Davacı, davalı işveren nezdinde Ocak 1997-07.l.2002 tarihleri arası çalıştığının tespiti ile işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Davacı, davalıya ait nakliye şirketinde şoför olarak Ocak 1997 ila 07.01.2000 tarihleri arasında geçen ve SGK’na bildirilmeyen çalışmalarının tesbitini ve bu döneme ilişkin işçilik alacaklarının davalı işverenden tahsilini istemiştir.
Mahkemece, istemin reddine karar verilmiş ise de, bu sonuca eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak varılmıştır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa"nın 79/10. maddesinde, bu tür hizmet tesbit davasının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında, resmi belge veya yazılı delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olur. Ne varki bu tür kanıtlar salt bu nedene dayanarak istemin reddine neden olmaz; aksi durumun ispatı olanaklıdır. Somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordro tanıkları ve komşu işyerinin kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Mahkemenin bu tür davaların kişilerin sosyal güvenliğine ilişkin olması ve kamu düzenini ilgilendirdiğini göz önünde tutarak gerektiğinde; doğrudan soruşturmayı genişletmek suretiyle ve olabildiğince delilleri toplaması gerekmektedir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olayda; davacının davalı işyerinden SGK’na bildirilen çalışması yoktur. Davalı şirkette çalıştığını beyan eden davacı tanıklarından R.Ç., davacının kaza yapana kadar 1,5-2 yıl davalı şirkette çalıştığını; kendisinin de akaryakıt tankeri olduğunu beyan eden tanık K.P.davacının arkadaşı olduğunu, 1997-1999 yılları arasında davalı şirkette çalıştığını; yine davacının arkadaşı olan tanık G.Y.da sigortalı bir iş olduğunu sandığı için aslında bu işyerine kendisinin de girmek istediğini ama kısmet olmadığını, davacının da 1997 yılında davalı şirkette çalışmaya başladığını, sigortasız çalıştırıldığını ifade etmiştir.SGK’nun12.04.2006 tarihli cevabi yazısına göre işyerinin 1999 yılının 3.ayı ile 1999 yılının 12.ayı arasında 506 sayılı Yasa kapsamında olduğu belirtilmiş ve SGK’dan celbedilen davalı şirketin 1999 yılı dönem bordrolarında kayıtlı tek tanık olan Y.K.ise 1997-2006 yılları arasında davalı şirkette personel bölümünde çalıştığını, davacıyı ismen hatırlamadığını ama kendisine gösterilen resimden onun şoför olarak taşımacılık yaptığını hatırladığını, davacının davalı şirketin işçisi olarak değil, başkasına veya kendisine ait araçla şirkete gelip nakliye işi yaptığını, sürekli çalışmadığını, davalı şirketin bu aracı ve şoförü kiraladığını, taşıma işi bitince davacıya ücretinin ödendiğini, şoförlerin bu tür nakliye işi ilan edilince başvurduklarını beyan etmiştir.
Öte yandan dosyadaki kayıt belgeler arasında davacının davalı şirketin şoförü olarak çalıştığına ilişkin 23.03.1999 tarihli taşıma senedi, 03.09.1998 tarihli taşıma irsaliyesi ve halen tasfiye halindeki davalı şirketin, dava dışı Y.Petrol Ür.Tic.San.A.Ş.’den, davacının davalı şirketin şoförlüğünü yaparken kullandığını ileri sürdüğü ...plaka numaralı tırı kiraladığına dair kira sözleşmesinin (anılan tırın 01.01.1999’da davalı şirkete teslim edileceği belirtilen) bulunduğu; 03.10.1999 tarihinde ...plaka numaralı tırla Van-Çaldıran yakınlarında geçirdiği trafik kazasına ilişkin tutanaklar ve tedavi evrakı ile SGK’na sigortasız çalıştırılması nedeniyle yaptığı şikayet başvuruları ve kaza yapılan aracın davalı şirkete değil, Y.Petrol Ür.Tic.San.A.Ş.’ne ait olması ve davacının yerel denetim sırasında işyerinde bulunmaması nedeniyle fiilen ve kayden tespit yapılamadığını bildiren 26.04.2002 tarihli SGK müfettiş raporunun mevcut olduğu görülmektedir.
Bordro tanığı Y.K. davalı şirkette 1997-2006 yılları arasında çalıştığını bildirdiğine göre işyerinin ihtilaflı dönemi de kapsayan bu tarihler arasında faal olduğu açıktır. Ancak bir nakliye şirketinde yapılan uzun yol şöförlüğü işinin, işyerinde bulunmayı gerektirmeyen, yolda sürücülük yapılarak geçen bir iş olduğu dikkate alındığında, 1999 yılı bordrolarında kayıtlı tek bordro tanığı Y.K.ın davacıyı ismen hatırlamamasına rağmen davacının bu işyerinin işçisi olarak sürücülük yapmadığı, başkasına veya kendisine ait araçla sürücülük yaptığı konusundaki beyanı somut verilere dayanmamaktadır.
Yapılacak iş; yukarıdaki veriler de dikkate alınarak zabıta marifetiyle tespit edilecek ve işyerine o tarihte komşu olan veya benzer işi yapan diğer işyerlerinde çalışma tarihinde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu veya benzer işi yapan işyeri çalışanlarının; çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, davalılara ait işyerinde gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre, diğer istekler de dikkate alınarak bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yanlış değerlendirme ve eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 19.03.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.