Ceza Genel Kurulu 2016/1147 E. , 2017/17 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza
Suçluyu kayırma suçundan sanık ..."in TCK"nun 283/1, 50/1-a ve 52/2-4. maddeleri gereğince 3600 Lira adli para cezası ile cezalandırılmasına ve taksitlendirmeye ilişkin, Antalya 5. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 26.11.2014 gün ve 550-764 sayılı hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 16. Ceza Dairesince, 02.11.2015 gün ve 4646-3528 sayı ile onanmasına karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 26.12.2015 gün ve 397884 sayı ile;
" ...TCK 283. maddedeki suç ile 270. maddedeki suçu üstlenme eylemi arasındaki içtima ilişkisi, tartışılması gereken bir konudur. 270. maddedeki suç; işlenen bir suçu yetkili makamlara, gerçeğe aykırı olarak kendisinin işlediğini veya suça iştirak ettiğini bildirmek suretiyle oluşmaktadır. Dolayısıyla, 270. maddedeki suçu oluşturan eylem, adli soruşturmayı gerçek fail üzerinden uzaklaştırmak ve araştırmayı saptırmaya yönelik bulunmaktadır.
283. maddede yer alan "suç işleyen bir kişiye araştırma(dan) ... Kurtulması için imkan sağlayan kimse" biçimindeki eylem tanımı ile, 270. maddedeki fiil, tipiklik bakımından bu yönleriyle benzerlik bulunmaktadır. İşlenmiş bir suçu kendisinin işlediğini bildirerek üstlenen kişi, aynı zamanda gerçek faile kurtulması için imkan sağlamış ve kayırmış olmaktadır. Bu iki suç arasındaki içtima ilişkisinin özel-genel hüküm ilişkisiyle çözümleneceği anlaşılmaktadır. TCK 283. maddesindeki düzenlemenin TCK 270. maddesine göre daha genel düzenleme olduğu ve TCK 270. maddesinin ise özel nitelikte bulunduğu dolayısıyla özel ve genel norm ilişkisinde TCK 44. maddesinde yazılı fikri içtimadan söz edilmeyeceği, özel normun önceliği ilkesi gereğince yalnızca TCK 270. maddesi uyarınca uygulama yapılması gerektiği kabul edilmelidir.
Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, sanık ... olay günü sevk ve idaresindeki 07 GD 016 plaka sayılı aracı ile Liman Mahallesinde bulunduğu sırada, görevli polis memurları tarafından durdurularak yapılan kontrolde 1,61 promil alkollü olduğu tespit edilmesi üzerine hakkında yasal işlem yapıldığı, bu işlem sırasında diğer sanık ... aracı kendisinin kullandığını söyleyerek yetkili polis ekiplerine gerçeğe aykırı olarak arkadaşı olan sanık ..."ı suçtan kurtarmak için suçu kendisinin üstlendiği şeklinde gerçekleşen eylemde, sanık ..."in işlediği trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçunu üslendiği yetkili merci olan emniyet görevlilerine karşı bildirimde bulunmak suretiyle işlendiği ve sanığın eylemlerinin TCK 270. maddesinde yazılı suçun maddi öğelerini oluşturduğu ve 5237 sayılı TCK 270. maddesinin özel norm niteliğinde bulunduğu ve sanık hakkında TCK 270. maddesince uygulama yapılarak cezalandırılması gerektiği " görüşüyle itiraz kanun yoluna müracaat ederek, sanık ... hakkında suçluyu kayırma suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne ilişkin Özel Daire onama kararının kaldırılması ve yerel mahkeme hükmünün bozulması talebinde bulunmuştur.
CMK"nun 308/1. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 16. Ceza Dairesince 08.04.2016 gün ve 410-3174 sayı ile;
"Trafik güvenliğini tehlikeye sokma, suçluyu kayırma suçlarından sanıklar ..., ... hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetlerine ilişkin Antalya 5. Asliye Ceza Mahkemesince 26.11.2014 gün 2014/550 esas 2014/764 karar sayılı hükmün sanıklar tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 02.11.2015 gün 2015/4646 esas, 2015/3528 karar sayılı ilamı ile sanıklar hakkında kurulan hükümlerin oybirliğiyle onanmasına karar verilmiştir.
Mezkur ilama karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 26.12.2015 tarihli ve KD-2014/397884 sayılı düzeltme yazısı ile sanık ... hakkında suçluyu kayırma suçundan verilen mahkumiyet hükmüne karşı; "alkollü şekilde araç kullanmak suretiyle trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçunu işleyen arkadaşı sanık ...’in suçunu üstlenmek amacıyla, sanık ... hakkında başlatılan soruşturma sırasında, yolcu olarak bulunduğu aracı kendisinin kullandığını beyan eden sanık hakkında TCK"nın 270. maddesinde yer alan suç üstlenme suçundan hüküm kurulması gerektiği", suçluyu kayırma suçundan verilen hükme yönelik onama kararının kaldırılarak hükmün bozulması gerektiğinden bahisle itirazda bulunulmuştur.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.07.2012 gün, 2012/890-1476 sayılı kararı ile 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı "Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun 99. maddesiyle 5271 sayılı CMK"nın 308. maddesinde yapılan değişiklik ve 101. maddesiyle 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 5. madde uyarınca itiraz hakkında karar verilmek üzere dosya Dairemize gönderilmekle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 308. maddesinin 6352 sayılı Kanunun 99. maddesine eklenen 3. fıkrası uyarınca yapılan incelemede, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı sonuç olarak yerinde görülmekle itirazın kabulüne, Yargıtay 16. Ceza Dairesince verilen 2015/4646 - 2015/3528 sayılı suçluyu kayırma suçuna ilişkin onama kararının kaldırılmasına, sanık ... hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçuna ilişkin onama kararının korunmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanık ... hakkında "suçluyu kayırma" suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Üstlenilen eylemin üstlenen sanık yönünden de suç teşkil etmemesi durumunda TCK"nın 283. maddesinde düzenlenen suçun oluşacağı gözetilmekle;
Olay saatinde araçta yolcu olarak bulunan ve alkollü olduğu anlaşılan sanığın, alkollü olarak araç kullanmak suretiyle trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçunu işleyen arkadaşı sanık ... hakkında başlatılan soruşturma sırasında, aracı kendisinin kullandığını bildirmekten ibaret eyleminin suç üstlenme suçunu oluşturacağı gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanun aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebepten dolayı bozulmasına" karar verilmiştir.
Bu karar doğrultusunda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca dosya, sehven Ceza Genel Kuruluna gönderilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Suçluyu kayırma suçundan sanığın mahkumiyetine karar verilen olayda, öncelikle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının CMK’nun 308. maddesi uyarınca yapmış olduğu itirazın Özel Dairece yerinde görülüp, kabul edilmesi ve önceki kararın kaldırılmasına rağmen dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi nedeniyle yapılacak işlem belirlenmelidir.
5271 sayılı CMK"nun "Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisi” başlıklı 308. maddesi; "(1) Yargıtay ceza dairelerinden birinin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, re"sen veya istem üzerine, ilâmın kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz" şeklinde düzenlenmiş iken, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle;
"(2) İtiraz üzerine dosya, kararına itiraz edilen daireye gönderilir.
(3) Daire, mümkün olan en kısa sürede itirazı inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir" şeklindeki fıkralar eklenmiştir.
Buna göre; Yargıtay ceza dairelerinden birinin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, ilamın kendisine verildiği tarihten itibaren 30 gün içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebileceği öngörülmüştür. Ancak, itiraz süresi kural olarak 30 gün olarak kabul edilmekle birlikte, aynı madde ile sanık lehine itirazlarda süre aranmayacağı kuralı getirilmek suretiyle de 1412 sayılı CMUK’da yer almayan istisnai bir düzenlemeye yer verilmiştir.
6352 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan itirazın öncelikle kararı veren Özel Daireye gönderileceği öngörülmüş, itiraz üzerine Özel Dairece itirazın yerinde görülmesi durumunda kararın Özel Dairece düzeltileceği, yerinde görülmemesi durumunda ise itirazın incelenmek üzere Ceza Genel Kuruluna gönderileceği hüküm altına alınmıştır. Diğer bir ifade ile itirazın Özel Dairece yerinde görülüp, önceki kararın düzeltilmesi durumunda dosya Ceza Genel Kuruluna gönderilmeyecektir. Sehven gönderilmesi durumda ise dosya hakkında Ceza Genel Kurulunca verilecek herhangi bir karar bulunmamaktadır.
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.07.2013 gün ve 64–344 sayılı kararında da aynı sonuca ulaşılmıştır.
Bu bilgiler ışığında somut olay incelendiğinde;
Özel Dairece verilen onama kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca CMK"nun 308. maddesi uyarınca itiraz kanun yoluna başvurulması üzerine Özel Dairece itirazın kabulüne, onama kararının kaldırılmasına ve yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar verildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca da dosyanın sehven Ceza Genel Kuruluna gönderildiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla Ceza Genel Kurulunca incelenmesi gerekli bir uyuşmazlık bulunmadığından, dosyanın incelenmeksizin mahalline iadesine karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Ceza Genel Kuruluna sehven gönderilen dosyanın Özel Dairenin itiraz üzerine verdiği 08.04.2016 gün ve 410-3174 sayılı kararı doğrultusunda işlem yapılmak üzere incelenmeksizin mahalline İADESİNE,
2-Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.01.2017 günü yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.