Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, yetkisizliğine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Dava, iş kazası sonucu oluşan meslekte kazanma güç kaybı nedeniyle uğranılan maddi zararın giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, işin görüldüğü yer ile davalının ikametgahının Bingöl ilinde olması nedeniyle davaya bakmaya Bingöl İş Mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyle mahkemenin yetkisizliğine dava dilekçesinin yetki yönünden reddine, karar kesinleştikten sonra talep halinde dosyanın Bingöl İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Davada uyuşmazlık yetkili mahkemenin belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu"nun 5. maddesinde "İş Mahkemelerinde açılacak her dava, açıldığı tarihte dava olunanın Türk Medeni Kanunu gereğince ikâmetgahı sayılan yer mahkemesinde bakılabileceği gibi işçinin işini yaptığı işyeri için yetkili mahkemede de bakılabilir. Bunlara aykırı sözleşmeler muteber sayılmaz" hükmü öngörülmüştür.Görülüyor ki madde de önce davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılacağına ilişkin HUMK."nun 9. maddesindeki genel kural tekrarlanmış, bununla yetinilmeyerek davanın işçinin işini yaptığı işyerinin bulunduğu yer İş Mahkemesinin de yetkili olduğu hükme bağlanmıştır. İşçiyi korumak ve kolaylık sağlamak amacıyla düzenlenen bu özel yetki kuralı uyarınca sigortalı işçi (veya işveren) seçimlik hakka sahip bulunmakta, davayı dilerse davalının yerleşim yerinde, dilerse işini yaptığı işyerinin bulunduğu yer mahkemesinde açabilmektedir.
Maddede ayrıca, açıklanan yetki kuralına aykırı olarak yapılacak sözleşmelerin geçersiz olacağı öngörülmüştür.Bu düzenleme kamu düzenine ilişkin olduğundan belirtilen iki yer mahkemesinin yetkisini veya davacının seçme hakkını ortadan kaldıran ya da bu mahkemelerin yanında başka bir mahkemeyi de yetkili kılan sözleşmeler geçersizdir. Öğretinin baskın görüşü (Prof. Sarper Süzek İş Hukuku 2008. sh:104, Prof. Baki Kuru Hukuk Muhakemeleri Usulü El Kitabı 1995.sh:1022, Prof. Fevzi Şahlanan, İş Yargılaması sh:28. vd.) ve Yargıtay uygulaması (HGK. 5.6.1968, 9/433-419, 9 HD. 4.6.2007;12043-17765, 25.02.2008, 245-2294) da bu doğrultudadır.
Bu yetki kuralı kamu düzenine ilişkin olduğundan, yetki itirazı ilk itirazlardan değildir. Taraflar yargılamanın her aşamasında yetki itirazında bulunabileceği gibi mahkemede her zaman kendiliğinden yetkili olup olmadığını inceler.
Davacı işçi TEDAŞ Bingöl Müessese Müdürlüğünde çalıştığı.sırada 28.02.2004 tarihinde TEDAŞ’a bağlı merkezi Elazığ’da bulunan F.Elektrik Dağıtım AŞ. kurulmuş ve Bingöl-Malatya ve Tunceli illerindeki Müesseseler anılan şirketin görev ve yetki alanına bağlanmış, davacı da F. Elektrik Dağıtım AŞ’ye bağlı Bingöl İl müdürlüğünde çalışmaya devam etmiştir.Dava konusu iş kazası 11.04.2005 tarihinde Bingöl de meydana gelmiştir.
Somut olayda, iş kazası Bingöl" de meydana gelmiş ise de davacı seçimlik hakkını davalının ikametgah adresinin bulunduğu yer mahkemesi olan Elazığ İş Mahkemesinde açmak suretiyle bu yönde kullanmıştır.
Anayasamızın 36/2. maddesinde hiçbir mahkemenin görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamayacağı emredildiğinden mahkemece davanın yetkili mahkemede açıldığı kabul edilerek davanın görülmesi gerekirken yetkisizlik kararı verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde,davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 24.3.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.