Abaküs Yazılım
21. Hukuk Dairesi
Esas No: 2008/9317
Karar No: 2009/1651
Karar Tarihi: 09.02.2009

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2008/9317 Esas 2009/1651 Karar Sayılı İlamı

21. Hukuk Dairesi         2008/9317 E.  ,  2009/1651 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : İstanbul 9. İş Mahkemesi
    TARİHİ : 01/04/2008
    NUMARASI : 2006/1610-2008/233

    1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere ve temyiz nedenlerine  göre   davalının tüm, davacıların  aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki  sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
    2-Dava, iş kazası sonucu  sol ayağını diz üstünden, sağ ayağının 3. ve  4. parmaklarını kaybetmesi nedeni ile % 52 oranında işgücü kaybına uğrayan sigortalının maddi ve manevi  zararları ile yakınlarının manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
    Mahkemece; davacılardan  M.H. Çin  10.312,38 YTL maddi ve  70.000,00 YTL manevi tazminatın 01.04.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine; sigortalının eşi, çocuklar ile anne ve babası olan diğer davacıların manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiş ayrıca ret olunan manevi tazminat miktarı yönünden her bir davacı için ayrı ayrı olmak üzere hesaplanan nisbi avukatlık ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
    Davacılardan,  Murat Hazar geçirdiği iş kazası sonucu sağ ayağını diz kapağının üstünden itibaren ve  sol ayak  üçüncü, dördüncü parmakları tamamen kesilecek şekilde ağır yaralanmış ve % 52 oranında sürekli işgücü kaybına uğradığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının asgari ücret ile çalıştığı kabul edilerek maddi zararlarının hesaplandığı dosyadaki kayıt ve belgelerden anlaşılmaktadır.
    a-Zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalının tazminatının hesaplanmasında, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Öte yandan, gerçek ücretin işçinin yaşı, kıdemi, meslek durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret göz önünde tutularak belirlenmesi gerektiği Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.
    Somut olayda, mahkemece, hükme dayanak alınan hesap raporunda, davacının asgari ücret aldığı kabul edilerek maddi tazminat hesaplanmıştır. Oysa,  posta başı olarak çalışan davacının asgari ücretin üzerinde ücretle çalışacağının kabulü hayatın olağan akışına uygundur. Bu nedenle  ilgili meslek odası tarafından bildirilen emsal ücret kabul edilerek, hüküm tarihine en yakın verilere göre uzman bilirkişiden rapor alınması ve dosyadaki diğer deliller hep birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır
    b-Borçlar Kanununun 47. maddesine göre manevi tazminat isteme hakkı doğrudan doğruya cismani zarara maruz kalan kişiye aittir. Yansıma yoluyla aynı eylem nedeniyle manevi üzüntü duyanlar manevi tazminat isteyemezler. Hal böyle olunca doğrudan doğruya cismani zarara maruz kalan yalnızca maddi sağlık bütünlüğü ihlal edilen kişimidir? Cismani zarar kavramına (B.K. 46 ve 47) ruhsal bütünlüğün ihlali, sinir bozukluğu veya hastalığı gibi hallerin girdiği bu maddelerde sadece maddi sağlık bütünlüğünün değil ruhsal ve sinirsel bütünlüğünde korunduğu doktrinde ve Yargıtay kararlarında kabul edilmektedir. Öyleyse, bir kişinin cismani zarara uğraması sonucunda, onun (ana, baba, karı, koca  ve çocuklar gibi) çok yakınlarından birinin de aynı eylem nedeniyle ruhsal ve sinirsel sağlık bütünlüğünün ağır şekilde  bozulmuşsa onlarında manevi tazminat isteyebilecekleri kabul edilmelidir. Bu durumda  olanların  zararları  ile  haksız  eylem  arasında  uygun  illiyet  bağı mevcut olduğundan, yansıma yoluyla değil, doğrudan zarara maruz kalma söz konusudur. Kaza sonucu ağır yaralanan ve 2 kez ameliyata rağmen iyileşmeyen çocuklarının durumu sebebiyle ruhsal bütünlüğü bozulan anne ve babanın (H.G.K. 26.4.1995 gün ve 1995/11-122, 1995/430) ve haksız eylem sonucu ağır yaralanan ve iktidarsız kalan kocanın karısının manevi tazminat isteyebileceklerine (H.G.K. 23.9.1987 gün ve 1987/9-183 1987/655) ilişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları aynı esaslara dayanmaktadır.
    Öte yandan TBMM Adalet Komisyonunca benimsenen ve B.K."nun 47.  maddesinin karşılığı olarak  Türk Borçlar Kanunu Tasarısının 55/2 maddesi ile getirilen “….Ağır bedensel zarar ....  hâlinde, zarar görenin  ...  yakınlarına da manevî tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” şeklindeki  düzenleme de dokrin ve yargısal kararlarla kabul edilen çağdaş yaklaşımın TBMM tarafından kabul edilme aşamasında olduğunu göstermektedir.
    Somut olayda,  olay tarihinde 34 yaşında olan,  geçirdiği iş kazası sonucu sağ ayağını diz kapağının üstünden itibaren ve sol ayak üçüncü, dördüncü parmakları tamamen kesilecek şekilde ağır  yaralanan ve % 52 oranında sürekli işgücü kaybına uğrayan sigortalı davacılardan M.H. In eşi, çocukları ile annesi ve babası  olan davacıların ruhsal ve sinirsel ağlık bütünlüğünün ağır biçimde bozulduğu  kabul edilerek manevi tazminat takdir edilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
    Kabule göre de; M.H. dışındaki davacıların manevi tazminat istemlerinin tamamen reddine karar verilmiş olması nedeni ile  karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince, davalı  yararına her bir davacıdan ayrı ayrı maktu vekalet ücreti alınması  yerine nispî vekalet ücreti alınmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
    Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
    O halde, davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
    SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 09.02.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

     



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi