20. Hukuk Dairesi 2016/3790 E. , 2016/10292 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yargılaması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı ... vekili Av. ... tarafından istenilmekle, tayin olunan 08/11/2016 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden davacı ... ile diğer taraftan davalı Hazine vekili Av..... geldiler, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 10.01.2007 tarihli dava dilekçesinde; sınırlarını bildirdiği ... Köyünde bulunan yaklaşık 23000 m² taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğunu iddia ederek, Medeni Kanunun 713. maddesi hükmüne göre adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece; davanın kabulüne ve 27.04.2009 tarihli fen bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 5074,81 m² yüzölçümündeki taşınmazın davacı adına tapuya tesciline, aynı krokide 125 ada 6 nolu parselden 324,20 m², 125 ada 7 nolu parselden 284,50 m², 126 ada 4 nolu parselden 14,06 m², 126 ada 5 nolu parselden 691,95 m², 126 ada 6 nolu parselden 733,65 m², 126 ada 7 nolu parselden 289,67 m², 127 ada 4 nolu parselden 315,87 m², 127 ada 5 nolu parselden 733,39 m², 127 ada 6 nolu parselden 733,60 m², 127 ada 4 nolu parselden 142,57 m², 128 ada 4 nolu parselden 724,06 m², 128 ada 5 nolu parselden 330,90 m², 128 ada 6 nolu parselden 634,27 m², 128 ada 7 nolu parselden 567,65 m², 129 ada 9 nolu parselden 190,99 m², 129 ada 10 nolu parselden 337,42 m², 129 ada 11 nolu parselden 98,68 m², 136 ada 1 nolu parselden 657,25 m², 136 ada 2 nolu parselden 306,21 m², 136 ada 3 nolu parselden 291,54 m², 136 ada 4 nolu parselden 275,21 m², 136 ada 5 nolu parselden 109,80 m², 136 ada 20 nolu parselden 20,79 m², 137 ada 1 nolu parselden 1088,80 m²"lik bölümler üzerinde davacının mülkiyet ve zilyetliğinin tesbitine karar verilmiş, hüküm davalılar Hazine ve ... tarafından temyiz edilmekle bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 28.11.2013 gün ve 2013/7088 - 10831 sayılı bozma kararı özetle; "Mahkemece, dava konusu bir kısım taşınmazların köy yerleşim planı içerisinde kaldığından mülkiyet ve zilyetliğinin tesbitine, bir kısmının ise tapulama harici kaldığı ve davacı yararına zilyetlik koşulları oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; 1972 yılında kesinleşen orman kadastrosuna ait tutanaklar ve harita dosyaya getirtilmediğinden ve memleket haritası ile kadastro paftası ölçekleri eşitlenerek yakın komşu parselleri de gösterecek şekilde birbiri üzerine aplike edilmediğinden hükme esas alınan orman bilirkişi raporu denetlenemediği gibi, komşu 87 sayılı parsel tapusu hükmen oluştuğundan, hükme esas dosya getirtilerek bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdiği araştırılmamış, davalı Köy Tüzel Kişiliği tarafından çekişmeli yerlerle ilgili 1992 tarihli idari men kararı olduğu ve davacının köy
yerleşim yerine tecavüzü nedeniyle şikayetleri bulunduğu ileri sürüldüğü halde, ilgili men kararı ve şikayete ilişkin belgeler getirtilerek değerlendirme yapılmamıştır.
Bu nedenle; mahkemece, öncelikle 1972 yılında kesinleşen orman kadastrosu, 1992’de kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulamalarına ait tüm tutanaklar ve harita, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı, dava tarihinden 15 veya 20 yıl önce çekilmiş hava fotoğrafları ile bu fotoğraflardan üretilmiş memleket haritası, topografik fotogrametri yöntemiyle düzenlenen kadastro haritaları, komşu 87 sayılı parsele ait hükme esas dosya, davalı Köy Tüzel Kişiliğinin dayandığı idari men kararı ve davacının köy yerleşim yerine tecavüzü nedeniyle şikayetlerine ilişkin belgeler ilgili yerlerden getirtildikten sonra önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis, bir ziraat mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, zemine uygulanıp, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 4 ya da 5 orman tahdit sınır (OTS) noktasını gösterecek biçimde çekişmeli taşınmazların tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı; taşınmazların kesinleşen Devlet Ormanlarının dışında kaldığının saptanması halinde, bu kez eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı, dava tarihinden 15 veya 20 yıl önce çekilmiş hava fotoğrafları ile bu fotoğraflardan üretilmiş memleket haritası, topografik fotogrametri yöntemiyle düzenlenen kadastro haritaları ile komşu parsellere ilişkin kadastro tesbit tutanak ve dayanakları, davalı Köy Tüzel Kişiliğinin dayandığı 1992 tarihli idari men kararı ve davacının köy yerleşim yerine tecavüzü nedeniyle şikayetlerine ilişkin belgeler uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapıları, bitki örtüsü ve çevreleri incelenmeli; fotogometri yöntemiyle düzenlenen kadastro paftalarında zilyet ve tasarruf edilen yerlerden olup olmadığı; 6831 sayılı Kanunun 17/2. maddesi gereğince orman içi açıklığı niteliğinde olup olmadığı belirlenmeli, orman içi açıklıklarının zilyetlikle kazanılamayacağı gözetilmeli; zilyetlikle kazanılacak kültür arazisi olup olmadığı yönünden ziraatçı bilirkişiden rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca araştırma yapılıp, aynı Kanunun 3/7/2005 tarih ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi gereğince sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır." şeklindedir.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra, davanın reddine, fen bilirkişi..."ın 02/11/2014 tarihli raporuna ekli krokide A ile gösterilen 5074,76m² yerin tarla vasfı ile Maliye Hazinesi adına tesciline, B ile gösterilen yerde tapulama çalışması yapılıp kamu emlakına dönüştürüldüğünden bu kısım yönünden davalı Hazinenin tescil talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmüne göre taşınmazın tesciline ilişkindir.
Yörede, arazi kadastrosu çalışmaları 1967 yılında yapılmış, taşınmaz taşlık, çalılık niteliğiyle tapulama harici bırakılmıştır. Daha sonra 1744 sayılı Kanunla değişik 6831 sayılı Kanuna göre yapılarak 06.07.1972’de kesinleşen orman kadastrosu ile 13.11.1992’de kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulamaları bulunmaktadır.
Dava konusu 125 ada 6 vd. parseller 3367 sayılı Kanun gereği köy yerleşim alanı olarak ayrılmışlar, 14.12.2005’de ifraz işlemi ile köy tüzel kişiliği adına tapuya kaydedilmişlerdir.
Hükmüne uyulan bozma ilamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman bilirkişi raporlarına göre, çekişmeli taşınmazın A işaretli bölümünün 1992 tarihli hava fotoğraflarında ekilip dikilmeyen boşluk olarak göründüğü, üzerinde 3-4 yaşlarında zeytin ağaçları bulunduğu, dava tarihi olan 2007 yılına kadar imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımına dayalı mülk edinme koşullarının gerçekleşmediği belirlenerek ve Hazinenin tescil istemi gözönünde bulundurularak bu bölümün Hazine adına tesciline; B işaretli bölümün ise 3367 sayılı kanun uyarınca köy yerleşim alanı tespit komisyonunca, köy yerleşim alanı olarak belirlendiği ve 2005 yılında bu işlemin kesinleşmesiyle köy tüzel kişiliği adına tapuya tescil edildiği, bu tarihe kadar da davacı yararına zilyedlikle kazanma koşullarının oluşmadığı saptanarak yazılı biçimde hüküm kurulmasında isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, Yargıtaydaki duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre takdir edilen 1350,00.-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak, kendisini avukat ile temsil ettiren davalı Hazineye verilmesine 08.11.2016 günü oybirliğiyle karar verildi.