Abaküs Yazılım
21. Hukuk Dairesi
Esas No: 2008/17356
Karar No: 2009/487
Karar Tarihi: 22.01.2009

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2008/17356 Esas 2009/487 Karar Sayılı İlamı

21. Hukuk Dairesi         2008/17356 E.  ,  2009/487 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : Düzce İş Mahkemesi
    TARİHİ : 02/05/2008
    NUMARASI : 2007/355-2008/167

    Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 30.10.1983-15.3.2001 tarihleri arasında çalıştığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
    Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
    Hükmün  davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi  tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
    1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, davalıların  aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
    2- Davacı, davalıya ait manifatura işyerinde tezgahtar olarak 30.10.1983-15.03.2001  tarihleri arasında geçen ve SGK’na eksik bildirilen çalışmalarının tespitini istemiştir.
    Mahkemece verilen 11.10.2005 günlü karar,  Dairemizin 30.05.2006 gün ve 2005/ 13775 Esas ve 2006/5479 Karar sayılı kararı ile  bozulmuş ise de, bozmaya uyan mahkemece, bozma gerekleri yerine getirilmeyerek, davacının 30.10.1983-30.04.1989 ve 01.06.1999-15.03.2001  tarihleri arasında  davalıya ait işyerinde sürekli çalıştığının tespiti ile, istemin kısmen kabulüne karar verilmiş ise de,  9.5.1960 gün ve 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bozma kararına uyan Mahkeme, artık bozma kararı gereğince işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Gerçekten bozma ilamında, işyerinin SGK nezdindeki ihtilaflı döneme ait tüm dönem bordroları celbedilerek saptanacak bordro tanıkları ya da kayıtları getirtilen komşu veya benzer işyerinde çalışan tanıklar dinlenerek karar verilmesi gerektiği de belirtilmesine rağmen, Mahkemece, işe giriş bildirgelerindeki davacı imzaları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasıyla yetinilmiş ve sonuca gidilmiştir.
    Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesidir. Anılan maddede; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalıların, çalıştıklarını, hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde Mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilecekleri öngörülmüştür. Somut olayda davacıya ait hizmet cetvelinde davacının 01.02.1989-30.04.1989 ve 01.06.1999-31.12.1999 tarihleri arasındaki çalışmalarının davalıya ait işyerinden tam olarak bildirildiği, bozma sonrası davacıya ait 01.02.1989 ve 01.06.1999 tarihli işe giriş bildirgelerindeki davacı imzaları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda imzaların davacının eli ürünü olduğunun saptandığı görülmektedir. Birden çok işe giriş bildirgesinin varlığı kesintili çalışmaya karine teşkil ettiğinden 01.02.1989  tarihinden önceki çalışmalara ilişkin talebin dava tarihi itibariyle hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerekirken yazılı şekilde davacının 30.10.1983-30.04.1989 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde sürekli çalıştığının tespitine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
    3- 01.06.1999-15.03.2001 tarihleri arasında geçen ve SSK’na eksik bildirilen çalışmalarının tesbiti talebine gelince; davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa"nın 79/10. maddesinde, bu tür hizmet tesbit davasının kanıtlanması yönünden özel  bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında, resmi belge veya yazılı delillerin bulunmasısigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olur. Ne var ki bu tür kanıtlar salt bu nedene dayanarak istemin reddine neden olmaz; aksi durumun ispatı olanaklıdır. Somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma   bildirilen dönem bordro tanıkları ve komşu işyerinin kayıtlı  çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Bu gibi durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir.
    Davaya konu çalışmanın geçtiği işyerinin manifatura işyeri olduğu ve davacı çalışmalarının da 01.02.1989-30.04.1989 ve 01.06.1999-31.12.1999 tarihleri arasında tam olarak bildirildiği, davacının tezgahtar olarak çalıştığı dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği ortadadır. Gerçekten ifadesi hükme dayanak alınan tanıklar davacıyla birlikte bu işyerinde çalışan,  kayıtlara geçmiş kişilerden olmadıkları gibi, aynı çevrede benzer işi yapan başka işverenlerin çalıştırdığı ve bordrolara geçmiş tanıklardan da değildir. Bu bakımdan dinlenen tanık sözleri çalışma olgusu yönünden somut olgulara dayanmamakta, soyut düzeyde kalmaktadır. Dairemizin ve Yargıtay"ın oturmuş ve yerleşmiş görüşleri de bu doğrultudadır.    
    Yapılacak iş, 01.06.1999-15.03.2001 tarihleri arasındaki sürelerle ilgili talep yönünden davacı ile aynı tarihte birlikte çalışan ve Sosyal Güvenlik Kurumu’na verilen dönem bordrolarında kayıtlı diğer tanıklar belirlenerek, bu tanıkların bilgilerine başvurmak ve gerektiğinde davacının tesbitini istediği tarihlerde çalıştığını iddia ettiği işyerine komşu olan işyerlerini belediye, emniyet veya jandarma vasıtasıyla saptamak, saptanan bu işyerlerinin kayıtlarına geçmiş kişilerin, başka bir anlatımla, Bağ-Kur’da, Sosyal Sigortalar Kurumu’nda veya diğer sosyal güvenlik kuruluşlarında kayıtları olan komşu işyeri sahiplerinin veya çalışanlarının bilgilerine başvurulmak ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
    Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, yanılgılı değerlendirme ve eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
    O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
    SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı S.Ç. "a iadesine, 22.01.2009 gününde oy birliği ile karar verildi. 



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi