Davacı, davalı işveren nezdinde 1.6.2000-10.4.2005 tarihleri arası çalıştığının tespiti ile işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
1-Dosyada yazılara, toplanan delillere, kararın dayandığı kanuni gerektirici nedenlere ve özellikle temyiz nedenlerine göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, davalı S. P. A.Ş.’ye ait P. PVC İmalat işyerinde vardiya amiri olarak 01.06.2000-10.04.2005 tarihleri arasında sürekli çalıştığının tespiti ile bir kısım işçilik alacaklarının davalı işverenden tahsilini istemiştir.
Mahkemece, hizmet tespitine yönelik istemin reddine karar verilmiş ise de bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile varılmıştır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan dava tarihinde yürürlükte olan 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesinde, bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında; resmi belge veya yazılı delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması, salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması, inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordroları, tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken işverenler tarafından Kuruma bildirilen komşu işyerleri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kimi diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Gerçekten, davacının, işyerindeki çalışmaları işe giriş bildirgelerine, aylık ve üç aylık bordrolara dayanılarak Kuruma kısmi olarak bildirilmiş ve bildirime uygun olarak da primleri ödenmiştir. Öte yandan işe giriş bildirgesi ve bordrolar davacı çalışmalarının işyerinde kesintili geçtiğinin karinesidir. Karinenin tersinin ise eşdeğerdeki delillerle kanıtlanması gerektiği söz götürmez. Bu gibi durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.09.1999 gün 1999/21-510-527, 30.06.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Davaya konu çalışmanın geçtiği işyeri Profil PVC İmalat işi olup davacının da vardiya amiri olarak çalıştığı davacının çalışmalarının kısmi olarak bildirildiği, yapılan işin mahiyeti gereği işin ve işyerinin devamlılık arz ettiği dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Bir kısım bordro tanıkları da davacının çalışmasının kesintisiz olduğunu ileri sürmüş iseler de, davacı adına verilen 05.01.2000, 13.06.2001, 18.03.2002, 01.05.2003 ve 28.04.2004 tarihli işe giriş bildirgelerindeki imzaların davacıya ait olup olmadığı yöntemince araştırılmamıştır. Açıklandığı üzere bildirgeler çalışmanın kesintili olduğunun karinesi olup bu karinenin aksi öncelikle yapılacak imza incelemesi ile ispatlanmalıdır.
Yapılacak iş; öncelikle davacı adına davayı A.Ş. işyerinden verilen 5 adet işe giriş bildirgesi üzerindeki imzaların davacıya ait olup olmadığı yöntemince incelendikten sonra, imzaların davacıya ait olmadığının tespiti halinde, davacının tespitini istediği sürelerle ilgili olarak işverenin ücret bordrolarında davacının imzası olanlar saptanarak imzasını içeren ücret bordrolarında geçmiş sürelerin dışındaki süreler ile ilgili olarak istemin reddine, imzalı olmayan ücret bordrolarındaki süreler yönünden de tespit edilecek bordro tanıklarının beyanlarını olarak kesintisiz çalışmanın doğrulanması halinde istemin kabulüne karar vermek ve ayrıca 4447 sayılı Yasa’nın 11.maddesiyle 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 79.maddesinde yapılan değişiklikle sigortalı lehine getirilen yasal karineyi de dikkate almaktan ibarettir. 4447 sayılı Yasa’nın 11.maddesiyle 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 79. maddesine eklenen aynı maddenin 2. ve 3. fıkrasında söz konusu maddelerin yürürlüğe girdiği 01.01.2000 tarihinden itibaren kesintili çalışmalar bakımından çalışmaların ilgili ayın tamamında geçtiğine dair sigortalı lehine bir tür yasal karine getirilmiştir. Gerçekten, anılan fıkralara göre, işveren sigortalıların çalışmalarının 30 günden az geçmesi halinde az çalışmanın sebebini açıklayan bilgi ve belgeleri prim belgelerine eklemek zorundadır. Aksi takdirde, kurum tarafından çalışmanın 30 gün devam ettiği kabul edilerek, eksik primler 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 80. maddesi hükümleri çerçevesinde işverenden tahsil edilebilecektir. Hal böyle olunca, imzalı olmayan ücret bordrolarındaki tanık beyanlarıylada doğrulanan süreler yönünden 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 79. maddesinde yapılan değişiklikle sigortalı lehine getirilen yasal karine de 01.01.2000 tarihinden sonraki kısmi bildirimlerde dikkate alınmalıdır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular ile, özellikle Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 02.04.2008 gün ve 2008/21-287 Esas, 2008/288 Karar Sayılı ilamında belirtilen hususlar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmektedir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 02.02.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.