1. Hukuk Dairesi 2021/371 E. , 2021/881 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar ve davalı vekillerince yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..."nun raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil, olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir.
Davacılar, mirasbırakanları ..."in 1054 ada 22 parsel sayılı taşınmazdaki 7 nolu bağımsız bölümü mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak tek oğlu olan davalıya devrettiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının miras payları oranında iptali ile adlarına tesciline, olmadığı takdirde faizi ile birlikte tenkise karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, mirasbırakanın paraya ihtiyacı olduğu için taşınmazı devrettiğini ve devir ile kredi temin edilerek taşınmaza ipotek tesis edildiğini, bu paranın mirasbırakanın ihtiyaçları ve şirketi için kullanıldığını, muvazaalı bir devirin söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, mirasbırakanın davacıları zararlandırma kastı bulunmadığı, yapılan tasarrufun tenkise tabi olmadığı gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; mirasbırakanın 26.10.2012 tarihinde öldüğü, geride 2008 yılında ölen kızı ...den olma torunları davacılar ...,...ve ...ile davalı oğlu ...ve dava dışı kızı ..."nın mirasçı olarak kaldığı, mirasbırakanın 1054 ada 22 parseldeki 7 nolu bağımsız bölümü 19.09.2012 tarihinde davalıya satış suretiyle devrettiği, tarafların tanık deliline dayandıkları, 12/12/2014 tarihli ön inceleme duruşmasında mahkemece, "Taraflara HMK 140/5 maddesi gereğince esas hakkındaki beyanlarını bildirmek ve bildirdiği ancak sunmadıkları delilleri sunmak hususunda 2 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde sunmadıkları takdirde mevcut deliller ile karar verileceğinin ihtarına” şeklinde ihtarat yapıldığı, davacının 15/10/2015 tarihli dilekçesi ile tanık isimlerini bildirdiği, 28.01.2016 tarihli celsede davacı vekilinin tanıkları bildirdiklerini ve yeniden keşif günü verilmesini istediği, mahkemece keşif günü verilerek sadece davalıların bildirdiği 3 tanık için davetiye tebliğine karar verildiği ve bu şekilde davacı tanıkları dinlenmeden karar verildiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki, iddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun hukuki dinlenilme haklı başlıklı 27. maddesi ile usul hukukumuza yansıtılmıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın "açıklama ve ispat hakkı"nı da içerdiği vurgulanmıştır. Davanın taraflarının usul hukuku hükümlerine aykırı olarak açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.
Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır.
Öte yandan, tanık delili, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 240 ile 266. maddeleri arasında düzenlenmiş olup HMK’nın 240/2 maddesinde; ""Tanık gösteren taraf, tanık dinletmek istediği vakıayı ve dinlenilmesi istenen tanıkların adı ve soyadı ile tebliğe elverişli adreslerini içeren listeyi mahkemeye sunar...” hükmüne yer verilmiştir.
Diğer yandan; “Tarafa verilen kesin sürenin, tanık göstermek için verildiği kararda açıkça belirtilmelidir. Tanık göstermeden (tanık listesi verilmesinden) söz edilmeden ‘delillerin gösterilmesi için kesin süre verilmesine’ biçiminde genel bir ifade ile verilen kesin süre içinde tanık göstermeyen tarafın, tanık gösterme hakkı düşmez.” (Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul, Beta Basım Aş., 6.Baskı, 2001, III.Cilt, s 2582 ve 2583)
Ne var ki; mahkemece ön inceleme duruşmasında, delil bildirimi için HMK’nın 140/5.maddesi uyarınca verilen kesin süreye ilişkin ihtaratın içeriğinde tanık listesi yer almadığından, davacı tarafa tanık isimlerini bildirmek üzere usulünce verilmiş bir kesin sürenin varlığından bahsedilmesi mümkün değildir.
Hâl böyle olunca; davacı tarafın bildirdiği tanıkların HMK 243. maddesinden gösterilen şekilde dinlenilmesi, toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuç çerçevesinde bir hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Davacıların değinilen yön itibariyle yerinde görülen temyiz itirazının kabulü ile; hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 17/02/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.