1. Hukuk Dairesi 2019/36 E. , 2021/813 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL-TENKİS
Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada;
Asıl ve birleştirilen davada davacılar, mirasbırakanları ...’un 11248 parsel sayılı taşınmazını oğulları olan davalı ... ile diğer davalıların mirasbırakanı ...’e yarı yarıya satış suretiyle temlik ettiğini, temlikin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek miras payları oranında tapu iptali ve tescile, mümkün olmazsa tenkise karar verilmesini istemişlerdir. Birleştirilen davada davacı ..., yargılama sırasında 01.06.2016 tarihli dilekçe ile davasından feragat etmiştir.
Asıl ve birleştirilen davada davalılar, mirasbırakanın sağlığında bir takım taşınmazlarını satıp dava konusu taşınmazın üzerine iki oğlu ile birlikte yaşamak ve onların kendilerine bakmaları için ev yaptırdığını ve taşınmazı oğullarına bedelsiz devrettiğini, taşınmazların satış bedellerinden diğer mirasçıların herbirine, miras paylarına karşılık 2.000,00"er TL verdiğini, herbirinin mirasbırakandan gelen para ile o dönemde birer taşınmaz alabileceğini, muvazaanın bulunmadığını belirtip davanın reddini savunmuşlardır.
İlk Derece Mahkemesince, mirasbırakanın temliklerdeki amacının kız çocuklarından mal kaçırma değil paylaştırma olduğu, ayrıca birleştirilen davada davacı ...’ın davasından feragat ettiği gerekçeleriyle asıl dava ile birleştirilen davaların reddine karar verilmiş, karara karşı asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekilinin istinaf başvurusu üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince, davalı tarafça paylaştırma savunmasının kanıtlanamadığı, muvazaa iddiasının sabit olduğu gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK"nın 353/(1)-b-2. maddesi gereğince kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, asıl dava ile birleştirilen davada davacı ..."in davasının kabulüne, davacı ..."ın davasının feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Karar, asıl ve birleştirilen davada davalılar vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 16.02.2021 Salı günü saat 09.25 de daireye gelmeleri için taraf vekillerine tebligat yapıldığı halde gelmedikleri anlaşıldı, incelemenin dosya üzerinde yapılmasına, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hakimi ..."nin raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle, birleştirilen davada davacı ... davasından feragat etmiş olmakla, birleştirilen davada davalılar lehine vekalet ücreti takdir edilmemiş olması doğru değil ise de, anılan husus istinaf nedeni yapılmadığından, bu hususa yönelik ve asıl ve birleştirilen davada davalılar vekilinin yerinde bulunmayan sair temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 8.085.34 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, 16/02/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
-KARŞI OY-
Dava ve birleştirilen dava, muris muvazaası hukuki sebebine dayalı pay oranında iptal, tescil; olmadığı takdirde tenkis isteğine ilişkidir.
Bilindiği üzere; 4721 sayılı TMK"nun 6. maddesi ve 6100 sayılı HMK"nun 190. maddesi uyarınca herkes iddiasını ispatla mükelleftir. Bir başka ifade ile temlikin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı olduğunu ispat külfeti davacı tarafa aittir.
Somut olayda; davacı taraf tanık deliline dayanmış ise de usulüne uygun tanık listesi sunmamıştır. Davalı tanıkları ise beyanlarında; mirasbırakanın tüm çocukları ile arasının iyi olduğunu, bir başka taşınmazını satarak davacılara da para verdiğini ifade etmişlerdir. Dosya kapsamındaki diğer deliller ile de davacı tarafın iddiasını ispat ettiğinden bahsedilemez.
Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan, sayın çoğunluğun muvazaa iddiasının sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ilişkin istinaf kararının onanması yönündeki görüşlerine katılmıyoruz.