Davacı, 31.5.2001 tarihinden itibaren tarım Bağ-Kur sigortalısı olmadığının, l.6.2001 tarihinden itibaren isteğe bağlı S.S.K. sigortalılığının geçerli olduğunun ve l4.4.2005 tarihinden itibaren S.S.K.dan yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tesbitiyle, aksi yöndeki kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme bozma üzerine ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı Kurumların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 31.5.2001 tarihinden itibaren 2926 sayılı Yasaya tabi tarım Bağ-kur sigortalısı olmadığının ve 1.6.2001 tarihinden itibaren 506 sayılı Yasa’ya tabi isteğe bağlı sigortalılığının geçerli olduğunun tespiti ile 14.4.2005 tarihinden itibaren de 506 sayılı Yasadan yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 27.7.1971-29.2.1972 ve 4.6.1972-17.9.1972 tarihleri arasında 213 gün 506 sayılı Yasa’ya tabi sigortalı çalışmasının olduğu, 12.11.2005 tarihinde SSK ya 1 yıl 8 ay askerlik borçlanmasında bulunduğu, 1.6.2001-30.9.2003 ve 1.3.2004-14.4.2005 tarihleri arasında 506 sayılı Yasanın 85. maddesine göre isteğe bağlı sigortalı olarak prim ödediği, SSK’ca davacının 2002 yılı Temmuz ayı için isteğe bağlı sigorta prim ödemesinde bulunmadığından 2003 yılı Ekim ayı itibariyle isteğe bağlı sigortalılığının iptal edildiği ve 1.3.2004 tarihinde yeniden tescil edilerek 1080 günü olmadığından isteğe bağlı sigortalılığının giriş tarihi olan 1.3.2004 tarihi itibariyle iptal edilip 1.998,00 YTL primin iade edileceğinin bildirildiği böylelikle SSK’ca kabul edilen zorunlu ve isteğe bağlı sigortalı toplam süresinin 1023 gün olup bunun 7 ay 3 günü zorunlu, 2 yıl 2 ay 28 günü de isteğe bağlı sigortalılık süreleri olduğu, 1.11.1986 tarihinde 2926 sayılı Yasaya tabi tarım Bağ-kur sigortalısı olarak tescil edildiği, 9.5.2001 tarihinde T-İB formunun kayda alındığı ve sigortalılığının 30.4.2001 tarihinde terkin edilip 14 yıl 5 ay 29 gün tarım Bağ-kur sigortalılık süresinin bulunduğu, 12.11.2005 tarihinde askerlik borçlanmasını SSK’na yaparak ödediği, 28.9.1999-30.4.2001 tarihleri arasında Ziraat odası kaydı ile 16.1.1991-23.5.2005 tarihleri arasında Tarım Kredi kooperatifi kaydının ve 30.4.1982-31.5.2001 tarihleri arasında Pancar Ekicileri kooperatifi kaydının devam ettiği, tapulu zirai arazisinin bulunduğu, 14.4.2005 tarihinde SSK’na yapmış olduğu tahsis talebinin Bağ-Kur tarafından hizmetinin bildirilmediği gerekçesiyle reddedildiği anlaşılmaktadır.
Davadaki uyuşmazlığın yasal dayanağı 9.4.2003 tarih ve 4842 sayılı Yasanın 33 maddesi ile değişik 506 sayılı Yasanın 85. maddesidir. Anılan maddede malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına isteğe bağlı olarak devam edebilmek için; A-a) En az 1080 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmak, b-) Herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna zorunlu yada isteğe bağlı sigortalı olmamak ve buralardan kendi sigortalılığından dolayı aylık bağlanmamış olmak, c-) İsteğe bağlı olarak her ay kesintisiz otuz gün üzerinden yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmak, d-) Örneği kurumca hazırlanacak isteğe bağlı sigorta talep dilekçesiyle Kuruma müracaatta bulunmanın şart olduğu, 9.4.2003 tarih ve 4842 sayılı Yasa ile getirilen Geçici 85. maddesinde ise “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce; a) isteğe bağlı sigortalı olanların sigortalılıklarının devamında, b) isteğe bağlı sigortaya müracaatta bulunanların sigortalılıklarının kabulünde, 85’inci maddenin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) alt bendi hükümleri uygulanmaz” hükmü getirilmiş bulunmaktadır. Buna göre 9.4.2003 tarihinden önce İsteğe bağlı sigortalı olup 9.4.2003 tarihinden sonrada sigortalılığı devam eden sigortalılarda 506 sayılı Yasanın 85. maddesi ile getirilen en az 1080 gün prim ödenmesi şartı aranmayacağı bildirilmiştir.Somut olayda davacının 1.6.2001-30.9.2003 tarihleri arasında 506 sayılı Yasanın 85. maddesine göre isteğe bağlı sigortalı olarak prim ödeyip 30.9.2003 tarihinde isteğe bağlı sigortalı prim ödemesine son verdiği, ve sonradan 1.3.2004 tarihinde tekrar isteğe bağlı sigorta primi ödemeye başladığı, ancak 9.4.2003 tarihinde yürürlüğe giren Geçici 85. maddeye göre önceden başlayıp, aralıksız devam eden bir isteğe bağlı sigortalılığı olmadığından yeniden isteğe bağlı sigortalı olabilmesi için 1080 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olması gerekmekle, Kurumun davacının yeniden isteğe bağlı sigortalılığa giriş tarihi olan 1.3.2004 tarihi itibariyle isteğe bağlı sigortalılığının iptaline ilişkin işlemi yerindedir.
Öte yandan Sosyal Güvenlik Kurumlarına tabi olarak geçen hizmetlerin birleştirilmesi hakkındaki 2829 sayılı Kanunun aylık bağlayacak Kuruma ilişkin 8.maddesinde; Birleştirilen hizmet süreleri toplamı üzerinden ilgililere son 7 yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan Kurumca, hizmet sürelerinin eşit olması halinde ise, sonuncusunun tabi olduğu Kurumca kendi mevzuatına göre, aylık bağlanıp ödeneceği açıkça belirtilmiştir.
Somut olayda mahkemece davacının 31.5.2001 tarihine kadar 2926 sayılı Yasaya tabi tarım Bağ-kur sigortalısı olduğunun tespitine dair verilen karar doğru olup, davalı SSK’ca davacının 1.3.2004 tarihinde yeniden isteğe bağlı sigortalı olarak tescil edilip sonradan 1080 gün sigortalılık süresi olmadığından isteğe bağlı sigortalılığının 1.3.2004 giriş tarihi itibariyle iptal edilmesine ilişkin işleminin yerinde olduğu halde, davacının 1.3.2004-14.4.2005 tarihleri arasındaki isteğe bağlı sigortalılığının geçerli olduğunun tespitine karar verilmesi ayrıca davacı 1.11.1986 tarihinden 31.5.2001 tarihine kadar 2926 sayılı Yasa’ya tabi tarım Bağ-kur sigortalısı olmasına göre, isteğe bağlı sigortalılık süresinin yaşlılık aylığı hesabında primi ödenmiş hizmet süresinde nazara alınacağı ancak, bu sigortalılık fiili hizmete dayalı olmadığından, 2829 sayılı Yasa’nın 8. maddesine göre aylık bağlayacak sosyal güvenlik yasasının tespitinde 7 yıllık fiili hizmet süresi içinde değerlendirilemeyeceği ve giderekte davacının son 7 yıl fiili hizmet süresi içerisinde fiili hizmet süresi fazla olan çalışması 2926 sayılı Yasa"ya tabi çalışma olduğundan mahkemece davacıya 2926 sayılı Yasa"ya göre şartlarını araştırıp, aylığa hak ettiği taktirde yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde 506 sayılı Yasa"dan aylık bağlanmasına karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; 2926 sayılı Yasaya 4956 sayılı Yasa ile eklenen ek 3. madde ile “1479 sayılı Kanunun birinci kısmında yer alan 20 nci madde, ikinci kısım ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci bölümde yer alan maddelerin tamamı, altıncı bölümde yer alan 56 ncı madde dahil 74 üncü maddeye kadar olan maddelerin tamamı ile 76, 78 ve 79 uncu maddeleri, yedinci bölümde yer alan 80 inci maddesi, ek 9, ek 12, ek 13, ek 14, ek 15, ek 16, ek 17, ek 18, ek 19 uncu maddeleri, geçici 10 ve 11 inci maddeleri, 2926 sayılı Kanuna tâbi sigortalılar hakkında da uygulanır” hükmü getirilmiş olmakla kısmi aylığa ilişkin 1479 sayılı Yasanın Geçici 10. maddesine göre ise 15 yıl prim ödeme süresi ile 55 yaşını doldurmuş erkek sigortalıların borcunun bulunmaması ve yazılı olarak başvurması halinde kısmi yaşlılık aylığına hak kazanacakları bildirildiğinden, davacının 1.6.2001-30.9.2003 tarihleri arasında 506 sayılı Yasanın 85. maddesine göre 2 yıl 3 ay isteğe bağlı sigortalı , 7 ay 3 gün zorunlu sigortalı, 14 yıl 6 ay 2926 sayılı Yasa"ya tabi sigortalılığı ile 1 yıl 8 ay askerlik borçlanma süresi ile birlikte toplam 18 yıl 4 ay 3 gün primi ödenmiş sigortalılık süresi bulunmakla davacının 1479 sayılı Yasanın Geçici 10. maddesine göre kısmi yaşlılık aylığı şartlarına haiz olup olmadığını araştırıp, çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 20.1.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.