Abaküs Yazılım
3. Hukuk Dairesi
Esas No: 2015/19320
Karar No: 2017/7444
Karar Tarihi: 17.05.2017

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2015/19320 Esas 2017/7444 Karar Sayılı İlamı

3. Hukuk Dairesi         2015/19320 E.  ,  2017/7444 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ
    Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacılar vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

    Y A R G I T A Y K A R A R I

    Davacı vekili; 1998 doğumlu ....."un davacıların kızları olduğunu, davalılar ... ve .... Kır"ın çocukları ... ve .... Kır"ın....."a 2006 yılı Temmuz ayından itibaren 2006 yılı sonuna kadar cinsel istismarda bulunduğunu, konu hakkında kamu davası açıldığını ve verilen kararlar ile bu durumun sabit olduğunu, bu olaylar nedeniyle kızları....."un beden ve ruh sağlığının bozulduğunu, yine bu olayın davacıların kişisel ve sosyal değerlerine saldırı niteliğinde bulunduğunu, küçük ..."ın kendilerine verdiği zararlardan sorumlu bulunan aile başkanı sıfatıyla ... ile eşi .... Kır"ın müteselsilen sorumlu olduklarını, davacıların gerek taşınmak zorunda kalmaları gerekse tedavi giderleri nedeniyle maddi zarara uğradıklarını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı ... için 10.000,00 TL maddi, 15.000,00 TL manevi,....için 15.000,00 TL manevi,..... için ise 30.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
    Davalılar; olayın gerçek olmadığını, iftira olduğunu, buna rağmen çocuklarının cezalandırıldığını, olayda herhangi bir kusurlarının olmadığını ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
    Mahkemece; davacıların davalı .... Kır hakkında açmış oldukları davalarının davalı ...."ın aile başkanı olmaması nedeniyle husumet yokluğundan reddine, davacıların davalı ..."a karşı açmış oldukları maddi tazminat taleplerinin .... 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/59 esas, 2013/577 karar sayılı kararında takdir edilen 10.000,00 TL maddi tazminatı aşmamak kaydıyla Asliye Hukuk Mahkemesinde davalı olan .... Kır ve ... açısından mükerrer tahsilata yer vermemek kaydıyla, 10.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile; .... için 7.000,00 TL, ... için 7.000,00 TL, ..... için 14.000,00 TL tazminatın (Gebze 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/59 esas, 2013/577 karar sayılı kararında davalılar .... Kır ve ... açısından mükerrer tahsilata yer vermemek kaydıyla, davacılar yönünden toplamda 28.000,00 TL manevi tazminatı aşmamak kaydıyla) dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, karar verilmiş, hüküm süresi içinde davacılar vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
    1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı ..."ın temyiz itirazlarının yerinde bulunmadığından reddi gerekir.
    2-Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
    Dava, küçüğün haksız eyleminden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu"nun 369. maddesine dayanılarak ev başkanı sıfatıyla küçüğün annesi ve babası aleyhine açılmıştır.
    4721 sayılı Türk Medeni Kanunu"nun 335. madddesine göre; ergin olmayan çocuk, ana ve babasının velayeti altındadır.
    Aynı kanunun "Sorumluluk" başlığını taşıyan 369.maddesinde ise, aynen; "Ev başkanı, ev halkından olan küçüğün, kısıtlının, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunan kişinin verdiği zarardan, alışılmış şekilde durum ve koşulların gerektirdiği dikkatle onu gözetim altında bulundurduğunu veya bu dikkat ve özeni gösterseydi dahi zararın meydana gelmesini engelleyemeyeceğini ispat etmedikçe sorumludur.
    Ev başkanı, ev halkından akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunanların kendilerini ya da başkalarını tehlikeye veya zarara düşürmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür.
    Zorunluluk hâlinde gerekli önlemlerin alınmasını yetkili makamdan ister." Hükmünü içermektedir.
    Fiil ehliyetine sahip bulunmayan küçükler tarafından haksız eylem işlenmesi durumunda sorumluluk iki çeşittir. BK.nun 41. maddesi uyarınca küçük haksız eylemin faili olarak, ev başkanı ise MK.nun 369. maddesi uyarınca zarar görene karşı sorumludurlar. Her iki sorumluluk da birbirinden farklı hukuki nedenlere dayalı olup; zarar gören, küçüğe ve ev başkanına karşı birlikte veya ayrı ayrı davalar açabilir. Aynı zarardan her ikisi de kendi malvarlıkları ile ayrı ayrı sorumlu olurlar.
    Görüldüğü üzere, ev başkanı, ev halkından olan küçüğün, kısıtlının, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunan kişinin verdiği zarardan, alışılmış şekilde durum ve koşulların gerektirdiği dikkatle onu gözetim altında bulundurduğunu veya bu dikkat ve özeni gösterseydi dahi zararın meydana gelmesini engelleyemeyeceğini ispat etmedikçe sorumludur.
    Maddenin açık ifadesinden de anlaşıldığı gibi, üçüncü kişilere verdikleri zararla ev başkanını sorumluluk altına sokanlar; küçük, kısıtlı ve akıl hastalığı veya akıl zayıflığı olan kimselerdir. Eş söyleyişle, ev başkanının MK 369/1"den doğan bu sorumluluğu, her şeyden önce şahıs itibariyle sınırlı olup, sadece küçük, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı ve kısıtlıların haksız davranışları ile başkalarına verdikleri zararlardan sorumludur.
    Hemen belirtmelidir ki, bu düzenleme hukuk sistemimiz içinde başkasının eyleminden sorumluluğu düzenleyen ayrık hükümlerden birisidir.
    Hukuk düzeni, ev başkanını koruyucu ve güvenilir kişi; küçükleri, kısıtlıları, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunanları da korunmaya ve gözetime muhtaç kimseler olarak kabul etmiş, söz konusu istisnai düzenlemeye de Aile Hukuku"na ilişkin hükümler arasında
    özel olarak yer vermiştir. Zira, ev başkanlığı, aile halinde birlikte yaşayanların idare edilmesine, öncelikle aile üyeleri arasında bir düzenin kurulmasına, bunların yararına olarak birliğin korunmasına hizmet eder. Bununla beraber ev başkanlığı kurumuyla güdülen asıl amaç, gözetime muhtaç aile üyelerine karşı zarara uğramış olan üçüncü kişileri de korumaktır. Yani ev başkanlığı yalnız yetkiler veren bir kurum olmayıp, aynı zamanda görev ve sorumluluklar da yükleyen bir kurumdur.
    Medeni Kanun"un 369. maddesi, ev başkanının, zarar doğurucu fiil konusunda gözetim görevini ihmal ettiğini karine olarak kabul etmiştir. Kurtuluş kanıtı getirilerek, bu karinenin aksinin ispat edilmesi gerekir.
    Kurtuluş kanıtı, iki biçimde söz konusudur. İlk olarak, ev başkanı, durum ve koşulların gerektirdiği dikkatle gerekli özen ve gözetim ödevini yerine getirdiğini ispat etmek suretiyle sorumluluktan kurtulabilir. İkinci kurtuluş kanıtı olarak, ev başkanı zarara neden olan olayın gerektirdiği dikkat ve özeni göstermesine rağmen, bu zararın meydana geldiğini ispat eder ise, sorumluluktan kurtulabilecektir.
    Somut olayda; davalı anne ve baba, olayın geliştiği bu şartlar altında, olayın gerçekleşmemesi için gereken tüm tedbirleri aldıklarını, gözetim ve denetim görevini en iyi şekilde yerine getirdiklerini, buna rağmen cinsel istismar olayının gerçekleştiğini ispat edememişler, diğer bir deyiş ile kurtuluş kanıtı getirememişlerdir.
    Bu durumda mahkemece, davalı anne .... Kır"ın da kusursuz sorumluluk ilkeleri gereğince, meydana gelen olaydan sorumlu olduğu kabul edilip, yapılacak yargılama neticesinde hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu, bu davalı açısından husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
    SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalı ...’ın temyiz talebinin REDDİNE, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince davacılar yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK"nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.




    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi