Abaküs Yazılım
21. Hukuk Dairesi
Esas No: 2008/13506
Karar No: 2009/4447
Karar Tarihi: 26.03.2009

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2008/13506 Esas 2009/4447 Karar Sayılı İlamı

21. Hukuk Dairesi         2008/13506 E.  ,  2009/4447 K.

    "İçtihat Metni"

     
    MAHKEMESİ : Tarsus İş Mahkemesi
    TARİHİ : 06/03/2008
    NUMARASI : 2007/114-2008/51

    Davacı,  murisinin iş kazası  sonucu  ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
    Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin  reddine  karar vermiştir.
    Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan  ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
    Dava, iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahibinin (eşinin) uğramış olduğu maddi zararın giderilmesi istemine ilişkin ek davadır.
    Davacı eş Z.E., aynı mahkemenin 2003/111 Esas sayılı dosyasında 04.06.2003 tarihinde açmış bulunduğu kısmi davada fazlaya ait talebini saklı tutarak 6.123,70.-TL maddi tazminat istemiş, daha sonra 14.09.2004 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat istemini 5.000,00.-TL olarak ıslah etmiştir. Yapılan yargılama sonucunda, davacı eş D.E.’in maddi tazminat talebinin kabulü ile, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 5.000,00.-TL maddi tazminatın 12.03.2000 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar Ş. K.ve Tarsus Belediye Başkanlığı’ndan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, anılan kararın davalılardan Tarsus Belediye Başkanlığı tarafından temyizi üzerine Dairemizce onanarak kesinleşmiştir.
    Temyize konu ek davada ise, davacı eş, kısmi davada hesaplanan maddi tazminat miktarından kısmi davada hüküm altına alınan maddi tazminatın tenzili ile bakiye 23.699,88.-TL maddi tazminatın tahsilini istemiştir. Mahkemece, davacının kısmi davadaki 14.09.2004 tarihli kısmen ıslah dilekçesinde, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığı, dolayısıyla 5.000,00.-TL talebi dışında kalan kısmı için feragat ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
    HUMK.’nun 83. maddesine göre, ıslah, taraflardan birinin yapmış olduğu bir usul işlemini tamamen veya kısmen düzeltmesidir. Öte yandan, alacaklı, alacağının tümü hakkında dava açmak zorunda olmayıp, fazlaya ilişkin hakkını saklı tutmak kayıt ve şartıyla, alacağının önce bir bölümünü, sonra kalan bölümünü talep edebilir. Davacı, kısmi davada verdiği 14.09.2004 tarihli ıslah dilekçesi ile sadece talep sonucunu düzeltmiş (daraltmış) olup, 04.06.2003 tarihli dava dilekçesindeki diğer hususlar aynı kalmıştır. Bu durumda, davacı, kısmi davadaki 04.06.2003 tarihli dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğundan ve 14.09.2004 tarihli ıslah dilekçesinde sadece istenilen tazminat miktarı itibariyle düzeltme yaptığından, dava dilekçesinde yazılı diğer hususlar  (faiz istemi, faiz başlangıç tarihi, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması gibi) varlığını muhafaza etmektedir. Ayrıca, somut olayda, ıslah dilekçesi ile talep edilen tazminat miktarı arttırılmadığından, aksine azaltıldığından, ıslahın ek dava niteliğinde sayılması da mümkün değildir.  
    Yapılacak iş, hüküm tarihine en yakın tarihte belli olan ücretteki artış miktarı nazara alınarak yeniden davacı hak sahibi eşin tazminatını belirlemek ve belirlenen bu zarardan  4447 sayılı Yasa’nın ek 38. maddesi gereğince hüküm tarihine en yakın tarihte belli olan verilere göre hesaplanarak Kurum tarafından bildirilen peşin sermaye değeri indirilmek ve kesinleşen dosyadaki hesap raporunda belirlenen ve ek dava konusu yapılan miktarı geçmemek üzere karar vermekten ibarettir.
    Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın  yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
    O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
    SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine,26.03.2009 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
    Dava, iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahibi olan eşinin  ilkdavada talep ve hüküm dışı kalan uğradığı bakiye maddi zararın giderilmesi istemine ilişkindir.   
    Davacı vekilinin vekaletnamesinde davadan feragata yetkili olduğu anlaşılmaktadır.
    HUMK"nun 91 vd maddeleri gereğince usul hukuku  kavramı olan davadan  feragatın açık, kesin ve koşulsuz olması yasa gereğidir. Ne varki ; feragat kavramı,  sadece usul hukuku anlamında bir davadan yada bir dava  içerisinde davaya konu edilen taleplerden bir veya  birkaçından feragat edilmesiyle sınırlı bir içerikte değildir.  Dava konusu edilmemiş bir haktan,  doğal olarak dava dışı bir yolla,,  açık bir feragat  iradesi ortaya konulmaksızın (zımmen)  feragat edilmesi de  mümkündür. Feragat iradesi ister zımni, isterse açık şekilde ortaya konulmuş  olsun, feragat   edilmiş bir hakkın, dava yoluyla tekrar talep edilemeyeceği çok açıktır.  Çünkü, dava yoluyla bir hak  talebinde bulunabilmesi için  o hakkın maddi hukuk  bakımından mevcut olması gerekir.  Hiç var olmayan  veya başlangıçta var olmakla birlikte zımmi de olsa feragat nedeniyle bizzat hak sahibi veya yetkili vekili tarafından ortadan kaldırılan  böylece borçlu yönünden söndürülen bir hak için HUMK"nun 185/2. Maddesi çerçevesinde davalının muvafakat etmesi  hali dışında bu alacak bölümü yönünden talepte  bulunulması mümkün değildir.  HGK"nun 26.3.1986 gün ve Esas;1984/4-797, Karar; 1986/299, 8.10.2003 gün ve Esas; 2003/9-510 Karar; 2003/555, 14.4.2004 gün ve  Esas; 2004/4-200, Karar; 2004/227 sayılı kararları da bu yöndedir.
    Tarafların dava sırasındaki sözlü ve yazılı bildirimleri kural olarak birer hukuksal işlemdir. Gerek  dava  dilekçesinin gerekse yargılama sırasındaki tarafların beyanların veya yazılı bildirimlerinin yorumu BK.18. ve MK"nun 2. Maddesi gereğince  yapılmalı, kullanılan sözlerden veya yazılardan ne gibi bir anlam  çıkarılması gerektiği belli edilerek yorumlanmalı ve bu yorum  sonucuna göre işlem yapılmalıdır.
    Somut olayda mahkemenin 2003/111 Esas nolu dosyasında görülen ilk davada davacı dava dilekçesinde fazlaya ilişkin  hakkını saklı tutmakla birlikte davacıların maddi zarar miktarlarının SGK"nun açtığı  rücü davasında  davacı Z. yönünden 6.123.7 TL davacı D.  yönünden 168.37 TL olarak kesinleştiğini kabul etmiş,  SGK"ca bağlanan gelirin peşin sermaye  değeri mahkemeye bildirildiğinde de gelirde  meydana gelen artış  nedeniyle dava dilekçesinde  talep  ettiği miktarı dahi  alamayacağını düşünerek  verdiği 14.9.2004 tarihli dilekçe ile talebini  davacı Z.yönünden 5.000.00 TL, davacı D.yönünden 150.00 TL"na indirerek fazlaya ilişkin hakkını saklı tutmamış, zararını ve isteğini yoruma imkan ve mahal bırakmayacak şekilde  sınırlamıştır. 14.9.2004 tarihli dilekçedeki beyanlar gerçekleşen zararın tutarını bildirme niteliğinde olup talep edilen miktarla zararın tamamının hedef tutulduğunu açıkça göstermektir.  Artık bu dava kısmi dava değil  tam dava sayılır.
    O davada alınan  bilirkişi   raporu ile bulunan alacağın dava dışı bırakılan  kesimi için  yeni bir dava açılamaz.  Ayrıca mahkemenin davanın kabulüne ilişkin kararında  gerekmediği halde "davacının fazlaya ilişkin hakkının  reddine" veya " fazlaya ilişkin hakkının saklı tutulmasına"  denmiş olması sonuca etkili değildir.  Çünkü fazlaya ilişkin  hak (bakiye alacak)  ilk davanın konusu dışındadır  ve kesin hüküm ancak ilk davada talep edilen miktar yönünden hüküm ifade eder.
    Yukarıda açıklanan gerekçeye göre bakiye maddi tazminat alacağı yönünden  açılan bu davanın  davacı vekilinin 14,9,2004 tarihli  kısmen ıslah dilekçesi ile  maddi zarar ve tazminat talebini 5.000.00 TL"si olarak belirleyip fazlaya ilişkin hakkını saklı tutmadığı  bu şekilde 5.000.00 TL dışında kalan alacağından feragat ettiği gerekçesiyle  bakiye maddi tazminat isteminin reddine ilişkin mahkeme kararının Onanması görüşünde  olduğumdan Sayın Çoğunluğun davacı vekilinin verdiği 14.9.2004 tarihli ıslah dilekçesi ile sadece talep sonucunu  daralttığı, 4.6.2003 tarihli dava dilekçesindeki diğer hususların aynı kaldığı,  dava dilekçesinde  fazlaya ilişkin hak saklı tutulmakla bakiye zararın açılan bu dava yoluyla istenebileceği gerekçesiyle  mahkeme kararının bozulmasına ilişkin kararına katılmıyorum.
     
                                                                                   



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi