21. Hukuk Dairesi 2018/3148 E. , 2019/1511 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
TÜRK MİLLETİ ADINA
Davacı, davalı işverene ait iş yerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacının tüm, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2- Dava, davacının davalı ..."nin......"nda 23.07.2001-31.12.2013 tarihleri arasında geçen ve davalı Kuruma eksik bildirilen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile “23.07.2001 tarihi ile 05.08.2003 tarihleri arasındaki süreler ile ilgili olarak talebin reddine,
06.08.2003 tarihinden 31.12.2013 tarihleri arasındaki süre ile ilgili davanın kabulü ile,
23.07.2001 tarihi ile 31.12.2013 tarihleri arasında öğretim görevlisi sıfatıyla (Kuruma bildirilen süreler dışında da) davalı ...... nezdinde çalıştığının tespitine” karar verilmiş ise de bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile gidilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının ......... dersleri verdiği, davalı ...... tarafından 23.07.2001–31.08.2002 ve 15.05.2007–31.12.2013 tarihleri arasındaki çalışmalarının davalı Kuruma bildirildiği, davacının talep ettiği dönemde her yıl davalı ...... ile tip sözleşmeleri imzaladığı, davacı tarafından davalı ......"ye verilen 31.12.2002 tarihli dilekçe ile; kısa vadeli sigorta kollarına zorunlu olarak tabi olacağının, ancak bunların dışında kalan uzun vadeli sigorta kollarına tabi olmayacağının ve bununla ilgili herhangi bir kesintinin yapılmamasını talep ettiği, yine 14.09.2003 tarihli dilekçe ile maaşından hiçbir sigorta priminin kesilmemesini talep ettiğini bildirildiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa"nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa"nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay"ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Öte yandan; 506 sayılı Yasa"nın 3. maddesinin II-A fıkrasının 4958 sayılı Yasa’nın 57. maddesi ile yürürlükten kaldırılmadan önceki halinde; malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının bir işveren emrinde çalışan ve Türk uyruklu olmayan kimselerden, Kurum"dan yazılı istekte bulunanlar hakkında ve istek tarihinden sonraki aybaşından başlanarak uygulanacağı belirtilmiştir. 4958 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girdiği 06.08.2003 tarihinden itibaren bir işveren emrinde çalışan yabancı uyruklu işçiler isteklerine bakılmaksızın tüm sigorta kolları kapsamına alınmıştır.
Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı 6100 sayılı HMK 297, 298. (Eski 1086 sayılı HUMK 388.mad.) maddelerinde belirtilmiştir. Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Somut olayda, mahkemece davacının 23.07.2001 tarihi ile 05.08.2003 tarihleri arasındaki talebinin reddine karar verildiği halde, aynı zamanda 23.07.2001 tarihi ile 31.12.2013 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verildiği hükmün bu hali ile infaz kabiliyetine haiz olmadığı ve çelişki bulunduğu ortadadır. Diğer taraftan davacının 4958 sayılı Yasa’nın yürürlük tarihi öncesinde uzun vadeli sigorta kollarından yararlandırılmak istemediğine dair dilekçesinin de göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır.
Yapılacak iş, davacının 31.12.2002 tarihli dilekçesi sebebi ile davalı işyerinden yapılan bildirimin sona erdiği 31.08.2002 tarihi de dikkate alınarak 01.09.2002-31.12.2002 tarihleri arasında ve 4958 sayılı Yasa’nın yürürlük tarihini göz önünde bulundurarak 06.08.2003 tarihinden itibaren davalı işveren tarafından hizmetinin yeniden bildirilmeye başlandığı 15.05.2007 tarihine kadar olan sürede davalı işyerinde geçen ve davalı Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının kabulüne karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Kabule göre de davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasına ve bir vekil ile temsil edilmesine rağmen davalı Kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olması hatalıdır.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davacıya yükletilmesine,
04/03/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.