1. Hukuk Dairesi 2015/17749 E. , 2016/3307 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : ELATMANIN ÖNLENMESİ, ECRİMİSİL
Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davası sonunda; yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar, davalı tarafından yasal süre içerisinde adli yardım talepli olarak temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..." ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
-KARAR-
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Davacı, 5005 ada 8 parsel sayılı taşınmazda bulunan 8 nolu bağımsız bölümün kayıt maliki olduğunu, davalı ile ... Aile Mahkemesi" nin 2011/320 Esas, 2011/1500 Karar sayılı ilamı ile boşandıklarını, kararın 18.03.2013 tarihinde kesinleştiğini, taşınmazda halen davalının oturduğunu, boşanma ilamı ile taşınmazı davalının kullanmasının dayanağının kalmadığını ileri sürüp, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemiştir
Davalı, dava konusu taşınmazın evlilik birliği içerisinde satın alındığını, bedelin ortaklaşa ödendiğini, eşler arasında yasal mal rejimi bulunduğunu, taşınmaz üzerinde yarı oranında hak sahibi olduğunu, taraflar arasında ... Aile Mahkemesi" nin 2013/416 Esas sayılı katkı payı nedeniyle alacak davası olduğunu, mahkemenin görevsiz olduğunu, dosyanın aile mahkemesindeki dosya ile birleştirilerek görülmesi gerektiğini, işgalci olmadığını, mülkiyet hakkına dayalı olarak taşınmazı kullandığını belirtip, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davacının çap maliki olduğu, tarafların boşandığı, boşanma kararının 18.03.2013 tarihinde kesinleştiği, boşanma kararı ile davalının taşınmazda oturmasının haklı bir nedeni kalmadığı, katılım alacağı davasının şahsi hak tanıdığı, mülkiyet durumuna etkisi bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı tarafından adli yardım istekli temyiz edilmiştir.
Bilindiği üzere, Anayasa"da aranan hak arama özgürlüğünün kullanılabilmesi ve adil yargılama hakkının unsurlarından olan, taraflar arasında silahların eşitliği ilkesinin hayata geçirilebilmesi için gerekli yargılama giderlerini ödemede sıkıntıya düşecek veya ödeyemeyecek durumda bulunan kişilere, her türlü mali ve hukuki korunma taleplerinde kolaylık sağlanması, sosyal hukuk devletinin ilkelerinden olup, bu gereğin yerine getirilebilmesi de adli yardım ile mümkündür. Bu nedenle adli yardım müessesesi 1086 sayılı HUMK"un 465 ila 472 maddeleri ile 6100 sayılı HMK"nin 334 ila 340. maddeleri arasında düzenlenmiştir.
Öte yandan; 6100 sayılı HMK"nin 336/3. maddesinde adli yardım talebinin kanun yollarına başvuru sırasında Yargıtay"a da yapılabileceği açıkça belirtilmiş ve 337/1. maddesinde de duruşma yapılmaksızın talep hakkında karar verilebileceği hükme bağlanmıştır.
Somut olaya gelince, temyiz dilekçesi ekinde davalı tarafın çalışmadığı, vergi mükellefi olmadığı ve taşınmazı bulunmadığına ilişkin ilgili kurumlardan aldığı belgeleri ibraz ettiği ve adli yardım yönünden yasal şartların oluştuğu görülmekle, davalının adli yardım talebinin kabulüne karar verilip, işin esasının incelenmesine geçildi.
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, çekişmeli bağımsız bölümün davacı adına kayıtlı olduğu, boşanmanın kesinleşmesinden itibaren davalının taşınmazda oturmasını haklı kılacak bir nedenin olmadığı gözetilerek, yazılı ışekilde karar verilmesi doğru olduğuna göre, davalının temyiz itirazları yerinde değildir. Reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, adli yardım talebi nedeniyle geçici muafiyet tanınan 8.607.06 TL nisbi temyiz harcından, tahsil edilen 27,70 TL maktu temyiz harcının mahsubu ile bakiye 8.579.36 TL nisbi temyiz harcının davalıdan tahsiline, 21.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.