Abaküs Yazılım
21. Hukuk Dairesi
Esas No: 2008/6888
Karar No: 2009/4437
Karar Tarihi: 26.03.2009

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2008/6888 Esas 2009/4437 Karar Sayılı İlamı

21. Hukuk Dairesi         2008/6888 E.  ,  2009/4437 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : Kırklareli Asliye Hukuk (İş)Mahkemesi
    TARİHİ : 21/02/2008
    NUMARASI : 2007/190-2008/102

    Davacı,  30.6.1986-25.1.1993 tarihleri arasında isteğe bağlı Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tesbitine   karar verilmesini istemiştir.
    Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
    Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan  ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
    Dava nitelikçe, davacının 30.06.1986-25.01.1993 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında Bağ-Kur sigortalısı sayılması istemine ilişkindir.
    Mahkemece, davacının davasının kısmen kabul, kısmen reddi ile, davacının 30.06.1986 tarihinden 29.04.1992 tarihine kadar isteğe bağlı Bağ-Kur sigortalılığı tesbiti davasının reddine, 30.04.1992 tarihinden 25.01.1993 tarihine kadar isteğe bağlı Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tesbitine karar verilmiş ise de, bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
    01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren, 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesi ilk şekliyle, sigortalılığın oluşumu için, kendi ad ve hesabına bağımsız çalışma olgusunun gerçekleşmesi yanında, ayrıca, kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu da aramıştır. Bu kuruluşlara kayıt tarihi ise, sigortalılığın başlangıcı yönünden, yasal karine kabul edilmiştir. 04.05.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı Yasa, Bağ-Kur’lu olabilme yönünden, söz konusu 24. maddenin öngördüğü meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu kaldırmış, sadece yasanın temel ilkesi olan kendi ad ve hesabına çalışma koşulunun gerçekleşmesi durumunda, sigortalılığın oluşacağını yeterli görmüştür. Buna karşın, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa bağımsız çalışanların sigortalı olabilmeleri yönünden vergi yükümlülüğünü öngörmüş, vergiden muaf olanların da kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olmaları durumunda yine sigortalı sayılacaklarını kabul etmiştir. Nihayet, uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan 22.03.1985 yürürlük tarihli 3165 sayılı Yasa, sigortalılığa karine yönünden vergi kaydının, bu kaydın bulunmaması veya vergiden muaf olunması halinde, esnaf ve sanatkar sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kayıtlarının esas alınacağını belirlemiştir.
    Davacının şahsi sicil dosyasının incelenmesinden, 04.04.1979 tarihinde Kuruma verilen giriş bildirgesine istinaden, 12.03.1979 tarihi itibariyle Bağ-Kur sigortalısı olarak kayıt ve tescilinin yapıldığı, 12.03.1979, 14.04.1992, 30.04.1992, 12.05.1992, 15.06.1992, 22.07.1992, 17.08.1992, 29.09.1992, 14.10.1992, 26.11.1992, 28.12.1992, 25.01.1993 tarihlerinde prim ödemeleri bulunduğu anlaşılmaktadır.  
    Davacının 12.03.1979-31.12.1981 tarihleri arasında kaportacılık faaliyetinden dolayı, 01.01.1982-31.12.1983 tarihleri arasında inşaat malzemeleri satışı faaliyetinden dolayı,          14.01.1985-30.06.1986 tarihleri arasında lokantacılık faaliyetinden dolayı ve 09.07.1999 tarihinden itibaren  büfecilik faaliyetinden dolayı vergi kaydı mevcuttur. Ayrıca, 18.08.1999-12.03.2004 tarihleri arasında esnaf ve sanatkar sicil kaydı, 12.03.1979-27.02.1986 tarihleri arasında Babaeski Birleşik Esnaf ve Sanatkarları Odası
    kaydı ve 18.08.1999 tarihinden itibaren de ticaret ve sanayi odası kaydı bulunmaktadır. Bu durumda, davacının uyuşmazlık konusu dönemde vergi kaydı, esnaf ve sanatkar sicili kaydı veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kaydı bulunmamaktadır. Ancak mahkemece, davacının uyuşmazlık konusu döneme ilişkin prim borçlarını ödeyip ödemediği, ödemiş ise, hangi tarihte ödediği hususları araştırılmamıştır. Nitekim, davacı uyuşmazlık konusu dönemin primlerini ödediğini iddia etmiş, dosya içerisindeki prim ekstrelerinde de, davacının “1992 affından yararlandığı” belirtilmiştir. Ayrıca, Babaeski İcra Müdürlüğü’nün 1998/847 Esas sayılı dosyası ile Bağ-Kur Kırklareli İl Müdürlüğü tarafından davacı aleyhine prim borcu nedeniyle icra takibi yapıldığı anlaşılmaktadır. Ancak, dosya içerisinde bu takibin hangi dönem prim borçlarını  kapsadığı ve tahsil edilip edilmediği hakkında bilgi ve belge bulunmamaktadır.Davalı Kurum’un geçmişe yönelik (uyuşmazlık konusu dönemi de kapsar şekilde) prim tahsil etmesi ve uzun süre bu primleri kullanması ve daha sonra davacının sigortalılığını iptal etmesi Medeni Kanun’un 2. maddesinde ifadesini bulan objektif iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayacaktır. Sosyal güvenlik kurumlarının anayasal görevlerini yerine getirirken, sigortalılara karşı olabildiğince yasal haklarını hatırlatması ve bu durumlarını izlemesi zorunlu görev olarak ortaya çıkar. Bağ-Kur’un bu anayasal sosyal güvenlik ödevinin gereği olarak, sigortalısını uyarmaması sonucu, primleri tahsil edilen sürelerin 1479 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalı olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01.10.1997 gün ve E: 1997/10-578, K: 1997/758 sayılı; 24.09.2003 gün ve 2003/10-489, 2003/490 sayılı; 26.11.2008 gün ve E:2008/21-693, K:2008/713 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
    Yapılacak iş, özellikle davacı tarafından (06.03.1992 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan) 1992 yılında çıkarılan 3780 sayılı af yasası kapsamında ödenen primlerin ve icra yolu ile tahsil edildi ise, tahsil edilen primlerin, uyuşmazlık konusu dönemi de kapsayıp kapsamadığının Kurumdan sorularak, gerektiğinde, aktüerya uzmanı bilirkişiden bu hususta rapor alınarak sonucuna göre değerlendirme yapılmak, daha açık bir anlatımla, eğer davalı Kurum geçmişe yönelik (uyuşmazlık konusu dönemi de kapsar şekilde) prim tahsil etmiş ve uzun süre bu primleri kullanmış ise, daha sonra davacının sigortalılığının iptal edilmesi Medeni Kanun’un 2. maddesinde ifadesini bulan objektif iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayacağından, davanın kabulüne; geçmişe yönelik prim tahsil edilmediği, edilmiş olsa dahi Kurum tarafından uzun süre bu primlerin kullanılmadığının saptanması halinde ise davanın reddine karar vermekten ibarettir.
    Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
    O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
    SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 26.03.2009 gününde oy birliği ile karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi