Davacı, davalı işveren nezdinde Mayıs 1995- 11.7.2005 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Dava davacının davalı işyerinde 1995-Mayıs ayından 11.7.2005 tarihine kadar çalıştığının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı yasanın 79. maddesi bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay"ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davalı işyerinin 16.6.1998 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı, davacı adına düzenlenen 23.8.2000 tarihli işe giriş bildirgesinin davalı işverence süresinde kuruma verildiği, hizmet cetveline göre 23.8.2000-1.9.2000 tarihleri arasında davalı işyerinde geçen 6 gün çalışmanın kuruma bildirildiği, iş müfettişince yapılan denetimde tutulan 27.10.2005 tarihli tutanakta işyerinin 1997 yılında kurulduğu,1998 yılında işçi çalıştırmaya başladığı, kayıtlara göre davacının Kurum’a bildirilen 6 gün dışında çalışma kaydına rastlanmadığı, işveren temsilcisinin işyerinin Silivri’de olduğu davacının ise Sarıyer’de oturduğundan buradan işçi temini pahalı olduğundan çalıştırmadıklarını beyan ettiğinin belirtildiği ve dosyaya sunulan 1998-2005 yılları arasına ait bir kısım ücret bordrolarına göre davacının sadece 2000 yılı Ağustos ayında 9 günlük çalışma karşısında imzasının bulunduğu diğerlerinde adının yer almadığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda dinlenen davacı tanıklarının yukarıda belirlenmiş şekilde resmi kayıtlara geçmiş ve davacı ile aynı dönem çalışmaları bulunan bordro tanıklar olmadıkları gibi davalının duruşmada hazır ettiği bordro tanıkları dışında mahkemece uyuşmazlık dönemine ait bordrolardan resen seçilecek tanıklar dinlenmeden sonuca gidildiği görülmüştür
Yapılacak iş; öncelikle davalı işyerinin birden fazla şubesi bulunup bulunmadığı Kurumdan ve Ticaret Sicil Memurluğundan sorularak, davacıya iddia ettiği çalışmalarının hangi işyerinde geçtiği açıklattırılmak suretiyle çalışmanın geçtiği işyerinin uyuşmazlık dönemlerine ait dönem bordroları ile ücret bordroları temin edilerek, ücret bordrolarında davacının imzası olanlar saptanıp, imzasını içeren bordrolara geçmiş sürelerin dışındaki sürelerle ilgili olarak istemin reddine, imzalı olmayan ücret bordrolardaki süreler yönünden de işverence SSK’ya verilen dönem bordrolarında kayıtlı tanıklar saptanarak, bunlar arasından mahkemece resen seçilecek tanıkların bilgilerine başvurmak, dönem bordrolarının bulunmadığı veya bordro tanıkları beyanlarının yeterli olmadığı durumlarda ise davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek ilgili SGK İl Müdürlüğünden gerekirse zabıtaca komşu işyerlerinde benzer işi yapan işlerle uğraşan işverenler veya bu işverenlerin resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlar tesbit edilip beyanlarına başvurmak, davacının işyerindeki şahsi dosyasını celbetmek ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek, sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 19.3.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.