1. Hukuk Dairesi 2014/15592 E. , 2016/3537 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL, TAZMİNAT
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil olmazsa tazminat davası sonunda, yerel mahkemece davalı ... hakkındaki iptal-tescil isteğinin reddine; davalı ... hakkındaki tazminat isteğinin ise kabulüne ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi,Tetkik Hakimi ..."ün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, ketmi verese hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ile tescil olmazsa tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davalı ..."ın iyiniyetle taşınmazı satın almadığı ve 3. kişi adına satın aldığı iddiasının ispatlanamadığı gerekçesi ile iptal-tescil isteğinin reddine; davacıların mirasçılığının veraset belgesi ile ispatlandığından davalı ... hakkındaki tazminat isteğinin kabulüyle bilirkişi raporuna atfen her bir davacı için 37.939,05 TL nin tahsiline karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; tarafların tüm delilleri toplanıp, tetkik edildikten, son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun (HUMK) 388, 6100 s. Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 298. maddesi uyarınca kararı gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazması ve hüküm sonucunu HUMK"nun 389., yine HMK"nin 297/2. maddesinde öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ne var ki, uygulamada HUMK"nun 381.maddesinin son fıkrasının HMK"nin 294. maddesinin getirdiği imkândan faydalanarak bazı zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
İşte bu gibi hallerde, tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara daha sonra yazılan gerekçeli kararın uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur.
Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HMK"nin yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum oluşturur. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama yargı, yargıç ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.
Somut olayda, değinilen ilke ve yasa hükümleri gözardı edilerek kısa kararda "1-..."e karşı açılan davanın reddine,2-..."ya karşı açılan davanın tazminat olarak kabulüne, 75.878,11 TL nin davalı ..."den alınarak hisseleri oranında davacılara verilmesine, " karar verildiği halde gerekçeli kararda "1-..."e karşı açılan davanın reddine,
2-..."ya karşı açılan davanın, tazminat olarak kabulüne, 37.939.05 TL nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı ... dan alınarak davacı ..."a verilmesine,
37.939.05 TL nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı ... dan alınarak davacı ..."ya verilmesine" hükmedilmesi suretiyle (mahkemece kısa kararda yer almadığı halde, gerekçeli kararda hükmedilen bedel için faize de hükmedilerek) kısa karar ile çelişkili olarak gerekçeli karar yazılmış olması doğru değildir.
Hal böyle olunca, 10.4.1992 gün, 1992/7 Esas, 1992/4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı çerçevesinde bir karar verilmek üzere hüküm bozulmalıdır.
Davacılar vekili ve davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerindedir.Kabulü ile yerel mahkeme kararının (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma sebebine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 23.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.