Abaküs Yazılım
1. Ceza Dairesi
Esas No: 2010/5982
Karar No: 2011/4045

Çocuk yaştaki insanı öldürmek - Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2010/5982 Esas 2011/4045 Karar Sayılı İlamı

Özet: (Bu özet Yapay Zeka tarafından yazılmıştır. Hukuki olarak geçerliliği yoktur.)


Sanık M.. K.., Çocuk E.. S..’ı öldürmek suçundan yargılanmıştır. Sanığın menşei belli olmayan bir telefonu sattığı, hırsızlık malı olduğu sanılan telefonun parasının karşılığında tanık Burak’ın telefonunun alıcı tarafından rehin alındığı ortaya çıkmıştır. Olay günü sanık ile Burak’ın parkta E.. S..’ın kardeşi Barış ile yanında maktul olduğu halde karşılaştıkları, Barış’ın hırsızlık malı satarak kardeşinin telefonunun rehin alınmasına neden olan sanık ile konuştuğu ve sanığı karakola davet ettiği, hırsızlığın kötü bir şey olduğunu hatırlatan öldürülene küfür eden sanığa karşılık olarak eli ile basit derecede bir kez vuran maktulün eyleminin tahrik dengesini bozan nitelikte olmadığı, tanıklar Barış ve Burak’ın anlatımları ile ortaya çıktığı belirlenmiştir. Sanık haksız tahrik hükümleri uygulanarak yazılı şekilde eksik ceza tayin edilmiş ve bu nedenle hükmün BOZULMASINA karar verilmiştir.
Detaylı kanun maddeleri:
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 29. maddesi: Haksız tahrik
- 5275 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 311. maddesi: Temyiz başvurusu ve kararın bozulması.
1. Ceza Dairesi         2010/5982 E.  ,  2011/4045 K.

    "İçtihat Metni"

    TEBLİĞNAME : 1-B/2010/187060
    MAHKEMESİ :BOLU Ağır Ceza Mahkemesi
    TARİHİ VE NO :04/06/2010-03/116
    SUÇ :Çocuk yaştaki insanı öldürmek

    Çocuk yaştaki E.. S.."ı öldürmekten sanık M.. K.."ın yapılan yargılanması sonunda: hükümlülüğüne ilişkin (BOLU) Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 04/06/2010 gün ve 03/116 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi sanık müdafii ile müdahiller vekili taraflarından istenilmiş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle: incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

    TÜRK MİLLETİ ADINA

    Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, yaş küçüklüğüne ve takdire ilişen cezayı azaltıcı sebeplerin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bozma nedeni dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin bir sebebe dayanmayan temyiz itirazlarının reddine;
    Ancak, sanığın menşei belli olmayan bir telefonu sattığı, hırsızlık malı olduğu sanılan telefonun parasının karşılığında tanık Burak’ın telefonunun alıcı tarafından rehin alındığı, olay günü sanık ile Burak’ın parka gittiklerinde Burak’ın kardeşi Barış ile yanında maktul olduğu halde karşılaştıkları, Barış’ın hırsızlık malı satarak kardeşinin telefonunun rehin alınmasına neden olan sanık ile bu konuyu konuştuğu ve sanığı karakola davet ettiği, hırsızlığın kötü bir şey olduğunu hatırlatan öldürülene küfür eden sanığa karşılık olarak eli ile basit derecede bir kez vuran maktulün eyleminin tahrik dengesini bozan nitelikte olmadığı, tanıklar Barış ve Burak’ın anlatımları ile ortaya çıkmasına karşın sanık hakkında haksız tahrik hükümleri uygulanarak yazılı şekilde eksik ceza tayini,
    Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi (BOZULMASINA), sayın üye Mustafa Şahin’in hükmün onanması yönündeki karşı oyu ve oyçokluğu ile 23/06/2011 ününde karar verildi.

    KARŞI OY:

    Sanık M.. K.., 20.11.1992 tarihinde, maktul E.. S.. ise 08.09.1991 tarihinde doğmuşlardır. Her ikisi de çocukturlar. Maktul sanıktan bir yaş daha büyüktür. Keza olay tanıkları Barış ve Burak’ta aynı akran düzeylerinde bulunmaktadırlar…
    Sanığın nerede ve nasıl temin ettiği net belirlenemeyen bir cep telefonunu “iletişim dünyası” isimli işyerini çalıştıran tanık Ö.. A..’a, yanında tanık arkadaşı B.. T.. olduğu halde 70 TL bedel karşılığı satmıştır. Telefonun çalıntı olduğu belirlenince alıcı Ömer, sanık ve tanık Burak’ı çağırması sonucu; paranın geri istendiği, ödeme yapılmayınca tanık Burak’ın cep telefonuna el konulmuştur.
    Sanık 70 TL bulamayınca cep telefonu rehin kalan Burak, durumu abisi B.. T..’e iletmiştir.
    B.. T.., sanıktan parayı bulmasını, cep telefonunun iadesini sağlamasını ikaz ile ister. Fakat sanık uyarının gereğini yerine getiremez. Bu duruma kızan Burak ve yanında arkadaşı maktul E.. S.. olduğu halde; sanığı zorla karakola götürme girişiminde bulunurlar. Koluna girilip karakola götürülmekte olan sanığa Burak ve maktul kızarlar. Maktul Eyüp, sanığa “neden hırsızlık yaptın!...” diye itham eder. Karşılıklı gerginleşme, tartışma sırasında maktulün sanığa tokat attığı, bunun üzerine sanığın sinkaflı sözler söyleyerek, bir kez bıçağı karnına sapladığı, (tanık Burak’ın polis anlatımından anlaşılmaktadır.) bu aşamadan sonra tanık muhtemelen yönlendirme sonucu “ölenin nasihatte bulunduğu, sanığın sövdüğü, maktulün sanığa tokat attığı, sonra sanığın maktulü bıçakladığını” ifade etmektedir.
    Tanık Barış ise; tanık Burak’ın anlatımına paralel açıklamada bulunmaktadır.
    Sanık, her aşamada gerek tanık Burak’ın gerekse maktulün kendisine şiddet uygulanarak karakola zorla götürülmeye çalışıldığı sırada; tokat attıklarını, hakaretlerde bulunduklarını, sinirlenmesi sonucu maktule bir kez bıçakla vurduğunu, maktulün iç organ tahribatı sonucu bilahare öldüğünü dile getirmektedir.
    Maktulün, cep telefonu olayı, telefonun rehin kalması olaylarıyla hiçbir ilgisi yok iken; B.. T..’ün arkadaşı olması nedeniyle onun yanında yer alarak sanığa etkili eylemde bulunarak, olaya zemin yaratmıştır. Hareketleriyle sanığı tahrik etmiştir. Sanığın anlatımları bir bütün halde değerlendirdiğimizde; haksız bir saldırıya maruz kaldığı kuşkusuzdur.Olayların gelişimi, yaşam deneyleri itibariyle sanığın savunmaları mantıklı ve akla uygun düşmektedir.
    Bir an için maktulün, “neden hırsızlık yaptın” biçiminde suçlaması, sanığın da buna kızarak, maktule sövmesi, maktulün de sanığa tokat vurması sonucu bıçaklanma hadisesinin olduğunu varsaysak bile; etki-tepki olgusunda tahrikte dengenin; sanık lehine bozulmuş olacağı kuşkusuzdur.
    Bu itibarla; sanığın 5237 sayılı TCK.nun 29 maddesinde öngörülen haksız tahrikten yararlandırılması gerektiğinden, olayda haksız tahrikin bulunmadığı yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmak mümkün görülmemiştir.







    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi