ettiği, akabinde maktule seslenip uyandırmak istediği, maktulün uyanamaması üzerine bu kez kanal tarafındaki arka kapıyı açıp maktulü kolundan tutup çekerek araçtan indirdiği, uykudan tam olarak uyanamayan, uyku sersemi olan ve aldığı yoğun alkol nedeniyle dengesini sağlayamayacak durumda bulunan ve mevcut durumu itibarıyla maktulün, içi su dolu olan kanala düşüp boğulabileceğini öngörmesi gerektiği halde, 5237 sayılı TCK.nun 85/1. maddesinde ifadesini bulan ve bu konuda objektif olarak kendisinden beklenen dikkat ve özen yükümlülüğünü ihmal etmek suretiyle maktulün taksirle ölebileceğini öngörmesi gerektiği düşünülmektedir.
    Bu maddi olgular karşısında sanık ..."ın bildirim yükümlülüğünü yerine getirilmemesi suçunu değil, taksirle ölüme neden olma suçunu işlediği..." görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurarak, Özel Daire bozma kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün onanmasına karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
    5271 sayılı CMK"nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 07.04.2014 gün ve 1876-2187 sayı ile; itiraz nedenleri yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    Sanık ... hakkında bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün Özel Dairece bozulmasına karar verilmiş olup, itirazın kapsamına göre inceleme sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan kurulan hüküm ile sınırlı olarak yapılmıştır.
    Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eyleminin taksirle öldürme suçunu mu, yoksa bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkindir.
    İncelenen dosya kapsamından;
    21.06.2010 tarihli olay ve yer gösterme, olay yeri inceleme tutanaklarına göre; sanık ..."in aynı gün saat 04.19’da jandarma komutanlığına gelerek, ..."ün Bulduklu köyü yakınlarındaki sulama kanalına düşüp kaybolduğunu belirttiği, sanığın konuşmasından ve ağız kokusundan alkollü olduğunun değerlendirildiği, işin aciliyetine binaen sanığın alkol raporu aldırılmadan saat 04.30 sıralarında olay yerine hareket edildiği, saat 05.20"de olay yerine varıldığı, olay yerinde herhangi bir delile ulaşılamadığı, su akış istikametine doğru 18 km boyunca yapılan kontrollerde ölen ..."ün bulunamadığı,
    22.06.2010 tarihli ölü muayene ve otopsi tutanağına göre; aynı gün saat 01.30 sıralarında Kozan ilçesi, Hacıbeyli köyü yakınlarındaki DSİ sulama kanalı içinde bir erkek cesedinin olduğunun bildirilmesi üzerine olay yerine intikal edildiği, sulama kanalının içinde yüzükoyun vaziyette ölenin bulunduğu, ölenin üst kısmında tişört, alt kısmında şort ve şalvar olduğu, ceplerinde nüfus cüzdanı, cep telefonu ve 2 adet anahtar bulunduğu, ölü muayenesinde her iki el üst kısımlarda 2x1 cm ebadında cilt sıyrıkları, sol diz kapağı üstünde 3x2 cm ebadında cilt-cilt altı sıyrığı ve sağ diz kapağında 2x2 cm ebadında yüzeyel cilt sıyrığı haricinde başkaca travmatik ve patolojk bulguya, ateşli silah yarasına, delici kesici alet yarasına veya darp ve cebir izine rastlanılmadığı,
    Adli Tıp Kurumu Adana Grup Başkanlığının 08.12.2010 tarihli otopsi raporunda; Kimya İhtisas Dairesinin toksikoloji raporuna göre, kanında 174 mg/dl alkol(etanol) tespit edilen, iç organ parçalarında, kanında ve idrarında uyutucu, uyuşturucu ve toksik maddelerden hiçbirinin bulunmadığı belirlenen ölenin harici travmatik bir etkenle ölmediğinin, ölümün suda boğulma sonucu meydana gelmiş olduğunun bildirildiği,
    Mahkemece olay yerinde yapılan keşifte; Bucak köyü yol ayrımından Bulduklu köyü istikametine ayrılan ve kanal yolu olarak tabir edilen toprak tali yolun sağında su kanalının, solunda ise tarlaların olduğunun, yolun 4.8 metre genişliğinde, araç geçişine uygun bölümünün ise 2.7 metre genişliğinde olup olay yerinin Bucak köyü yol ayrımına yaklaşık 4 km mesafede bulunduğunun, olay yerinde bir yöne doğru 100 metrelik mesafede ağaç bulunmadığının, diğer bir yönde ise yaklaşık 15-20 metre mesafede yolun alt kısmında tarla kenarlarında ağaçların olduğunun, su kanalının derinliğinin yaklaşık 5 metre, genişliğinin ise 12 metre olduğunun, sanıkların olay sırasında kanaldaki suyun yol kenarındaki otların başlangıç noktaları ile aynı seviyede olduğunu söylemeleri nedeniyle suyun derinliğinin 5 metre olarak tahmin edildiğinin, sanık ...’in savunmasına göre aracın park edildiği nokta ile suyun başladığı nokta arasının yaklaşık 7 metre olduğunun, cep telefonlarının olay yerinde çalışır durumda olduğunun belirtildiği,
    Mahkemece yapılan keşfe istinaden düzenlenen bilirkişi raporunda; sulama kanalının genişliğinin 11.7 metre, kanal yüksekliğinin 4.9 metre, taban genişliğinin ise 4.2 metre olduğunun, yolun toprak tali bir yol olup genişliğinin 2.7 metre, kanal ile yol arasındaki çimenlik kısmın genişliğinin ise 2.1 metre olduğunun, sanık ..."in beyanları esas alınırsa, aracın kanala 6.9 metre uzakta park edildiğinin, sanık ..."nin beyanlarının esas alınması halinde ise, aracın kanala 2.7 metre uzakta park edildiğinin ve ölenin suya düştüğü yer ile kanal arasındaki mesafenin ise yaklaşık 1.8 metre olduğunun bildirildiği,
    Anlaşılmaktadır.
    Katılanlar Ahmet, Sebiha, Serdar, Şemsettin ve Mustafa aşamalarda; olaya ilişkin görgüye dayalı bir bilgilerinin bulunmadığını söylemişler,
    Tanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve Nihat Altınsoy aşamalarda; olaya ilişkin görgüye dayalı bir bilgilerinin olmadığını belirterek, Muhammet ve Nihat; ölenin elinde bira ile gelerek sanık ...’den kendisini gezdirmesini istediğini, Metin; ölen ile sanık ...’in olay gecesi kendisinden bira alıp gittiklerini, Harun; ölen ile sanıkların olay gecesi iş yerine gelip çorba içtiklerini, Serkan ise; ölen ile sanıkların gelerek kendisinden şırdan aldıklarını beyan etmişler,
    İnceleme dışı sanık ... kollukta; ölen ve sanık ..."le olay gecesi gezdiklerini, daha sonra ölen ve sanık ..."in kendisini oteline bıraktıklarını anlatmış,
    Savcılıkta; olay gecesi sanık ...’in kendisini cep telefonundan aradığını, otelin önünde buluştuklarını, arabaya bindiğini, arka koltukta ölen ...’un olduğunu, Selçuk"un otelden 5 tane bira aldığını söylediğini, önce çorbacıya ardından şırdancıya gittiklerini, sanık ...’in kullandığı araçla, zaman zaman cinsel birliktelik yaşadıkları, jandarma ve emniyetin uğramadığı, kuytu bir yer olan kanal kenarına gittiklerini, burada da arabanın içerisinde bira içmeye devam ettiklerini, Selçuk"un arabanın arka koltuğunda uyuduğunu, kendisinin ise aracın arka koltuğunda sanık ...’le cinsel ilişkiye girebilme düşüncesiyle sanık ...’e zamanının kısıtlı olduğunu söyleyip Selçuk’u kaldırmasını istediğini, bunun üzerine sanık ..."in kalkıp aracın arka kapısını açtığını ve iki defa "Selçuk" diye seslenerek Selçuk"un kolundan tutup arabadan çıkardığı sırada Selçuk"un kolunu...."den kurtarmak için hamle yaptığını ve uyku sersemi olduğu için kanala düştüğünü, kurtulmak için bir süre çırpındığını, kendisinin bakmadığını, sanık ..."in "Selçuk bu tarafa çık" diye seslendiğini ancak bir şey yapamadığını, bir süre çırpınan Selçuk"u suyun alıp götürdüğünü, bir süre kanalın başında beklediklerini, daha sonra sanık ..."in kendisine "Selçuk"tan ses kesildi, bu gitti, bu suda gitti, biz de buradan gidelim" dediğini, Selçuk"u kurtarmak için herhangi bir fiili davranışlarının olmadığını, sadece seslendiklerini, kendisinin yüzme bilmediğini, otele gitmek üzere olay yerinden ayrıldıklarını, yolda bir mısır tarlasının olduğu yerde sanık ... ile cinsel ilişkiye girdiklerini, cinsel ilişkiye girdikten sonra...."in kendisine bu olaydan jandarmaya ve polise bahsetmemesini söylediğini, kendisinin de bunu kabul ettiğini belirterek, mahkemede ve keşifte de aynı doğrultuda beyanlarda bulunmuş,
    Keşifte ayrıca; sanık ...’in aracı kanalın oldukça yakın bir yerinde yolun sağına doğru durdurduğunu, kanalın tamamen suyla dolu olduğunu, aracın durduğu nokta ile kanaldaki su arasında 2.5-3 metre mesafe olduğunu, ölenin kanalın içinde kaybolup gitmesinden sonra, herhangi bir yere telefon açıp yardım istemediğini, sanık ...’in de kimseyi aramadığını ifade etmiş,
    Sanık aşamalarda; ölen ... ile arkadaş olduklarını, olay gecesi ölenin elinde biralarla gelerek kendisiyle gezmek istediğini, kendisinin kullandığı araç ile ölenle beraber bir süre ilçe merkezinde gezip araç içerisinde bira içtiklerini, ölenin evine gittiklerini, ölenin bira almak için yanına para alıp bu parayla da otelden bira aldığını, daha sonra inceleme dışı sanık ..."yi de yanlarına alarak bir müddet daha şehir içinde dolaşıp araç içerisinde bira içmeye devam ettiklerini, daha sonra yemek yediklerini ve Bulduklu köyüne doğru yola çıktıklarını, emniyet ve jandarma kontrolünden uzak bahse konu sulama kanalının kenarından gittiklerini, ölenin tuvalet ihtiyacı olduğunu söylemesi üzerine aracı durdurduğunu, her üçünün de araçtan indiklerini, ölenin ihtiyacını giderdikten sonra yüzmek için su dolu kanala atladığını, biraz yüzdüğünü, ölenden sudan çıkmasını istediğini, ölenin cevap vermediğini, bir müddet sonra da kulaç seslerinin kesilip ölenin gözden kaybolduğunu, ölenin sırt üstü dinlenerek yüzdüğünü düşündüğünü, yarım saat kadar bekleyip sonra tekrar seslendiklerini, ses gelmeyince geri döndüklerini, dönüş yolunda araç içerisinde .... ile cinsel ilişkiye girdiklerini, daha sonra ...."yi otele bırakıp jandarmaya durumu bildirdiğini,
    Mahkemede son sözünde ise; suya düştükten sonra ölene elini uzattığını, tutup çıkarmak istediğini ancak ulaşamadığını, ölene kendisine doğru gelmesini söylediğini ancak gelemediğini, ölenin 85, kendisinin ise 47 kg olduğunu, yüzme bilmediğini, bu nedenle suya giremediğini, aracını kanalın hemen bitişiğine değil yolun karşı tarafına 6-7 metre uzağına park ettiğini,
    Savunmuştur.
    Uyuşmazlık konusunda isabetli bir hukuki çözüme ulaşılması bakımından, taksirli suçlarda nedensellik bağının hangi hallerde kesileceğinin ve yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi suçunun hangi hallerde oluşacağının üzerinde durulması gerekmektedir.
    Taksirli hareket ile meydana gelen netice arasında illiyet bağı bulunmaması halinde fail bu sonuçtan sorumlu tutulamayacaktır. Neticenin gerçekleşmesinde, mağdur veya başka bir kişinin taksirli davranışının da etkili olması durumunda, diğer taksirli davranış nedensellik bağını kesmediği sürece bu durum failin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı gibi, taksirin vasfını da değiştirmeyecektir.
    Taksirle işlenen suçtan kaynaklanan netice, failin hareketi olmasaydı gerçekleşmeyecekti denilebiliyorsa bu durumda nedensellik bağının varlığı kabul edilir. Örneğin ölüm neticesi failin taksirli hareketine bağlı olarak gerçekleşmiş ise, diğer bir deyişle failin taksirli hareketi olmasaydı ölümün gerçekleşmeyeceği sonucuna varılıyorsa, başka bir ifadeyle ölüm failin eseriyse bu takdirde failin eylemi ile netice arasında bir nedensellik bağının var olduğu kabul edilecektir. Taksirli suçlarda aranacak olan objektif isnat edilebilirlik, dikkat ve özen yükümlülüğünün yerine getirilmemesi sonucunda neticeye sebebiyet verilmesidir. "Fail gerekli dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmiş olsaydı netice gerçekleşmeyecekti" denebilir ise, bu takdirde netice faile isnat edilebilecektir.
    Zararlı neticenin, failin hareketlerinin mağdurun ya da üçüncü bir kişinin hareketi ile birleşmesi sonucu meydana geldiği durumlarda, failin taksirli sorumluluk şartlarının bulunup bulunmadığının belirlenmesi açısından, neticeye kimin sebebiyet verdiğinin ve failin iradi hareketi ile netice arasındaki nedensellik bağının kesilip kesilmediğinin tespit edilmesi gerekmektedir. Mağdur ya da üçüncü kişinin hareketinin ya da bir başka nedenin, neticenin tek sebebi olduğu veya zararlı neticenin yalnızca bu kişilerin kusurlu hareketlerinden kaynaklandığı durumlarda, failin hareketi ile netice arasındaki nedensellik bağının ortadan kalktığı kabul edilmelidir. Buna karşılık failin kusurlu hareketine mağdur ya da üçüncü bir kişinin kusurlu hareketinin eklendiği ve neticenin çeşitli kusurlu hareketlerin birleşmesinden meydana geldiği hallerde ise nedensellik bağı kesilmez.
    5237 sayılı TCK’nun 98. maddesinde düzenlenen yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi suçunun maddi unsurunu ise; yaşı, hastalığı veya yaralanması dolayısıyla ya da başka herhangi bir nedenle kendini idare edemeyecek durumda olan kimseye “hal ve koşulların elverdiği ölçüde yardım etmemek” ya da “durumu derhal ilgili makamlara bildirmemek” şeklindeki ihmali hareketler oluşturmaktadır.
    Failin, kendini idare edemeyecek durumda olan mağdura öncelikle “hal ve koşulların elverdiği ölçüde” yardım etmeye çalışması, yardımın mümkün olmaması veya yapabileceği yardımın yetersiz kalması durumunda ise, durumu mevcut hal ve koşullara göre en uygun bildirim metodunu seçerek, iletişim cihazları vasıtasıyla, yazılı veya sözlü olarak ya da herhangi bir şekilde gecikmeden ilgili makamlara bildirmesi gerekir. Aksi halde fail “durumu derhal ilgili makamlara bildirmemek” şeklindeki ihmali davranışından sorumlu tutulacaktır.
    Kasti veya taksirli hareketi ile mağdurun yardıma muhtaç hale gelmesine neden olan kişi, yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi suçunun faili olamaz. Failin, kendi davranışı ile yardıma muhtaç hale gelen mağdura yardım etmesi ya da durumu ilgili makamlara bildirmesi gerekir ise de, aksi davranışta bulunması halinde yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi suçu oluşmaz. Bu durumda fail sadece kasten ya da taksirle işlediği suçtan veya koşulları oluştuğu takdirde TCK’nun 83. maddesindeki kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi ya da TCK’nun 88. maddesindeki kasten yaralamanın ihmali davranışla işlenmesi suçlarından sorumlu olur.
    Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
    Ölen ... ile sanık ..."in önceden birbirlerini tanıdıkları, olay akşamı ölenin elinde biralarla gelerek, aracının içerisinde alkol alan sanık ...’den kendisini gezdirmesini istediği, önce tanık Nihat’ın sanık ...’e ait araçla sanığı ve öleni gezdirdiği, bu esnada sanık ... ile ölenin bira içmeye devam ettikleri, daha sonra sanık ..."in önceden tanıdığı inceleme dışı sanık ..."yi telefonla arayarak kendisiyle birlikte olmak istediğini söylediği, tanık Nihat’ın aracı ....’nin kaldığı otelin yakınlarında durdurup yanlarından ayrıldığı, ölenin ise sanık ..."in yanından ayrılmak istemediği ve ...."yi kendisinin de tanıdığını belirtip beraber gezebileceklerini söylediği, ölenin evine uğrayıp bira için bir miktar daha para aldıkları, daha sonra sanık ..."nin kaldığı otele giderek buradan 5 şişe bira alıp arabaya döndükleri, yanlarına ...."yi de alıp beraber araçla gezmeye başladıkları, bir ara yemek yedikten sonra sanık ..."in kullandığı araç ile tekrar dolaşmaya, araç içerisinde bira içmeye devam ettikleri, .... ile cinsel ilişkiye girme düşüncesinde olan sanık ..."in jandarma veya polis baskınına uğramamak için nispeten tenha bir bölge olan Bulduklu köyü civarındaki sulama kanalı boyunca devam eden toprak yolda ilerlediği ve toprak zeminle aynı seviyeye kadar suyla dolu olan, 4.9 metre derinliğindeki sulama kanalının 2.7 metre kenarına aracını park ettiği, aracın arka koltuğunda oturan ölenin ise uyuyakaldığı, ...."nin aracın arka koltuğunda sanık ..."le cinsel ilişkiye girme düşüncesiyle sanık ..."den öleni kaldırmasını istediği, ölene ismiyle hitap etmesine rağmen ölenden ses gelmeyince sanık ..."in arabanın kanal tarafına bakan arka kapısını açtığı, öleni kolundan tutup dışarıya çıkardığı sırada, gerek alkolün gerekse uyku sersemliğinin etkisi altındaki ölenin kolunu sanığın elinden kurtarmak için hamle yaptığı sırada dengesini kaybederek içi su dolu kanala düşüp çırpınmaya başladığı, sanık ..."in ise ölene seslenip sudan çıkmasını istediği, ölenin akıntıya kapılıp kaybolduğu, olay yerinde bir süre daha bekleyen sanıkların arabayla olay yerinden ayrıldıkları, ilçe merkezine gelirken yolda aracı durdurup cinsel ilişkiye girdikleri, sanık ..."in diğer sanık ..."yi oteline bıraktıktan sonra saat 04.19’da ilçe jandarma komutanlığına durumu bildirdiği, yaklaşık bir gün sonra bulunan ölenin kanında 1.54 promil alkole rastlandığı ve ölümün suda boğulma sonucu meydana geldiği anlaşılan olayda; sanık ... aracını yolla arasında herhangi bir engel bulunmayan sulama kanalının kenarında durdurduktan sonra, öncesinde birlikte dolaşıp alkol almaları nedeniyle alkolün ve aracın arka koltuğunda uyuyakalması nedeniyle de uykunun etkisi altında olduğunu bildiği ölenin mevcut durumu itibarıyla dengesini sağlayamayıp sulama kanalının içine düşebileceğini ve boğulabileceğini öngörmesi gerekirken, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak öleni araçtan çıkarmak suretiyle taksirle hareket etmiş, gerek uyku sersemliğinin gerekse aldığı alkolün etkisi altında olan ölenin dengesini kaybedip sulama kanalına düşmesine ve ölümüne sebebiyet vermiştir.
    Öte yandan, sanığın öleni kolundan tutup araçtan dışarıya çıkardığı sırada ölenin kolunu sanığın elinden kurtarmak için hamle yapmasıyla nedensellik bağının kesildiğinden de söz edilemez. Zira ölüm olayı, sanığın taksirli hareketleri ile uyku sersemliğinin ve alkolün etkisi altında olan ölenin kolunu sanığın elinden kurtarmak için yaptığı hareketin birleşmesi sonucu meydana gelmiş olup nedensellik bağı ortadan kalkmamıştır. Bu nedenle, yerel mahkemece sanığın taksirle öldürme suçundan cezalandırılmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
    Bu itibarla, Özel Dairenin bozma kararının sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün katılanlardan sadece Ahmet vekil ile temsil edildiği halde, katılan ... lehine vekalet ücretine hükmolunması yerine, tüm katılanlar lehine vekalet ücretine hükmolunması isabetsizliğinden bozulmasına, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususun, 1412 sayılı CMUK"nun 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün görüldüğünden, hüküm fıkrasından katılanlar lehine vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin bendin çıkarılması ve yerine “Katılan ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesine göre hesap edilen 2.200 lira vekalet ücretinin sanık ...’den alınarak katılan ...’e verilmesine” ibaresinin yazılması suretiyle hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmelidir.

    SONUÇ:
    Açıklanan nedenlerle;
    1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
    2- Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 25.02.2014 gün ve 3168-1048 sayılı bozma kararının sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden KALDIRILMASINA,
    3- Diğer yönleri usul ve kanuna uygun olan Kozan Ağır Ceza Mahkemesinin 10.05.2011 gün ve 220-71 sayılı mahkûmiyet kararının, sanık ... yönünden, katılanlardan sadece Ahmet vekil ile temsil edildiği halde, katılan ... lehine vekalet ücretine hükmolunması yerine, tüm katılanlar lehine vekalet ücretine hükmolunması isabetsizliğinden BOZULMASINA,
    Ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususun, 1412 sayılı CMUK"nun 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün görüldüğünden, hüküm fıkrasından katılanlar lehine vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin bendin çıkarılması ve yerine “Katılan ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesine göre hesap edilen 2.200 lira vekalet ücretinin sanık ...’den alınarak katılan ...’e verilmesine” ibaresinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
    4- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.01.2017 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.




    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi