Abaküs Yazılım
20. Hukuk Dairesi
Esas No: 2018/6621
Karar No: 2019/1881

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2018/6621 Esas 2019/1881 Karar Sayılı İlamı

20. Hukuk Dairesi         2018/6621 E.  ,  2019/1881 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

    Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
    K A R A R
    Yörede 2007 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında ... köyü 199 ada 2 parsel sayılı 34379,23 m² yüzölçümündeki taşınmaz, hiçbir özel kişinin zilyet ve tasarrufu altında olmayıp, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki sahipsiz çalılık vasfındaki yerlerden olduğu gerekçesiyle, çalılık niteliğiyle davalı Hazine adına tesbit edilmiştir.
    Davacı, taşınmazın miras bırakanından kendisine intikal ettiği iddiasıyla, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece, taşınmazın öncesinin orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle davacının davasının reddine karar verilmiş, hükmün davacı ... tarafından temyizi üzerine, Dairenin 15/10/2012 gün ve 2012/11207 E. - 2012/11520 K. sayılı kararı ile ["" Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro öncesi zilyetlik hukukî sebebine dayalı tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde, 1939 yılında 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda dava konusu taşınmaz orman sınırları dışında bırakılmıştır. Yörede daha sonra 1982 yılında kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması da bulunmaktadır. İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmaz evveliyatı itibariyle orman sayılmayan yerlerden olduğu gibi, taşınmaz üzerinde imar ve ihya çalışması yapılmadığı, araziye tarım arazisi vasfı kazandırılmadığı, taşınmaz üzerindeki zilyetlikte kazanmayı sağlayan ekonomik amaca uygun ve kanunun aradığı bir kullanım da bulunmadığından, davacı gerçek kişi yararına imar, ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğinin oluşmadığı da anlaşıldığına ve yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı gerçek kişinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına""] karar verilmiştir.
    Davacı gerçek kişi karar düzeltme dilekçesinde; Yargıtayın ""Dava konusu taşınmazın 3116 sayılı Kanun gereğince yapılan ilk tahdit ve 1744 sayılı Kanun aplikasyon ve 2. madde çalışmalarında orman snırları dışında ve orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlendiği halde taşınmaz üzerinde imar ve ihya çalışması yapılmadığı, araziye tarım arazisi vasfı kazandırılmadığı, taşınmaz üzerindeki zilyetlikte kazanmayı sağlayan ekonomik amaca uygun ve kanunun aradığı bir kullanım da bulunmadığından, davacı gerçek kişi yararına imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğinin oluşmadığı,"" gereğine değinilerek yerel mahkeme hükmünün onandığı, oysa, yerel mahkeme kararının kanunların açık hükmüne aykırı olduğu gerekçeleri ile onama kararının kaldırılarak yerel mahkeme kararının bozulmasını istemiş, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 12.05.2014 tarih, 2014/3596 - 5318 sayılı kararı ile bozulmuştur.
    Hükmüne uyulan bozma kararında: ""Orman bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazın tahdit dışında orman sayılmayan yerlerden olduğu, ancak; hava fotoğrafı ve memleket haritasına dayalı olarak yapılan incelemede taşınmazın (A) harfi ile belirlenen bölümünün % 8-9 eğimde orman sayılmayan yerlerden olduğu ve (B) ve (C) harfleri ile gösterilen bölümünün ise meşe örtüsü bulunan orman sayılan yerlerden olduğu, (D) harfi ile gösterilen bölüm hakkında davacının hak iddia etmediği belirtilmiş taşınmazın konumu memleket haritasında lokal olarak işaretlenmişir. Ziraat bilirkişi raporunda taşınmazın % 3-5 eğimde (A) ve (D) harfleri ile gösterilen bölümlerin tarla vasıflı tarın arazisi olduğu, (B) ve (C) harfleri ile gösterilen bölümlerin ise meşelik vasfında tarım dışı arazi olduğu belirtilmiştir. Fen bilirkişi (A), (B), (C) ve (D) harflendirmelerine göre taşınmazın yüzölçüm olarak miktarlarını belirlemiştir. Davacı keşifteki imzalı beyanında kullandığı ve dava ettiği bölümü bilirkişilere göstermiş, ayrıca, mahkemeye sunduğu dilekçesinde de bilirkişilerin (B) ve (C) harfleri ile gösterilen bölümlere ilişkin aleyhe kanaatlerini kabul etmediğini de açıklamış olduğu halde, sanki (D) harfi ile gösterilen bölüme ilişkin bir talebi ve davası olmadığı şeklinde mahkemece yorumlanmıştır.
    Somut olayda; yörede 2007 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanununun 5304 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesi gereğince yapılan kadastro çalışmalarında taşınmaz daha önce kesinleşen orman kadastrosu dışında kaldığından halihazır durumu dikkate alınarak çalılık olarak sınırlandırılmış ve bu işlem kesinleşmiştir. Eldeki dava ise; gerçek kişi tarafından 19.04.2011 tarihinde on yıllık kanunî sürede zilyetliğe dayanılarak açılmıştır. Gerçek kişi davasını 3402 sayılı Kanunun 12. maddesine göre on yıllık kanunî sürede taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu savı ile açmış ve taşınmaz kısmende olsa memleket haritası, amenajman planı ve hava fotoğrafından oluşan resmî belgelere göre orman sayılamayan beyaz renkli açık alanda kaldığı ve eğiminin % 12 den az olması nedeniyle kadastro tespiti çalılık olduğunda imar-ihyaya konu teşkil edeceği ve bu alanların tarın ve ziraate elverişli olduğu raporlarla saptandığına göre, taşınmazın kesinleşen orman kadastro sınırları dışında kalmasına rağmen, imar ve ihyasının tamamlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın onanması maddî hatadan kaynaklanmakta olup, maddî hata usûlî kazanılmış hakkın istisnasını teşkil edeceğinden, davacı gerçek kişinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairenin onama kararının kaldırılarak yerel mahkeme kararının resmî belgelere dayalı olarak uygulama ve araştırmaya yönelik bozulması gerekmiştir.
    Bu nedenle; mahkemece, çekişmeli taşınmazların bulunduğu yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile tapu iptali tescil davalarında dava tarihinden ve kadastro tespitine itiraz davalarında ise tesbit tutanağının düzenlendiği tarihten 15 - 20 yıl önce iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları eski ve yeni haritalat ayrı ayrı bulunduğu yerlerden isteip getirtilerek, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir toprak uzmanı ziraat mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan 6831 sayılı Orman Kanununa göre Orman Kadastrosu ve aynı Kanunun 2/B Maddesinin Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar gözönünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii,
    yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritası, kesinleşen orman kadastrosu, varsa aplikasyon ve 2/B madde uygulama haritalarının ölçekleri kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de bu haritaların ölçeğine bilgisayar ortamında (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) çevrildikten sonra, bu haritalar birbiri üzerine aplike edilerek düzenlenecek bu haritalarda komşu ve yakın komşu parsellerin birlikte gösterilmesi, Yine değişik açı ve uzaklıklarda olan, en az 6 ya da 7 orman tahdit sınır (OTS) noktası görülecek biçimde, dava konusu taşınmaz ile komşu taşınmazların, memleket haritası, kadastro paftası, orman kadastro haritası ile aplikasyon ve 2/B madde uygulama haritasına göre konumu ve orman kadastro haritasındaki sınır noktaları ile varsa aplikasyon haritasındaki sınır noktaları bu haritalar ile paftaların tümü üzerinde ayrı renkli kalemlerle çizilip gösterilmeli, ve değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı yönetmelikler ile teknik izahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
    Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak; yapılacak keşifte tarım uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar (gerçek kişiler) yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca, davacılar yanında, (murisler) yönünden de tapu ve ilgili kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı yasanın 3/7/2005 gün 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi gereğince sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır"" denilmiştir.
    Mahkemece bozma kararı sonrası yapılan yargılama neticesinde, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; ... ili, ... ilçesi, ... mahallesi, 199 ada 2 parsel sayılı taşınmaz üzerinde 24/04/2015 tarihli fen bilirkişisi raporunda (A) harfi ile gösterilen 11.592,12 m2"lik kısmın iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, diğer kısımlardaki talebin reddine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    Dava tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
    Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde, 1939 yılında 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda ve 1744 sayılı Kanuna göre 1977 yılında yapılan ve itirazlar sonucunda 1982 yılında kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulamasında dava konusu taşınmaz orman sınırları dışında bırakılmıştır.
    Mahkemece bozma kararına uyulmasına rağmen bozma gerekleri yerine getirilmeden, temyize konu 199 ada 2 parsel sayılı taşınmaz sınırları içerisindeki kalan fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen kısmın davacı adına tesciline karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırıdır. Şöyleki;
    Hükme dayanak yapılan ziraat ve orman bilirkişi raporlarında dava konusu taşınmazın genel eğiminden bahsedilmiş ise de eğimin neye göre belirlendiği, klizimetre ile ölçülüp ölçülmediği açıklanmamış, taşınmazın niteliğinin saptanması bakımından bulunduğu yeri kapsar en eski tarihli ve tespit tarihinden 20 yıl öncesini gösteren resmî belgeler getirtilerek keşifte uygulama yapılmamış, orman bilirkişisi raporunda sadece memleket haritası üzerinde inceleme yapılmış ve memleket haritasının tarihi dahi belirtilmemiş hava fotoğrafları ise incelenmemiş, yine bilirkişi raporlarında A kısmı üzerinde 3-20 yaşlarında öbekler halinde meşe ağaçları olduğu açıklanmış ancak taşınmazın hangi kısmını kapsadıkları bu kısım üzerinde zilyetliğin nasıl sürdürüldüğü açıklığa kavuşturulmamış, keşif sırasında mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarından taşınmazın uzun süredir ekilmediğinden bahsedilmiş olmasına rağmen bu durumun iradi terk olup olmayacağı değerlendirilmemiş, taşınmazın evveliyatının orman olup olmadığı ve gerçek kişiler lehine zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda tereddüt oluşmuş ve 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde açıklanan gerçek kişilerin senetsiz ve belgesizden suluda 40 dönüm ve kuruda 100 dönümden fazla taşınmaz edinip edinmedikleri hususunda da mahkeme yazı işleri ile kadastro ve tapu sicil müdürlüklerinden ayrıca araştırma yapılmamış olması da doğru görülmemiştir.
    O halde, mahkemece dava konusu bitişik ya da yakın komşu parsellerin, kadastro tespit tutanak örnekleri ve bu parsellere uygulanan tapu ve vergi kayıtları ilk oluşturulduğu günden itibaren tüm gittileri ile yine en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile tespit tutanağının düzenlendiği tarihten 15 - 20 yıl önce iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları bulunduğu yerlerden istenerek, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir fen ve bir ziraat mühendisi aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01/06/1988 gün ve 31/13 E.K.; 14/03/1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13/06/1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03/03/2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; 6831 sayılı Kanunun 17/2. maddesi uyarınca orman içi açıklık olup olmadıkları değerlendirilmeli; keşifte, hâkim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmelidir.
    Dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde, dava konusu taşınmaz ve etrafını gösterir ve ilk defa o yerde grafik ya da fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasının orijinal fotokopi örneği ile taşınmaza bitişik ya da yakın komşu parsellerin, kadastro tespit tutanak örnekleri ve bu parsellere uygulanan tapu ve vergi kayıtları ile yine en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile dava tarihinden 15 - 20 yıl önce iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları bir orman, bir fen ve bir ziraat bilirkişi kurulu aracılığıyla incelenerek dava konusu taşınmaz ile çevresine uygulanıp bu belgelerde dava konusu yer belirlendikten sonra, hava fotoğrafları ve
    dayanağı haritalar stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazın niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü taşınmazların niteliği üzerindeki ağaçların yaşı, cinsi, kapalılık oluşturup oluşturmadıkları ve tasarruf sınırlarının bulunup bulunmadığı imar-ihya ve zilyetliğin hangi tarihte başlanılıp tamamlandığı belirlenmeli, bu belgeler ile kadastro paftası, pafta düzenlenmemişse dava konusu taşınmazın 23/06/2005 gün ve 9070 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan BÖHHBÜY (Büyük Ölçekli Haritalar ve Harita Bilgileri Üretim Yönetmeliği) hükümlerine göre koordinatlı olarak düzenlenecek haritası hem 1/5000 ve hem de 1/25000 ölçeklerinde eşitlenerek kadastro paftası ile düzenlenen harita, komşu ve yakın komşu taşınmazları da içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmazların konumu, hava fotoğrafları ile orijinal renkli memleket haritaları üzerinde gösterir biçimde bilirkişi kurulundan ayrıntılı ve bilimsel verileri içerir, topografik ve memleket haritalarından yararlanılarak taşınmazın gerçek eğim durumunu gösterir rapor alınmalıdır.
    Yine imar ve ihya üzerinde durulup, bu konuda ve zilyetliğin tespiti yönünden tanık beyanlarına başvurulmalı; parselin öncesinin ne olduğu, imar ve ihyanın hangi tarihte tamamlanıp bittiği, zilyetliğin hangi tarihte başlayıp kimler tarafından ne biçimde sürdürüldüğü, kullanımın ekonomik amacına uygun olup olmadığı, tanıkların imar-ihya ve zilyetlik olgusunu hangi olaylarla nasıl hatırladıkları saptanmalı; iradi terk olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilmeli; 3402 sayılı Kadastro Kanunu"nun 14. maddesine göre tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40; kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir hükmü gereğince davada taraf gerçek kişilerin belgesiz zilyetlik yoluyla kazandığı toprak olup olmadığı, varsa cinsi ve miktarı tapu ve ilgili kadastro müdürlüklerinden çekişmeli taşınmaz dışında, başka taşınmaz için salt zilyetlik nedenine dayalı olarak açtığı bir başka tescil davası bulunup bulunmadığı mahkemeler yazı işleri müdürlüğünden sorulup tespit edilmeli şayet yasal sınırların geçildiği anlaşılırsa dava konusu taşınmaz yönünden hak sahibi gerçek kişilere tercih hakkı tanınmalı tüm kanıtlar toplanıp birlikte değerlendirilmeli oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Belirtilen hususlar gözetilmeksizin, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı görülmüştür.
    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyize konu 199 ada 2 parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile gösterilen kısım yönünden davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 19/03/2019 günü oy birliğiyle karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi