
Esas No: 2016/1320
Karar No: 2017/58
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2016/1320 Esas 2017/58 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
Kararı Veren
Yargıtay Dairesi : 1. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Ağır Ceza
Günü : 11.06.2013
Sayısı : 217-144
Kasten öldürme suçuna teşebbüsten sanıklar ..., ..., ..., ... ve ..."in 5237 sayılı TCK"nun 81/1, 35/1-2, 53 ve 54. maddeleri uyarınca beş kez 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluğuna ve müsadereye, sanık ... yönünden ayrıca, aynı Kanunun 58. maddesi uyarınca, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin, Ağrı Ağır Ceza Mahkemesince verilen 11.06.2013 gün ve 217-144 sayılı hükümlerin sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 08.02.2016 gün ve 914-419 sayı ile; zorunlu müdafii ücretlerinin sanıklardan alınmasına ilişkin bendin hüküm fıkrasından çıkarılması suretiyle ve TCK"nun 53. maddesi yönünden hükümlerin düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 09.06.2016 gün ve 145677 sayı ile;
"...... soy isimli mağdurların beyanları, tanık ..."un anlatımları ve tüm dosya kapsamına göre, olay günü .... plakalı araçla, mağdurların içinde bulunduğu.... plakalı aracın takip edilerek ele geçirilemeyen silahlarla ateş edildiği, bu ateş sonucunda mağdurların yaralandığı, mağdurların içinde bulundukları araç devrildikten sonra da ateşin devam ettiği sabit olmakla birlikte, anlatılan eylemi hükümlülerin gerçekleştirdiği yönünde şüphe oluşmakta ise de, olayın gerçekleşme şekline ilişkin ifadesi alınan ve mahkeme tarafından beyanına itibar edilen tanık ..."un, soruşturma aşamasında 01.08.2012 tarihinde alınan ifadesinde, hükümlülerin bulunduğu araçtan dört kişinin indiğini gördüğünü beyan etmesi, yargılama aşamasında duruşmada alınan beyanında ise, bu kişilerin "...tahminen üç ya da dört kişi..." olduğunu ve tam sayıyı hatırlamadığını söylemesi, mağdurların ifadelerinde hükümlülerden beşinin de olay yerinde olduğunu söylemekle birlikte, hükümlü ..."in ateş ettiğini hiçbir mağdurun söylememesi, aksine ..."in hükümlü ..."in elinde silah görmediğini söylemesi, hükümlülerin de aşamalarda alınan ifadelerinde olay yerinde olmadıklarını savunmaları karşısında, hükümlülerden hangilerinin olay yerinde bulunduğu ve eyleme katıldıkları, dolayısıyla atılı suçu işledikleri şüphe boyutunda kaldığından, "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereğince hükümlülerden hangilerinin olay yerinde bulundukları ve eyleme katıldıkları hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlendikten sonra hukuki durumlarının belirlenmesi gerekirken, yerel mahkemece eksik araştırma ve inceleme sonucunda yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinin isabetli olmadığı kanaatine varılmıştır.
Eylemin niteliği yönünden ise;
...... soy isimli mağdurlarla Babayiğit soy isimli hükümlüler arasında borç meselesi yüzünden önceye dayalı bir husumet bulunduğu, bu husumet nedeniyle iki aile arasında daha önce de kasten yaralama olayının meydana geldiği, olay tarihinde hükümlülerin .... plakalı araçla içinde mağdurların bulunduğu.... plakalı aracı takip ettikleri, araca yaklaştıktan sonra ele geçirilemeyen ateşli silahlarla ateş ettikleri, bu ateş sebebiyle mağdurların yaralandığı, bu sırada iki aracın da yoldan çıkarak devrildiği, hükümlülerin devrilen araçtan çıkmaya çalışan mağdurların yanına gelerek tekrar ateş ettikten sonra olay yerinden yaya olarak kaçtıkları kabul edilen olayda, hükümlülerle mağdurlar arasındaki husumetin öldürmeyi gerektirecek bir nitelikte bulunmaması, suçta kullanılan ateşli silahlar öldürme eylemini gerçekleştirmeye elverişli olduğu halde, atışlardan yalnızca bir tanesinin mağdur ... Babayiğit bakımından sol hemotoraksta meydana gelen yaralanma sebebiyle hayati tehlikeye yol açıp, ... bakımından basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek,... ve ... bakımından hayati tehlikeye yol açmayacak ve basit bir tıbbi müdahale ile giderilemeyecek, ... bakımından ise hayati tehlikeye yol açmayacak ve kemik kırığı oluşacak nitelikte olması, hükümlülerin hareket halindeki bir araçtan yine hareket halinde bulunan diğer araca ateş etmeleri ve iki araç da devrildikten sonra, hükümlülerin yaralı halde devrilen araç içinde bulunan, mahkemenin dosya içeriğiyle uyumlu kabulüne göre ellerinde silah bulunmayan mağdurların yanı başlarına gelerek onları öldürme imkanı varken, mağdur ..."in de beyanına göre mağdurların araçtan çıkmalarını engellemek amacıyla ateş ettikten sonra dışarıdan herhangi bir müdahale ve hiçbir engel bulunmadığı halde olay yerinden ayrılmış olmaları hususları birlikte göz önüne alındığında, hükümlülerin kasıtlarının yaralamaya yönelik olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu itibarla suç vasfında yanılma nedeniyle hükümlerin bozulmasına karar vermesi gerekirken, yukarıda yazılı şekilde düzeltilerek onanmasına karar verilmesinin isabetli olmadığı..." görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
CMK"nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince, 21.09.2016 gün ve 4152-3317 sayı ile itiraz nedeni yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kasten yaralama suçuna teşebbüsten kurulan beraat hükümleri, bu hükümlere yönelik temyiz taleplerinin Özel Daire tarafından reddedilmesi suretiyle kesinleşmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme, sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kasten öldürme suçuna teşebbüsten kurulan hükümlerle sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar; sanıklar hakkında eksik araştırma ile mahkûmiyet hükmü kurulup kurulmadığı; eksik araştırma ile hüküm kurulmadığının kabulü halinde sanıkların eylemlerinin kasten öldürme suçuna teşebbüs mü, yoksa kasten yaralama suçunu mu oluşturduğu hususlarının belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından;
01.08.2012 tarihli olay yeri inceleme raporunda; Ağrı - Van kara yolu üzerinde .... plakalı.... marka araç ile.... plakalı ....marka araçların yol ile istinat duvarı arasındaki boşluğa düşmüş oldukları, ön tarafından darbe alan ....marka aracın sol ön, sol arka ve sağ arka kapı camlarının kırılmış olduğu, sağ arka kapı üzerinde yoğun saçma izi bulunduğu, araç içerisinde ve sağ arka tavan kısmında kan olduğu düşünülen kırmızı lekeler ile 1 adet ahşap sopanın tespit edildiği, ....marka araca 40 metre mesafede yol üzerinde 1 adet 9 mm çapında boş kovan bulunduğu, ön tarafından darbe alan.... marka aracın sol ön ve arka kapı camları ile arka bagaj camının kırık olduğu, sol arka koltuk önünde 1 adet 12 kalibre boş kartuş, 3 adet sigara izmariti ile araç olay yerinden kaldırılırken 1 adet Nokia marka cep telefonunun bulunarak muhafaza altına alındığı, bulunan bu cep telefonunda parmak izi tespit edilemediği, ....marka araçta bulunan mağdurlar ..., Muhlis, Zülküf, Harun ve ..."in Ağrı Devlet Hastanesi"ne kaldırıldıkları,.... marka araçta bulunan şüphelilere ise ulaşılamadığı bilgilerine yer verildiği,
Mağdur ... hakkında düzenlenen adli rapora göre; sol ön kolda çok sayıda saçma tanesi yarası sonucu oluşmuş kemik kırığı ile sol ayakta abrazyon bulunduğu, kırığın yaşamsal fonksiyonları orta (2.) derecede etkilediği, yaralanmanın şahsın yaşamını tehlikeye sokmadığı, basit bir tıbbi müdahale ile giderilemeyecek nitelikte olduğu,
Mağdur ... hakkında düzenlenen adli rapora göre; başta, yüzde, sol omuzda ve sağ gözde saçma yarası bulunduğu, sağ göz korneasının delindiği, yaralanmanın şahsın yaşamını tehlikeye sokmadığı, basit bir tıbbi müdahale ile giderilemeyecek nitelikte olduğu,
Mağdur ... hakkında düzenlenen adli rapora göre; sırtta çok sayıda saçma yarası bulunduğu, toraksa nafiz olan saçmalardan bir adedinin akciğerde yaralanmaya yol açtığı, mevcut yaralanmanın basit bir tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ve şahsın yaşamını tehlikeye sokacak nitelikte olduğu,
Mağdur ... hakkında düzenlenen adli rapora göre; üst çenedeki saçma yaralanmasının şahsın yaşamını tehlikeye sokmadığı ancak basit bir tıbbi müdahale ile giderilemeyecek nitelikte olduğu,
Mağdur ... hakkında düzenlenen adli raporda ise, sırtta, sol bacakta deri soyulması, sağ bacak ön yüzde kurşun giriş deliği bulunduğunun, mevcut yaralanmanın basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olduğunun ifade edildiği,
Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce düzenlenen uzmanlık raporlarında; araçta bulunan 3 adet sigara izmaritinin 3 farklı erkek genotipi içerdiği, mağdurların ve sanıklardan Fesih ve Mehmet Sıddık"ın DNA profilleri ile uyuşmadığı, ....marka araçta bulunan kan lekelerinin mağdur ..."in kan örneği ile uyumlu olduğu tespitlerine yer verildiği,
Erzurum Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce düzenlenen uzmanlık raporunda; mağdurlar ..., .... ve Harun"a ait el svaplarında atış artıklarına rastlandığının belirtildiği,
Anlaşılmaktadır.
Mağdur ... kollukta; olay günü oğlu Zülküf"ün kullandığı araçla, diğer oğlu ...., kardeşi... ve yeğeni Harun ile birlikte iftar için evlerine gittiklerini,.... marka bir aracın, içinde bulundukları araca sol yanından yanaştığını, yanaşan aracın içerisinde kendilerinden daha önce haraç isteyen ve şahsen tanıdığı Feyat, Mehmet Sıddık, Fesih, Murat ve Yüksel isimli şahısları gördüğünü, beşinin de elinde silah olduğunu, bulundukları araca ateş açıldığını, aracı kullanan Zülküf"ün vurulması ile aracın kontrolden çıkıp yolun sağındaki beton duvara çarparak devrildiğini, araçtan çıktığında sanıkların aracının da kaza yapmış olduğunu gördüğünü, araçtan çıkan sanıkların koşarak olay yerini terk ettiklerini,
Mahkemede; tüm sanıkların diğer araçta olduğunu, Feyat, Mehmet Sıddık ve Murat"ı ateş ederken gördüğünü, kendilerinden özür dilendiği için artık şikâyetçi olmadığını,
Mağdur ... kollukta; bulundukları araca Feyat"ın siyah renkli bir tabanca ile ateş ettiğini, araçlarının kontrolden çıkarak kaza yaptığını, sanıkların da araçları ile yol kenarındaki duvara çarptıklarını, sanıkların aracından Feyat, Murat, Fesih ve Mehmet Sıddık"ın çıktıklarını, sanık ..."ın kendilerine tekrar ateş ettiğini,
Mahkemede; kazadan sonra Feyat, Murat ve Yüksel"in tüfeklerle devrilmiş olan araçlarına doğru ateş ettiklerini, kolluktaki beyanında bahsettiği tabancadan kastının aslında tüfek olduğunu,
Mağdur ... kollukta; olay günü iftara gitmek için kendisinin sevk ettiği araçla seyir halinde iken içinde bulundukları araca ateş açıldığını, ateş edenin Feyat olduğunu, araçta Mehmet Sıddık, Fesih, Murat ve Yüksel"in de bulunduğunu, Babayiğit ailesi fertlerinin olaydan önce kendilerini tehdit ettiklerini, bununla ilgili olarak savcılığa şikâyette bulunduklarını,
Mahkemede; Feyat, Murat ve Yüksel"in ellerindeki tüfeklerle ateş ettiklerini, Mehmet Sıddık"ın da elinde tüfek olduğunu, Fesih"in elinde silah görmediğini, akraba olduklarını, sanıklardan şikâyetçi olmadıklarını,
Mağdur ... kollukta; aracın arka kısmında babası Muhlis ve amcasının oğlu Harun ile birlikte oturduklarını, aracı Zülküf"ün kullandığını, sağ ön koltukta da..."in bulunduğunu, araçlarını sollamaya başlayan başka bir araçtan ateş açıldığını, sanıklardan Feyat, Murat ve Mehmet Sıddık"ı gördüğünü, araçta başkalarının da olabileceğini, şoka girdiğini, bulundukları araçla kaza yapıp aracın devrilmesi üzerine araçtan çıktıklarını, kendilerinde silah bulunmadığını, dolayısıyla silahla ateş etmediklerini,
Mahkemede; Feyat"ın önce tabanca ile sonra tüfekle ateş ettiğini, tüm sanıkları olay yerinden kaçarken gördüğünü, sanıklara ilişkin şikâyetinden vazgeçtiğini,
Mağdur ... kollukta ve mahkemede; içinde bulundukları aracı sollayan bir aracın sağ ön ve sağ arka koltuğunda oturan şahıslar tarafından kendilerine ateş açıldığını, ateş eden şahısların kendilerinden haraç da isteyen hasımları Feyat ve Mehmet Sıddık olduklarını, kaza yapıp arabadan indikleri sırada diğer araçtan Feyat ve Mehmet Sıddık"ın dışında şoför mahallinden Fesih"in, diğer kapılardan ise Yüksel ve Murat"ın indiklerini, Mehmet Sıddık, Feyat ve Murat"ın kendilerine doğru ateş ederek kaçtıklarını, Fesih ve Yüksel"in de bunların peşinden kaçtıklarını, kendilerinde silah olmadığını,
Tanık ... kollukta; saat 18.15 sıralarında ....marka bir aracın Van Caddesi üzerinde seyir halinde olduğunu, yolun karşı şeridinden gelen.... marka aracın ise kavşaktan dönerek ....marka aracı takibe başladığını, aracı solladığı sırada aniden fren yaparak ....marka aracın önünü kestiğini, bu aracın sağ ön koltuğunda oturan kişinin tüfekle, sağ arka koltuğunda oturan şahsın ise tabanca ile dört, beş el ....marka aracı hedefleyerek ateş ettiklerini, her iki aracın yolun sağına devrildiğini, ateş açanların bulunduğu araçtan dört kişinin inerek kaçmaya başladıklarını, sağ ön koltuktan inen şahsın elinde tüfek, başında şapka bulunduğunu, mağdurların bulunduğu araçtan da yaralı halde dört kişinin çıktığını, yaralılardan siyah saçlı bir kişinin araçtan çıkar çıkmaz “Feyat"ın oğlunu yakalayacağım, anasını, bacısını sinkaf edeceğim, ondan intikamımı alacağım, onu delik deşik edeceğim” dediğini, şahısları görse de tanıyamayacağını,
Mahkemede; ateş eden şahısların 3 veya 4 kişi olduklarını, tam sayıyı hatırlayamadığını,
Tanık olarak ifadelerine başvurulan Derviş ve ...; sanıkların akrabaları olduklarını, olay günü.... marka araçta sadece kendilerinin bulunduklarını, aracı Veysi"nin kullandığını, kendi araçlarına ateş edilmesi üzerine Derviş"in tüfekle bir el ateş ettiğini,
Tanıklar Hüseyin Paliağa, Seyfettin Paşa, Ahmet Serpil, Berat İnal ve ... mahkemede; sanıkların olay yerinde bulunmadıklarını,
İfade etmişlerdir.
01.08.2012"de meydana gelen olaydan sonra kimlikleri tespit edilen şüphelilerin ikametlerinde arama yapıldığı, ancak kendilerine ulaşılamadığı,
Olay tarihinden yaklaşık iki ay sonra kendiliklerinden gelerek ifade veren sanıklar Feyat, Mehmet Sıddık ve ... kollukta; mağdurlarla akraba olduklarını, iki aile arasında ortak yürütülen bir müteahhitlikten kaynaklanan alacak meselesi nedeniyle yaklaşık 1-2 yıldır süren uyuşmazlık ve buna ilişkin çeşitli davalar bulunduğunu, suçlamaları kabul etmediklerini, olay sırasında başka yerlerde bulunduklarını, sanıklardan Feyat ve Fesih kolluktaki ifadelerinde ayrıca; olayı Feyat"ın oğlu Derviş ile aileden Veysi"nin birlikte gerçekleştirdiklerini,
... mahkemede; olay yerinde bulunmadığını, suçlamaları kabul etmediğini,
... mahkemede; olay günü su tesisatı yaptığını, iş sahibinin daveti üzerine iftar yemeği için bekledikleri sırada gelen telefon üzerine olaydan haberdar olduğunu, olay yerinde bulunmadığını,
... mahkemede; olay günü Kayabey köyündeki okul inşaatında çalıştığını, suçlamayı kabul etmediğini,
Yakalama kararı üzerine olaydan yaklaşık üç ay sonra yakalanan sanık ... savcılıkta ve mahkemede; olay sırasında Eleşkirt ilçesinde işçi olarak çalıştığını, olay yerinde bulunmadığını, suçlamaları kabul etmediğini,
Hakkında yakalama kararı bulunan sanık ..., olaydan yedi ay sonra mahkemede; suçlamaları kabul etmediğini, olay sırasında Eleşkirt"te bulunduğunu,
Savunmuşlardır.
Uyuşmazlık konularının sırasıyla ele alınmasında yarar bulunmaktadır.
1- Sanıklar hakkında eksik araştırma ile mahkûmiyet hükmü kurulup kurulmadığı:
Yukarıdaki açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Sanıklarla mağdurlar arasında her iki aileye mensup kişilerce ortak yürütülen bir müteahhitlik işinden kaynaklanan alacak nedeniyle husumet bulunduğu, sanıkların olay günü mağdurların içerisinde bulunduğu aracı Ağrı - Van kara yolunda hareket halinde görmeleri üzerine bu aracı sanık ..."in kullandığı kendi araçları ile takip etmeye başladıkları, hareket halindeki araca iyice yaklaştıktan sonra, araçta bulunan diğer sanıkların etkili mesafeden, tüfek ve tabanca ile mağdurların baş ve göğüs bölgelerini hedef alacak şekilde birden çok kez ateş ederek, mağdurları adli raporlarında belirlenen niteliklerde yaraladıkları, bulundukları aracın da kontrolden çıkarak devrilmesi üzerine, yaralı şekilde kaza yapmış araçtan çıkmaya çalışan mağdurlara tekrar ateş ederek olay yerinden kaçtıkları olayda; mağdurların birbirleriyle örtüşen ve aşamalarda değişmeyen tutarlı beyanları, tarafları tanımayan tanık ..."un bu beyanları doğrulayan detaylı anlatımları, tüm dosya içeriği ile birlikte değerlendirildiğinde, sanıkların yüklenen suçu birlikte işledikleri hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde sübuta ermiştir.
Belirtilen nedenlerle dosya kapsamı itibarıyla araştırılması gereken başkaca bir husus bulunmadığından, bu uyuşmazlık yönünden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
2- Sanıkların eylemlerinin kasten öldürme suçuna teşebbüs mü, yoksa kasten yaralama suçunu mu oluşturduğu:
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun "Suça teşebbüs" başlıklı 35. maddesinde; “Kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur” hükmü yer almaktadır.
Buna göre suça teşebbüs, işlenmesi kast olunan bir suçun icrasına elverişli araçlarla başlanmasından sonra, elde olmayan nedenlerle suçun tamamlanamamasıdır. Maddenin açık hükmüne göre, icra hareketlerinin yarıda kalması ya da sonucun meydana gelmemesi failin iradesi dışındaki engel nedenlerden ileri gelmelidir.
Öte yandan, suça teşebbüsle ilgili değerlendirme yapılabilmesi, failin hangi suçu işlemeyi kastettiğinin belirlenmesini gerektirir ki buna "subjektif unsur" denir. Failin gerçekleştirdiği davranış ile bir suçu işlemeye teşebbüs edip etmediğini, eğer etmişse hangi suça teşebbüs ettiğini belirleyebilmek için öncelikle kastın varlığının belirlenmesi gerekmektedir. Başka bir deyişle, tıpkı tamamlanmış suçta olduğu gibi, teşebbüs aşamasında kalan suçta da, işlenmek istenen suç tipindeki bütün unsurlar failce bilinmelidir. (İçel Suç Teorisi, Kayıhan İçel, Füsun Sokullu-Akıncı, İzzet Özgenç, Adem Sözüer, Fatih S. Mahmutoğlu, Yener Ünver 2. Kitap, 2. Baskı, İstanbul, 2000, s.315.)
Bu husus, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 765 sayılı TCK"nun yürürlükte olduğu dönemde verilmiş olup, kabul edilen ilkeler açısından 5237 sayılı TCK"nun teşebbüse ilişkin 35. maddesi yönüyle de varlığını devam ettiren 04.06.1990 gün ve 101-156 sayılı kararında da; “Teşebbüste aranan kast, icrasına başlanmış cürmü teşebbüs aşamasında bırakma kastı olmayıp, söz konusu suçu tamamlamaya yönelmiş kasttır” şeklinde açıklanmıştır.
Kasten yaralama suçu ile kasten öldürme suçuna teşebbüs arasındaki ayırıcı kriter manevi unsurun farklılığına dayandığından, sanığın kastının öldürmeye mi, yoksa yaralamaya mı yönelik olduğunun çözülmesi gerekmektedir.
5237 sayılı TCK’nun 21/1. maddesine göre, suçun kanuni tanımındaki unsurlarının bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi olan ve failin iç dünyasını ilgilendiren kast, dış dünyaya yansıyan davranışlara bakılarak, daha açık bir ifadeyle, failin olay öncesi, olay sırası ve olay sonrası davranışları ölçü alınarak belirlenmelidir.
İlkeleri, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun istikrar bulunan ve süregelen kararlarında açıklandığı üzere, bir eylemin kasten öldürmeye teşebbüs mü, yoksa kasten yaralama mı sayılacağının belirlenmesinde; fail ile mağdur arasında husumet bulunup bulunmadığı, varsa husumetin nedeni ve derecesi, failin suçta kullandığı saldırı aletinin niteliği, darbe sayısı ve şiddeti, mağdurun vücudunda meydana getirilen yaraların yerleri, nitelik ve nicelikleri, hedef seçme imkânı olup olmadığı, failin fiiline kendiliğinden mi, yoksa engel bir nedenden dolayı mı son verdiği gibi ölçütler esas alınmalıdır.
Kastın belirlenmesi açısından her bir olayda kullanılması gereken ölçütler farklılık gösterebileceğinden, tüm bu olguların olaysal olarak ele alınması gerekmektedir.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Sanıklar ve mağdurların mensup oldukları aileler arasında ortak yürütülen bir müteahhitlik işinden kaynaklanan, bir kısmı adli makamlara yansıyan ve husumet boyutuna ulaşan çeşitli uyuşmazlıklar bulunduğu, olay günü mağdurlar ..., ....,... ve ..."in, mağdur ..."in kullandığı ....marka araçla iftar yemeğine katılmak için evlerine gittikleri, sanıkların ise sanık ..."in idaresindeki.... marka araç ile Ağrı - Van kara yolunda seyir halinde bulunan mağdurların içerisinde bulunduğu aracı görerek takip etmeye başladıkları, ısrarlı takip sonucu hareket halindeki aracın yan kısmına iyice yaklaşınca diğer sanıkların, etkili mesafeden tüfek ve tabanca ile mağdurların baş ve göğüs bölgelerini hedef alarak birçok kez ateş etmek suretiyle mağdurları adli raporlarında belirlenen niteliklerde yaraladıkları, mağdurların içerisinde bulunduğu hareket halindeki aracın isabet alıp devrilmesinin ardından, sanıkların içerisinde bulundukları.... marka aracın da kontrolden çıkarak yol kenarına savrulmasıyla birlikte araçtan çıkan sanıklardan bir kısmının devrilerek yan yatmış araçtan çıkmaya çalışan yaralı mağdurlara tekrar ateş ederek oradan kaçtıkları olayda; kullanılan vasıtaların elverişliliği, hedef alınan vücut bölgeleri, meydana gelen yaraların konum ve nitelikleri, her iki tarafın araçlarının devrilmesinden sonra bile yaralı vaziyette araçlarından çıkmaya çalışan mağdurlara ateş etmeye devam edilmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanıkların eylemlerine bağlı olarak ortaya çıkan kastlarının öldürmeye yönelik olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bu itibarla, sanıkların kasten öldürme suçuna teşebbüsten mahkûmiyetlerine ilişkin yerel mahkeme hükümleri ve bu hükümlerin düzeltilerek onanmasına dair Özel Daire kararı isabetli olduğundan, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının bu uyuşmazlık yönünden de reddine karar verilmelidir.
SONUÇ :
Açıklanan nedenlerle,
1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının her iki uyuşmazlık yönünden REDDİNE,
2-Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.02.2017 tarihinde yapılan müzakerede her iki uyuşmazlık yönünden oybirliği ile karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.