12. Ceza Dairesi 2020/781 E. , 2021/1949 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Karar Tarihi : 29/11/2019
Taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan sanık ..."nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 89/1, 89/2-b, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 3.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresi belirlenmesine dair İstanbul Anadolu 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/11/2019 tarihli ve 2019/215 esas, 2019/690 sayılı kararına yönelik sanık müdafii tarafından yapılan itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 29/11/2019 tarihli ve 2019/1682 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11/03/2014 tarihli ve 2013/14-102 esas, 2014/128 sayılı kararında belirtildiği üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması şartları oluşmadığı halde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi durumunda, kanun yararına bozma yoluna başvurulabileceği ve bozma kararının aleyhe sonuç doğuracağı nazara alınarak yapılan incelemede;
1- Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 30/04/2015 tarihli ve 2015/5350 esas, 2015/14442 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 5271 sayılı Kanun"un 231/6. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunması, mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması ve suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerektiği, sanığın, mağdurun veya kamunun uğradığı zararı derhal gideremediği takdirde; sanık hakkında mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık taksitler hâlinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebileceği, somut olayda; sanığın asli kusurlu olarak neden olduğu trafik kazası sonucunda, katılanın bisikletinden düşerek yaralanmasıyla birlikte bisikletinin de zarar gördüğü, katılan tarafından 10/10/2019 tarihli celsede, bisiklette meydana gelen zararın 430,00 Türk lirası olarak belirtilmesine rağmen, aynı oturumda söz konusu zararın sanık tarafından karşılanmak istenilmediğinin ifade edildiği ve zararın karşılanmadığı anlaşılmakla, hükmün açıklanmasının şartları oluşmadığı gözetilmeksizin, itirazın yazılı şekilde reddine karar verilmesinde,
2- Mahkemesince üzerine atılı suçtan sanığın mahkumiyetine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini müteakip, kendisini vekil ile temsil ettiren katılan lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş ise de;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 324/1. maddesinde yer alan "(1) Harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet Hazinesinden yapılan her türlü harcamalar ve taraflarca yapılan ödemeler yargılama giderleridir." şeklindeki düzenleme ve anılan Kanun"un 325. maddesinde yer alan "(1) Cezaya veya güvenlik tedbirine mahkûm edilmesi hâlinde, bütün yargılama giderleri sanığa yüklenir.(2) (Değişik fıkra: 06/12/2006 - 5560 S.K. 27.md) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve cezanın ertelenmesi hallerinde de birinci fıkra hükmü uygulanır." şeklindeki düzenleme ile; benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 07/10/2016 tarihli ve 2016/5539 esas, 2016/13189 karar sayılı ilâmında yer alan "...katılanın kendisini vekil ile temsil ettirdiği ve sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğinin anlaşılması karşısında, katılan lehine sanık aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden anılan karara yönelik itirazın bu yönden kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden...BOZULMASINA" şeklindeki açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde;
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlarda katılan lehine vekalet ücreti verilmesi gerektiği hususunda uyuşmazlık bulunmadığı gibi, vekalet ücreti verilmemesi durumlarında ise bu defa itiraz merciinin bu yöne ilişkin inceleme yaparak vekalet ücretine hükmetmesi gerektiği; mercii tarafından da itirazın kabul edilmediği hallerde ise her ne kadar vekalet ücreti şahsi hak kapsamında değerlendirilmekte ise de, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına konu vekalet ücretlerine ilişkin kararların ancak 5271 sayılı Kanunun 309. maddesi kapsamında kanun yarına bozma yolu ile mercii kararının bozulması suretiyle düzeltilebileceği, zira hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yönelik kararların çoğu zaman denetim süresinde suç işlenmediğinden bahisle açıklanmayarak düşürülmesine karar verildiği, düşme kararı verilmesi halinde ise vekalet ücreti yönünden yapılan hatalı değerlendirmenin ortada açıklanmış bir hüküm de bulunmadığından esas karar ile birlikte denetlenmesine de imkan bulunmadığı, başka da başvuru yolu kalmayan ilgililerin vekalet ücreti alacağından böylelikle mahrum kaldıkları, dolayısıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar ile birlikte katılan lehine vekalet ücretine hükmedilmediği durumlarda, kanun yararına bozma yolundan başka bir yol kalmadığı ve Yargıtay tarafından inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği, aksi durumun ise kanunun emredici hükmüne ilişkin hakkın aranmasına engel teşkil edeceği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 27.02.2020 gün ve 94660652-105-34-826-2020-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16.03.2020 gün ve 2020/29467 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 20.06.2019 tarihli ve 2016/7-1413 esas, 2019/489 karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik itiraz başvurusu üzerine, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın, CMK"nın 231. maddenin 6. fıkrasında yer alan suça ve sanığa ilişkin objektif uygulama koşullarının var olup olmadığı ile sınırlı olarak yapılması durumunda hak arama özgürlüğü ile 4 Kasım 1950 tarihli İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin) 13. maddesindeki etkili başvuru hakkının ihlal edilebileceği ve ayrıca ceza muhakemesi hukukunun maddi gerçeğe ulaşma amacıyla da bağdaşmayan sonuçlara neden olabileceği göz önüne alındığında, itiraz merciinin CMK’nın 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının bulunup bulunmadığına dair yapılacak şekli denetim dışında esas bakımından da (suçun sübutu, suç nitelendirmesinin doğru yapılıp yapılmadığı, mevcut delillerin mahkumiyete yeterli nitelikte bulunup bulunmadığı, eksik inceleme sonucu karar verilip verilmediği, hükmedilen hapis ve/veya adli para cezası yanında, uygulanmasına karar verilen güvenlik tedbirleri, vekalet ücreti gibi hususlarda yerel mahkeme kararının isabetli olup olmadığı vb. konularda) değerlendirme yapması ve açıklanmayan hükmün içeriğindeki hukuka aykırılıkları denetlemesi gerekir iken yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş olup,
Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen ihbarnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görüldüğünden, İstanbul Anadolu 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/11/2019 tarihli ve 2019/215 esas, 2019/690 sayılı kararına yönelik yönelik itirazın reddine ilişkin İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 29/11/2019 tarihli ve 2019/1682 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.