Davacı, 15.05.2003-30.11.2006 tarihleri arasında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olmadığının, 506 sayılı Yasa"ya tabi isteğe bağlı sigortalılığının geçerli olduğunun ve 01.12.2006 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Dava, davacının 15.05.2003-30.11.2006 tarihleri arasında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olmadığının 506 sayılı Yasa’ya tabi isteğe bağlı sigortalılığının geçerli olduğunun ve 01.12.2006 tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın SSK yönünden kabulüyle, davacının, hizmet birleştirmesi gerekmeden salt 506 sayılı Yasa’ya tabi çalışmaları dikkate alınarak 506 sayılı Yasa uyarınca 01.12.2006 tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmiş ise de, bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile varılmıştır.
Somut olayda davacının 09.07.1997 tarihinden itibaren devam eden 1479 sayılı Yasa"ya tabi zorunlu sigortalı olduğu, 21.10.1982-21.06.1994 tarihleri arasında aralıklı olarak 506 sayılı Yasa"ya tabi zorunlu sigortalı olarak çalıştığı, 01.06.2003-30.11.2006 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa"ya tabi isteğe bağlı sigortalı olduğu, 21.03.2007 tarihli zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı bilgi döküm cetvelinden davacının Bağ-Kur"a sigortalılığı ile ilgili olarak 30.10.1997-23.05.2003 tarihleri arasında yoğun prim ödemelerinin bulunduğu; iki farklı kuruma tabi sigortalılığın çakıştığı bu durumda, davalı Kurumlarca, 01.06.2003 tarihinden itibaren zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olarak kabul edilmesi nedeniyle yaşlılık aylığı bağlanması için Sosyal Sigortalar Kurumu’na yaptığı 30.11.2006 tarihli başvurunun reddedildiği görülmektedir.
Sosyal Güvenlik Sistemimizde çifte sigortalılığa yer verilmemiş olup "çakışan sigortalılık" olarak adlandırılan, bir sigortalının aynı anda birden fazla sosyal güvenlik kurumunda farklı sigortalılık statüsünde olması hali, zorunlu ve isteğe bağlı sigortalılıkların çakışması halinde zorunlu sigortalılığa geçerlilik tanınarak, çözüme kavuşturulmaktadır. Ancak somut olayda, ihtilaflı dönemde zorunlu sigortalılık 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılık ise de, 1479 sayılı Yasa’nın 22.2.2006 gün ve 5458 sayılı Yasa’nın 13.maddesi ile değişik 1.3.2006 tarihinde yürürlüğe giren Ek 19.maddesinde bu Kanun ve 2926 sayılı Kanuna göre kayıt ve tescili yapıldığı halde, 5 yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunan sigortalıların bu sürelere ilişkin prim borçlarının Kurumca yapılacak bildirimde belirtilen süre içerisinde ödenmemesi halinde, daha önce prim ödemesi bulunan sigortalının ödediği primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibariyle, prim ödemesi bulunmayan sigortalının ise tescil tarihi itibariyle sigortalılığı durdurulur.
Prim borcunun ait olduğu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmez. Ancak, sigortalı veya hak sahipleri daha sonra sigortalının en son bulunduğu basamağın başvuru tarihindeki değeri üzerinden hesaplanacak borç tutarlarını tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödedikleri takdirde bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir. Bu madde kapsamına giren sigortalılar hakkında zaman aşımının kesilmesi ve zaman aşımının işlememesi ile ilgili olarak 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 103 üncü maddesinin 1.fıkrasının (6),(8) ve (10) numaralı bentleri hariç diğer hükümleri ile aynı Kanunun 104 üncü maddesi hükümlerinin uygulanacağı , yine 5458 sayılı Yasa’nın 14.maddesi ile eklenen ve 1.3.2006 tarihinde yürürlüğe giren Geçici 26.maddesine göre bu Kanun ve 2926 sayılı Kanuna göre kayıt ve tescili yapıldığı halde 31.3.2005 tarihi itibariyle beş yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunan sigortalılar ve hak sahiplerinden bu sürelere ilişkin prim borçlarını yeniden yapılandırma talebinde bulunmayanlar veya yeniden yapılandırma talebinde bulundukları halde yapılandırma haklarını kaybedenler hakkında ek 19.madde hükmü uygulanacağı bildirilmiştir.
Davacının davadaki isteminden prim borcunu ödeme isteği olmadığı sonucu çıktığından talebi de gözetildiğinde uyuşmazlığa 1.3.2006 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasa"nın değişik Ek 19 ve Geçici 26. maddesinin uygulanacağının kabulü gerekir. Hukuk Genel Kurulu"nun 21.6.2006 gün 2006/21-363 E. 2006/ 466 karar, 28.6.2006 gün 2006/21-485 E:, 2006/483 K. nolu kararları da bu yöndedir.
Yapılacak iş, davacının, 1479 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalılık koşullarını taşıdığı, çakışan, ihtilaflı dönemle ilgili olarak, 21.03.2007 tarihli Bağ-Kur prim cetvelinde 30.10.1997-23.05.2003 tarihleri arasında ödediği görülen primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibariyle beş yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunup bulunmadığını tespit ederek, var ise primlerin tam olarak karşılandığı ayın sonu itibariyle zorunlu Bağ-kur sigortalılığını durdurmak, prim borcunun ait süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmeyerek davacının çakışan ihtilaflı dönemdeki 506 sayılı Yasa"ya tabi isteğe bağlı sigortalılığına şimdiki gibi geçerlilik tanımak; yok ise ihtilaflı dönemde 1479 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu Bağ-kur sigortalısı sayılacağından, 506 sayılı Yasa’ya tabi isteğe bağlı sigortalılığın geçersiz olduğu dikkate alınarak 30.11.2006 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı koşullarını bu duruma göre değerlendirmekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmadan eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 26.03.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.