Abaküs Yazılım
1. Hukuk Dairesi
Esas No: 2014/15051
Karar No: 2016/3575
Karar Tarihi: 24.03.2016

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2014/15051 Esas 2016/3575 Karar Sayılı İlamı

1. Hukuk Dairesi         2014/15051 E.  ,  2016/3575 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
    DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

    Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..."ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

    -KARAR-

    Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
    Davacı, paydaşı olduğu 187 ada 17 parsel sayılı taşınmazla ilgili ... Asliye Hukuk Mahkemesi"nde açtığı 1976/280 Esas sayılı şufa davasının kabul edildiğini ve paydaş ..."un payının iptali ile adına tesciline karar verildiğini, bu kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, ancak her nasılsa ... adına olan payı davalının kötüniyetli olarak adına tescil ettirdiğini, bu tescilin yolsuz olduğunu ileri sürerek, davalı adına olan tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
    Davalı, davacının dayandığı ilamın zamanaşımına uğradığını, ilamın infaz ettirilmemesinde katkısının olmadığını, taşınmazda hem miras yolu ile hem de satın alma suretiyle paydaş olduğunu, 1970 yıllarında görülen şufa davalarından haberdar olmasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
    Mahkemece, davacının dayandığı ... Asliye Hukuk Mahkemesi"nin 1976/280 Esas, 1976/410 sayılı kararının tapuda infaz ettirilmediği, davalının tapu kaydına güven ilkesi gereği pay satın aldığı, temlikin yolsuz olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
    Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; davacının, dava dışı ... ile birlikte davaya konu 187 ada 17 parsel sayılı taşınmazın paydaşı olan dava dışı ... aleyhine 14.08.1971 tarihinde açmış olduğu şufa davasının ... Asliye Hukuk Mahkemesi"nin 05.11.1976 tarih, 1976/280 Esas, 1976/410 sayılı kararı ile kabul edilerek, davalı ..."un 6/21 payının tapusunun iptali ile davacılar adına eşit olarak tesciline, vezneye depo edilen bedelin davalıya ödenmesine karar verildiği, anılan kararın Yargıtay 6. Hukuk Dairesi"nce 24.02.1977 tarihinde onandığı, ne var ki anılan kararın infaz ettirilmediği, kayıt maliki ..."un ise mahkeme kararı ile iptal edilen 6/21 payını vekili Yaşar Binici aracılığı ile 22.11.2010 tarihinde davalıya satış suretiyle devrettiği, davalının mirasbırakanı ..."ın aynı taşınmazda paydaş olup, 01.09.1962 tarihinde ölümü ile davalının da aralarında bulunduğu mirasçılarına payının intikal ettiği, bu arada ..."un davalı ile vekili Yaşar Binici aleyhine 06.02.2012 tarihinde tapu iptali-tescil ve tazminat istekli açtığı davanın, davadan feragat etmesi sebebi ile ... Asliye Hukuk Mahkemesi"nin 23.03.2012 tarih, 2012/65 Esas, 2012/174 sayılı kararı ile reddedildiği anlaşılmaktadır.
    Bilindiği üzere; Hukukumuzda, diğer çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi kişilerin huzur ve güven içerisinde alış verişte bulunmaları satın aldıkları şeylerin ilerde kendilerinden alınabileceği endişelerini taşımamaları, dolayısıyla toplum düzenini sağlamak düşüncesiyle, alan kişinin iyi niyetinin korunması ilkesi kabul edilmiştir. Bu amaçla 4721 s. Türk Medeni Kanununun (TMK) 2.maddesinin genel hükmü yanında menkul mallarda 988 ve 989., tapulu taşınmazların el değiştirmesinde ise 1023. maddesinin özel hükümleri getirilmiştir.
    Öte yandan, bir devleti oluşturan unsurlardan biri insan unsuru ise bunun kadar önemli olan ötekisi topraktır. İşte bu nedenle Devlet, nüfus sicilleri gibi tapu sicillerinin de tutulmasını üstlenmiş, bunların aleniliğini (herkese açık olmasını) sağlamış, iyi ve doğru tutulmamasından doğan sorumluluğu kabul etmiş, değinilen tüm bu sebeplerin doğal sonucu olarak da tapuya itimat edip, taşınmaz mal edinen kişinin iyi niyetini korumak zorunluluğunu duymuştur. Belirtilen ilke TMK"nin 1023. maddesinde aynen "tapu kütüğündeki sicile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan 3 ncü kişinin bu kazanımı korunur" şeklinde yer almış, aynı ilke tamamlayıcı madde niteliğindeki 1024.maddenin 1. fıkrasına göre "Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise bunu bilen veya bilmesi gereken 3 ncü kişi bu tescile dayanamaz" biçiminde öngörülmüştür.
    Ne var ki; tapulu taşınmazların intikallerinde, huzur ve güveni koruma, toplum düzenini sağlama uğruna, tapu kaydında ismi geçmeyen ama asıl malik olanın hakkı feda edildiğinden iktisapta bulunan kişinin, iyi niyetli olup olmadığının tam olarak tespiti büyük önem taşımaktadır. Gerçekten bir yanda tapu sicilinin doğruluğuna inanarak iktisapta bulunduğunu ileri süren kimse diğer yanda ise kendisi için maddi, hatta bazı hallerde manevi büyük değer taşıyan ayni hakkını yitirme tehlikesi ile karşı karşıya kalan önceki malik bulunmaktadır.
    Bu nedenle, yüzeysel ve şekilci bir araştırma ve yaklaşımın büyük mağduriyetlere yol açacağı, kişilerin Devlete ve adalete olan güven ve saygısını sarsacağı ve yasa koyucunun amacının ilk bakışta, şeklen iyi niyetli gözükeni değil, gerçekten iyiniyetli olan kişiyi korumak olduğu hususlarının daima göz önünde tutulması, bu yönde tüm delillerin toplanıp derinliğine irdelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir.
    Nitekim bu görüşten hareketle, "kötü niyet iddiasının def"i değil itiraz olduğu, iddia ve müdafaanın genişletilmesi yasağına tabii olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve mahkemece kendiliğinden (resen) nazara alınacağı” ilkeleri 8.11.1991 tarih l990/4 esas l99l/3 sayılı İçtdihadı Birleştirme Kararında kabul edilmiş, bilimsel görüşlerde aynı doğrultuda gelişmiştir.
    Yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; her ne kadar çekişme konusu taşınmazın tapu sicil kaydında, davacının dayandığı mahkeme ilamına istinaden bir şerh mevcut değil ise de; davalının mirasbırakanı ..."ın anılan taşınmazda kadastro tespitine istinaden paydaş olduğu ve taşınmaz üzerinde bululan üç adet kargir evin ..."a ait olduğuna dair şerh bulunduğu, anılan kayıt malikinin 01.09.1962 tarihinde ölümü ile payının davalının da aralarında bulunduğu mirasçılarına intikal ettiği gözetildiğinde, dava konusu taşınmazda paydaş olan davalının TMK"nun 1024. maddesi kapsamında keyfiyeti bilen ve bilmesi gereken konumda bulunduğu, diğer bir söyleyişle iyiniyet savına değer verilemeyeceği açıktır.
    Hâl böyle olunca; öncelikle ... Asliye Hukuk Mahkemesi"nin 05.11.1976 tarih ve 1976/280 Esas, 1976/410 sayılı kararının kesinleşmiş bir suretinin evrak arasına alınması, ondan sonra davalının iyiniyet savunmasına itibar edilemeyeceği gözetilerek, ..."tan davalıya intikal eden 6/21 payın yarısının (dayanak mahkeme ilamı dikkate alınarak) tapusunun iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
    Davacı vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 24.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi