Abaküs Yazılım
21. Hukuk Dairesi
Esas No: 2008/17233
Karar No: 2009/4108

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2008/17233 Esas 2009/4108 Karar Sayılı İlamı

21. Hukuk Dairesi         2008/17233 E.  ,  2009/4108 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : Karaman İş Mahkemesi
    TARİHİ : 23/07/2008
    NUMARASI : 2007/139-2008/124
     
    Davacı, 16.9.1986-30.11.1993 tarihleri arası sigortalı olduğunun tespiti ile yaşlılık aylığı bağlanmasına  karar verilmesini istemiştir.
    Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
    Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
    1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
    2-Dava,  Kurumca kabul edilmeyen ve  primlerinin ödendiği iddia edilen 15.9.1986-24.1.1994 tarihleri arasındaki sürelerde davacının  1479 sayılı Yasa’ya göre sigortalı olduğunun tespitine,  1.1.2005 tarihinden  itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına  ve  biriken aylıkların  ödenmesi gereken tarihlerden yasal faiz ile tahsili istemine ilişkin olduğu,  mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine; Dairemizin  27.6.2007 tarihli bozma kararında  davacının 1997 affından yararlanarak yaptığı 3.3.1998 tarihindeki toplu ödemenin uyuşmazlık konusu dönemi kapsamıp kapsamadığının araştırılarak  primi karşılanan  sürelerin sigortalı sayılarak aylık istemini değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu defa mahkemece bozma ilamına uyularak  davacının   16.9.1986-30.11.993 tarihleri arsında  sigortalı olduğunun tespitiyle  1.1.2005 tarihinden  itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin  tespitine , fazla istemin reddine karar verilmiştir..
    Bozmadan sonra Kurum’dan, 3.3.1998 tarihinde yapılan ödemenin  ne kadar süreyi kapsadığı sorulmuş verilen yanıtta yapılan ödemenin 22.6.1976-20.4.1982, 12.7.1985-30.11.1993 ve 24.1.1994-31.3.1998 tarihleri arasını kapsadığını bildirmiştir. Bu durumda mahkemenin uyuşmazlık dönemi içerisinde kalan 16.9.1986-30.11.993 tarihleri arasındaki sürede  davacının sigortalı olduğunun kabulüne karar verilmesi  yerindedir.  Buna göre davacının 22.6.1976-20.4.1982 tarihleri arasında  5 yıl  9 ay 28 gün, 12.7.1985-30.11.1993  tarihleri arasında  8 yıl 4 ay 18 gün , 24.1.1994-4.3.2005 tarihleri arasında  11 yıl  1 ay 10 gün  olmak üzere  toplam  25 yıl 2 ay 27  gün sigortalı  hizmetinin bulunduğu ve  27.1.1952 doğumlu olup  tahsis tarihinde  53 yaşında olan davacının,  21.2.2008 tarihli hesap ekstresine göre  uyuşmazlık dönemi hariç 13.028,59 TL prim borcunun bulunduğu görülmektedir
    Davacının 15 yıl olan sigortalılık süresini doldurmasına rağmen yaş koşulu oluşmadığından 1479 sayılı Yasa"nın Geçici 10/3.maddesine göre kısmi yaşlılık aylığına hak kazanamadığı, 10/2-b maddesi gereğince tahsis  talep tarihi itibariyle  25 yılık sigortalılık süresini doldurduğundan tam yaşlılık aylığına hak kazandığı anlaşılmaktadır. Ne var ki; 1479 sayılı Yasa"nın 35.maddesinde yaşlılık aylığından yararlanmak için diğer koşulların yanında talepte bulunma ve talepte bulunduğu tarihte  prim ve her türlü borçların ödenmesi koşuluda yer almakta olup mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmadan sonuca gidilmesi hatalı olmuştur. Öte yandan davacının adı H.Y.olduğu halde gerekçeli karar başlığından H. Y. olarak yazılması da  hatalıdır.
    Mahkemece Kurumdan, davacının 4.3.2005 tarihinden önce tahsis talebinde bulunmuş ise dilekçesini getirmek ve   tahsis tarihi itibariyle prim   borcu bulunup bulunmadığını sormak  prim borcu yok ise tahsis talep tarihini takibeden aybaşından, var ise ödemesi için mehil verilerek ödediği tarihi takip eden aybaşından itibaren  aylık bağlanmasına,  davacının biriken aylıkları için faiz talebinde bulunduğu da gözetilerek çıkacak sonuca göre  karar verilmesi gerekir.
    Mahkemece  eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir
    O halde, tarafların  bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
    SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,19.3.2009  gününde oybirliğiyle karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi