Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2016/599
Karar No: 2017/69

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2016/599 Esas 2017/69 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2016/599 E.  ,  2017/69 K.

    "İçtihat Metni"

    Mahkemesi :Asliye Ceza

    Sanıklar ..., ..., ... ve ..."ın hırsızlık suçundan 5237 sayılı TCK"nun 142/2-h, 143, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası; konut dokunulmazlığının ihlali suçundan aynı Kanunun 116/4, 119/1-c, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezası; mala zarar verme suçundan ise aynı Kanunun 151/1, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, tüm suçlar yönünden hak yoksunluğuna ve mahsuba, sanık ... hakkında ayrıca TCK"nun 58. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına ilişkin, Nizip 4. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 17.02.2015 gün ve 27-227 sayılı hükmün, sanıklar ve müdafiileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 17. Ceza Dairesince 09.07.2015 gün ve 18501-5314 sayı ile;
    "Mahkemenin talepte bulunmayan sanıklara zararı gidermeleri için süre vermesine gerek olmadığının ve olay yeri inceleme raporu ile görgü tespit tutanağında PVC balkon kapısı ve pencerede zorlama izi olduğunun belirtildiğinin anlaşılması karşısında, tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir" açıklamasıyla onanmasına karar verilmiştir.
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 25.02.2016 gün ve 64295 sayı ile;
    "1-Sanıklar hakkında hırsızlık suçundan 5237 sayılı TCK"nun 142/2-h-2 ve 143. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemiyle açılan davada:
    Sanıkların 20.01.2015 tarihinde Nizip Cumhuriyet savcılığında ifadelerinin alındığı ve yine aynı tarihte Nizip Sulh Ceza Mahkemesinde yapılan sorguları sırasında müdafiilerinin hazır olduğu, ancak sanıkların yargılandığı Nizip 4. Asliye Ceza Mahkemesinde sanıkların savunmalarının alındığı ve kısa kararın tefhim edildiği 17.02.2015 tarihli duruşmada sanıkların müdafiilerinin hazır bulunmadığının anlaşılması karşısında,
    18.06.2014 tarih ve 6545 sayılı Kanunun 62. maddesi ile 5237 sayılı TCK"nun 142. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "Üç yıldan yedi yıla" ibaresi "Beş yıldan on yıla" şeklinde değiştirilmiş olup, bu madde ve fıkra kapsamına giren hırsızlık suçlarının gece vakti işlenmesi halinde belirlenecek cezada, yine 6545 sayılı Yasa ile değişik TCK"nun 143. maddesi uyarınca 1/2 oranında artırım yapılması durumunda, sanıklara yüklenen TCK"nun 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olduğu dikkate alındığında, 5271 sayılı CMK"nun 150/3. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasında da sanıklara zorunlu müdafii atanması gerekeceğinden, müdafi görevlendirilip huzurunda savunma yapmaları imkanı tanınmadan hüküm kurulmak suretiyle savunma haklarının kısıtlandığı,
    2-Sanıklar hakkında mala zarar vermek suçundan 5237 sayılı TCK"nun 151/1. maddesi uyarınca cezalandırılmaları istemiyle açılan davada;
    Sanıkların, katılanın evinin pimapen penceresini zorlamak suretiyle gerçekleştirdikleri hırsızlık olayında, dosya içerisinde yer alan, 19.01.2015 tarihli olay yeri görgü tespit tutanağında, çocuk odası balkon kapısının PVC"den mamül olduğu, kapının kilit kısmında zorlamadan mütevellit iz olduğunun belirtildiği, 20.01.2015 tarihli olay yeri inceleme raporu formunda müştekiye ait evin ikamet bahçe demir giriş kapısı ve kilidi üzerinde herhangi bir zorlama izinin olmadığı, ... balkon PVC kapısının açık olduğu, bina giriş demir kapısı ve kilidi üzerinde herhangi bir zorlama izinin olmadığı, ikamet çelik giriş kapısı ve kilidi üzerinde herhangi bir zorlama izinin olmadığı,...çocuk odasını karıştırılmış olduğu, odanın balkon PVC kapısının açık ve üzerinde zorlama izinin olduğu, odanın PVC penceresinin kapalı pencere kanadı üzerinde sert cisimle zorlama izlerinin olduğunun belirtildiği, mahkemenin kabulünün aksine, pencerenin veya kilidin zarar gördüğüne, kırıldığına veya bozulduğuna dair herhangi bir tespitin bulunmadığı gibi katılanın aşamalarda ve 17.2.2015 tarihli duruşmada da pencerede veya evde herhangi bir zararı olduğuna ilişkin beyanda bulunmadığının anlaşılması karşısında,
    Yüksek Dairenizin benzer bir olayla ilgili olarak verdiği 01.10.2015 tarih ve 2015/4535 Esas 2015/6621 Karar sayılı ilamında; evin ön balkona açılan ahşap doğrama kapısında sert cisimle zorlama izinin olduğunun belirtilip bunun dışında herhangi bir kırılma, bozulma, tahrip etme, kullanılamaz hale getirme veya kirletmeden bahsedilmemesi karşısında, müştekinin çağrılarak bu olay nedeniyle nasıl ve ne miktarda zarara uğradığının açıklattırılması gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmasının bozma nedeni yapıldığı da göz önüne alındığında,
    Müştekiden pencere, kapı veya kilitte herhangi bir kırılma, bozulma, tahrip etme veya kullanılamaz hale getirme olup olmadığı sorularak, sonucuna göre sanıkların hukukî durumunun tayin ve tespiti gerektiği gözetilmeden eksik inceleme sonucu yetersiz gerekçe ile mahkûmiyet hükmü kurulduğu" görüşüyle hırsızlık ve mala zarar verme suçları bakımından itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
    CMK"nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 17. Ceza Dairesince 14.03.2016 gün ve 2827-3253 sayı ile;
    "A-Sanıklar hakkında hırsızlık suçu bakımından yapılan temyiz incelemesinde;
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"nın 25.02.2016 tarih ve 2016/64295 sayılı itiraz talebi hırsızlık suçu bakımından yerinde görülmüş olduğundan Dairemizin 09.07.2015 tarih 2015/18501 Esas ve 2015/5314 Karar sayılı ilamı hırsızlık suçu yönüyle kaldırılarak yeniden yapılan incelemede;
    Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.
    Ancak;
    1-5237 sayılı TCK"nun 142. maddesinde 6545 sayılı Kanun"un 62. maddesiyle yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanıkların üzerine atılı 5237 sayılı TCK"nun 142/2-h, 143. maddelerinde düzenlenen hırsızlık suçu için öngörülen ceza miktarının alt sınırının 5 yıldan fazla olduğu gözetildiğinde, 5271 sayılı CMK"nun 150/3. maddesi gereğince sanıklara müdafii atanmasında zorunluluk bulunması,
    2-Kabule göre de; T.C. Anayasa Mahkemesi"nin 5237 sayılı TCK"nun 53. maddesine ilişkin olan, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete"de yayımlanmış olması nedeniyle iptal kararı doğrultusunda 5237 sayılı TCK"nun 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
    Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ... ve müdafileri ile sanıklar Şıh Mehmet Köşker ve ..."ın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye ve itiraz talebine uygun olarak bozulmasına,
    B-Sanıklar hakkında mala zarar verme suçu bakımından yapılan temyiz incelemesinde;
    Dairemizin anılan kararında mala zarar verme suçu bakımından usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması nedeniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"nın 25.02.2016 tarih ve 2016/64295 sayılı itiraz istemi yerinde görülmemiş olduğundan itirazın reddine" karar verilerek Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    Sanıklar hakkında konut dokunulmazlığının ihlali suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri Özel Dairece onanarak kesinleşmiş, hırsızlık suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri ise itiraz talebinin kısmen kabulüne karar verilmek suretiyle bozulmuş olduğundan, itirazın kapsamına göre inceleme sanıklar hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükümlerle sınırlı olarak yapılmıştır.
    Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıklar hakkında mala zarar verme suçundan eksik araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulup kurulmadığının belirlenmesine ilişkindir.
    İncelenen dosya kapsamından;
    Şikâyetçinin 19.01.2015 günü saat 22.30 sıralarında kolluğu arayarak, ikametinden hırsızlık yapıldığına ilişkin ihbarda bulunması üzerine soruşturma başlatıldığı,
    Görgü tespit tutanağında; olay yerinin, binanın 1. katındaki şikâyetçiye ait ikamet olduğu, çocuk odası balkon kapısının PVC"den mamül olup, kapının kilit kısmında zorlamadan mütevellit iz olduğunun bildirildiği,
    Olay yeri inceleme raporunda; olayın beş katlı binanın birinci katında gerçekleştiği, bina giriş demir kapısı ve kilidi üzerinde herhangi bir zorlama izinin olmadığı, binanın arka tarafında bulunan birinci katın balkonunun dış yüzeyinde çamurlu ayakkabı sürtme izinin olduğu, çocuk odası balkon PVC kapısının açık ve üzerinde zorlama izinin olduğu, odanın PVC penceresinin kapalı ancak pencere kanadı üzerinde sert cisimle zorlama izleri olduğunun belirtildiği,
    20.01.2015 tarihli yakalama tutanağında; 19.01.2015 günü saat 23.20 sıralarında devriye görevi yapan ekiplerin yolda yürümekte olan ve şüpheli hareketler sergileyen şahısları durdurdukları, yapılan kimlik tespitinde şahısların ..., ..., ... ve ... olduğunun anlaşıldığı, yapılan üst aramasında Halaf"ın üzerinden tornavida, Hanifi"nin üzerinden bıçak çıktığı ve kısa süre önce meydana gelen hırsızlık olayı nedeniyle ikametinde inceleme yapılan şikâyetçinin balkon zemininde bulunan ayakkabı izi ile şahısların ayakkabıları arasında benzerlik olması nedeniyle şüphe üzerine yakalandıkları bilgilerine yer verildiği,
    Aynı tutanağa göre; yakalanan sanıkların suçu ikrar ettikleri, yapılan şifai görüşmede sanıklar Halaf, Hanifi ve Şıhmehmet"in; üçünün birlikte sanık ..."ı balkondan tırmanması için kaldırdıklarını, sanık ..."ın ikametin balkon kapısını cebindeki tornavida ile açarak içeri girdiğini söyledikleri,
    Anlaşılmaktadır.
    Katılan; evden çıkarken dış kapıyı ve balkon kapısını kilitlediğini, ikametine geri döndüğünde hırsızlık olayını anladığını, yaptığı kontrolde balkon penceresini açık vaziyette gördüğünü, sanıklardan şikâyetçi olduğunu beyan etmiş,
    Sanık ... sorguda; olay tarihinde diğer sanıklar Şıhmehmet ve Hanifi ile birlikte sanık ..."ı kaldırarak, balkondan içeriye girmesini sağladıklarını, daha sonra olay yerinden uzaklaştıklarını, yarım saat kadar sonra yanlarına sanık ..."ın geldiğini ve elindeki tornavidayı kendisine verdiğini, anladığı kadarıyla sanık ..."ın balkonun kapısını bu tornavida ile açtığını, çünkü tornavidanın ucunun eğik olduğunu,
    Sanıklar Halaf, Şıhmehmet ve Hanifi aşamalarda; atılı suçlamayı kabul ettiklerini,
    Sanık ... aşamalarda; şikayetçinin evine, diğer sanıkların yardımı ile açık olan balkon penceresinden girdiğini,
    Savunmuşlardır.
    5237 sayılı TCK’nun “Mala Zarar Verme” başlıklı 151/1. maddesinde;
    “Başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkan, tahrip eden, yok eden, bozan, kullanılamaz hâle getiren veya kirleten kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır” şeklinde mala zarar verme suçunun basit şekli düzenlenmiş, 152/1-2. maddesinde ise on bent halinde suçun nitelikli halleri sayılmıştır.
    Anılan madde gerekçesinde de; "Suçun konusu, başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz maldır. Suç, başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması, kullanılamaz hale getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Bu seçimlik hareketlerden kirletme, örneğin; başkasına ait binanın duvarına yazı yazmak, afiş veya ilan yapıştırmak, resim yapmak suretiyle gerçekleştirilebilir" açıklamasına yer verilmiştir.
    Suçla korunan hukuki yarar, mülkiyet hakkıdır. Mülkiyet kavramına, malın bütünleyici parçaları, eklentileri ve doğal ürünleri de dahildir. Mülkiyetin korunmasında amaç, sadece malın fiziksel olarak zarar görmesi olmayıp, malın değerinin de korunmasıdır. Bu nedenle, malın özgülendiği amaca uygun kullanılabilmesini, önemsiz sayılmayacak derecede azaltan bir zararın varlığı yeterli olup, malın maddi zarar görmüş olmasına gerek yoktur. (Gökhan Taneri, Hırsızlık- İntihal, Mala Zarar Verme ve Konut Dokunulmazlığının İhlali, Bilge Yayınevi, Ankara 2013, s; 405)
    Kanuni düzenleme göz önüne alındığında, mala zarar verme suçu genel kastla işlenebilen bir suçtur. Suçun oluşması için failin belirli bir amaç ya da saikle (özel kast) hareket etmesine gerek yoktur.
    Görüldüğü gibi mala zarar verme suçunun gerçekleşebilmesi için failin, başkasına ait taşınır veya taşınmaz bir mala, TCK’nun 151/1. maddesinde sayılan seçimlik hareketlerden herhangi biriyle zarar vermiş olması gerekmektedir. Seçimlik hareketler maddede; “kısmen veya tamamen yıkmak, tahrip etmek, yok etmek, bozmak, kullanılamaz hâle getirmek veya kirletmek” şeklinde belirtilmiştir.
    Türk Dil Kurumunun Büyük Türkçe Sözlüğünde yıkmak fiili, "kurulu bir şeyi parçalayarak dağıtmak, bozmak, tahrip etmek"; bozmak fiili ise "bir şeyi kendisinden beklenilen işi yapamayacak duruma getirmek" şeklinde tanımlanmıştır. Yıkmak fiili yalnızca taşınmazlar için söz konusu olabilir. Kanununda yıkmanın, kısmen veya tamamen olması arasında fark öngörülmediğinden, binanın bir duvarının yıkılması örneğinde olduğu gibi suçun oluşumu için taşınmazın belli bir kısmına zarar verilmesi yeterlidir. Bozmak ise malın kullanım amacına uygun tasarrufunu kısmen veya tamamen ortadan kaldıran ya da güçleştiren bir müdahale olup, süreklilik taşıması gerekli değildir. Geçici olarak malın kullanılamaması da mala zarar verme suçunu oluşturur. Aracın motor aksamının sökülerek, çalışamaz duruma getirilmesi hali bu fiile örnek olarak gösterilebilir. Yıkmak ve bozmak fiileri, aynı zamanda tahrip etmek fiilini de kapsar. Kullanılamaz hale getirme eyleminde, malın fiziki varlığı ortadan kaldırılmaksızın, amacına uygun olarak maldan yararlanma imkanının bulunmaması ve bu şekilde değerinin azalması hali söz konusudur. Yok etmek ise malın fiziki varlığının tamamen ortadan kaldırılarak, tüketilmesi anlamına gelmektedir. Televizyonun yakılması bu fiile örnek gösterilebilir. Kirletmek fiili de, taşınır veya taşınmaz malın, önceki hale getirilmesi için önemsiz olmayan bir çabayı gerektiren, malın değerinde veya görünümünde azalma veya değişikliklere yol açan, madde kapsamında yer alan diğer eylemler dışındaki durumları kapsar. Mağdurun evinin duvarına yazı yazmak, aracını çizmek gibi örneklerin verilebileceği kirletmek fiili, kirli duruma getirmek, pisletmek olarak tanımlanabilir. (Taneri, s; 410) Bu seçimlik hareketle işlenen mala zarar verme suçunda, zarar doğuran neticenin sonradan temizlenmek suretiyle ortadan kaldırılması önem taşımaz. Ancak kirletmenin belli bir ağırlığa ulaşmış olması gerektiği de gözden uzak tutulmamalıdır.
    Suçun maddi unsurunu oluşturan hareketler, kanunda tahdidi şekilde belirtilmiş olmakla birlikte, zarara neden olan neticeyi meydana getirmeye elverişli fiil, aynı zamanda Kanunda belirtilen seçimlik hareketlerden en azından birini zorunlu olarak kapsayacağından, suçun oluşumu için zarar verici sonucun gerçekleşmesini yeterli saymak gerekir.
    Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
    Olay gecesi sanıkların, şikâyetçinin evinin önüne geldikleri, sanık ..."ın, diğer sanıklar Halaf, Hanifi ve Şıhmehmet"in yardımıyla, şikâyetçinin evinin arka balkonuna atlayıp, zorlama izi oluşacak şekilde balkon kapısını tornavida ile açmak suretiyle evin içerisine girdiği ve şikâyetçinin evinden 1500 Lira çalarak oradan ayrıldığı anlaşılan olayda; sanık ..."ın soruşturma aşamasında, sanık ... tarafından olaydan sonra kendisine verilen tornavidanın ucunun eğik olduğu, tahminince balkon kapısının bu tornavida ile açıldığı yönündeki beyanının, görgü tespit tutanağı ve olay yeri inceleme raporu ile uyumlu olduğu dikkate alındığında, sanıkların eylemi sonucunda, şikayetçinin balkon kapısının kısmen tahribi sonucu oluşan izin "zarar" kapsamında olduğu, şikayetçi tarafından tamir veya değiştirme işlemi ile bu izin ortadan kaldırılabileceği, yine, balkon duvarında mevcut çamurlu ayakkabı izinin de "kirletme" fiili içinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu, sonuç olarak, mala zarar verme suçu yasal unsurları itibarıyla oluştuğundan bu konuda araştırılacak bir husus da bulunmadığının kabulü gerekmektedir.
    Bu itibarla, Özel Dairenin sanıklar hakkında mala zarar verme suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine ilişkin onama kararı isabetli olup, haklı nedene dayanmayan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
    SONUÇ :
    Açıklanan nedenlerle,
    1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,
    2-Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.02.2017 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi