Abaküs Yazılım
1. Hukuk Dairesi
Esas No: 2014/8426
Karar No: 2016/3856
Karar Tarihi: 31.03.2016

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2014/8426 Esas 2016/3856 Karar Sayılı İlamı

1. Hukuk Dairesi         2014/8426 E.  ,  2016/3856 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
    DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

    Taraflar arasında birleştirilerek görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne, birleştirilen davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı ve davalı ... ile dahili davalı ... tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 08.03.2016 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat ..., davalılar ... vd.vekili Avukat ... ile temyiz edilen davalı ... vekili Avukat ..., Avukat ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen davalı ... vekili Avukat, davalı ... gelmediler yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

    -KARAR-

    Asıl ve birleşen davalar, yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı taktirde bedel isteğine ilişkindir.
    Davacı, 563 parsel sayılı taşınmazı ... İcra Müdürlüğü"nün 2000/12 Esas sayılı dosyada yaptığı 26.10.2001 tarihli ihalede satın aldığını, ihalenin feshine yönelik açılan davaların redle sonuçlandığını, yargılamanın yenilenmesine yönelik isteğinde reddine karar verilmesine rağmen taşınmazın adına tescilinin yapılamadığını, işlediği bir suç nedeniyle hapse girdiği için ... Sulh Hukuk Mahkemesi"nin 2009/899 Esas, 2009/1102 Karar sayılı dosyası ile annesi ..."ün kendisine vasi atandığını, vasinin de taşınmazın adına tescilini sağlayamadığını, daha sonra tapu idaresinin ihale ile satışı yapılan taşınmazın tapu kaydındaki haciz şerhini kendiliğinden kaldırarak 2009 yılında taşınmazın davalı ..."a muvazaalı olarak satıldığını, davalı ..."ın iyi niyetli olmadığını, Türk Medeni Kanununun 1007. maddesi uyarınca tapu sicilinin tutulmasından devletin sorumlu olduğunu, tapu görevlileri hakkında savcılıkça soruşturma yapıldığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline, olmadığı taktirde taşınmazın güncel bedelinin tahsiline karar verilmesi isteğiyle dava açmış, yargılama sırasında ıslah ile, 1.075.917,80.-TL zararının tazminini istediğini bildirmiştir.
    Davalılar ... ... Müdürlüğü, ... ve ..., kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, iddiaların yersiz olduğunu, devletten tazminat isteme koşullarının bulunmadığını, tapu görevlilerinin bir kusuru olmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
    Davalı ..., dava konusu taşınmazı 2003 yılında satın alıp, 2009 yılında davalı ..."a yine satış suretiyle devrettiğini, taşınmazın icra dosyasında hacizli olduğunu bilmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
    Davalı ..., dava konusu taşınmazı bedelini ödeyerek satın aldığını, iyi niyetli bulunduğunu, taşınmazı kiraya vermek suretiyle tasarruf ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
    Mahkemece, çekişme konusu taşınmaz payını davalı ..."ın iyi niyetle satın alıp, tasarruf ettiği, taşınmazın hacizli olduğunu davalı ..."ın bildiğinin kanıtlanamadığı, bu nedenle tapu iptali ve tescil isteğinin reddi gerektiği, tapu idaresi ile tapu görevlileri davalılar ... ve ..."e husumet düşmeyeceği, haczin kaldırılmasında tapu memurunun kusurlu olduğu, Türk Medeni Kanununun 1007. maddesi gereğince devletin tapu sicilinin tutulmasından doğan zarardan sorumlu bulunduğu, 2009 yılı net gelirine göre bilirkişi raporu ile hesaplanan bedelin dahili davalı ...den tahsili gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
    Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; ... İcra Müdürlüğü"nün 2000/12 Esas sayılı dosyasında, alacaklı ..."nın borçlular ... ile ... aleyhine 23.12.1999 tanzim tarihli senede dayalı olarak 12.162.000.000 TL alacak için 01.02.2000 tarihinde icra takibi yaptığı, aynı gün dava konusu 563 parsel sayılı taşınmaz ve diğer taşınmazlar üzerine haciz konulduğu, ardından yapılan ihalede ikinci satış günü olan 26.10.2001 tarihinde çekişme konusu 563 parsel sayılı taşınmaz 6444/8960 payının 55.000,00 TL bedelle davacı ..."e ihale olunduğu, ihalenin feshine ilişkin olarak açılan davaların ... İcra Hukuk Mahkemesince reddedildiği, anılan kararların derecattan geçmek suretiyle son olarak 06.04.2009 tarihinde kesinleştiği, ancak taşınmazın davacı ve vasisinin gerek icra dairesine, gerekse tapu idaresine başvurularına rağmen pay el değiştirdiğinden davacı adına tescilinin yapılamadığı, ... İcra Müdürlüğü"nün 2000/12 Esas sayılı takip dosyasında 04.02.2008 tarihinde dava dışı 92, 436, 437, 1464, 1466, 1517 ve 1519 parsel sayılı taşınmazlardaki haczin kaldırılması ... müdürlüğünden istenildiği hâlde, aynı gün ... yevmiyeli işlemle sehven dava konusu 563 parsel sayılı taşınmazda haczin kaldırıldığı, çekişme konusu 563 parselin 6444/8960 payı borçlu ... adına kayıtlı iken 28.03.2000 tarihli akitle ..."a satış suretiyle temlik ettiği, daha sonra ..."ın aynı taşınmaz payını satış vaadi sözleşmesi ile ..."a satışına müteakip ... Asliye Hukuk Mahkemesi"nin 25.12.2003 tarihli, 2003/613 Esas, 1119 Karar sayılı kesinleşmiş kararına istinaden 25.02.2004 tarihinde ... adına tescil edildiği, onun da, 05.01.2009 tarihli akitle taşınmazdaki payını davalı ..."a satış suretiyle temlik ettiği kayden sabittir.
    Ayrıca, dava konusu taşınmazdaki haciz şerhinin terkini nedeniyle tapu memurları hakkında davacının şikayeti üzerine, ... Cumhuriyet Başsavcılığı"nca 06.01.2011 tarihinde adli görevi kötüye kullanmak suçundan davalı ... hakkında kamu davası açıldığı, davanın sonucu hakkında dosyada bir bilgi bulunmadığı, öte yandan, diğer davalılar ... ve ... hakkında ise, belirtilen eyleme iştirak ettiklerine dair delil bulunmadığından ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği açıktır.
    Çekişme konusu 563 parsel sayılı taşınmazın 6444/8960 payının maliki borçlu ... hakkında icra takibi yapıldığı ve taşınmazın 26.10.2001 tarihinde davacıya cebri icra ihalesi ile satıldığı, süreçte taşınmazın tapu kaydında haciz şerhi ile yükümlü olarak dava dışı ..."a satışının yapıldığı, ardından satış vaadi sözleşmesine istinaden hükmen davalı ... adına tescil edildiği, davalı ..."in taşınmazın bulunduğu köyden ve borçlu ..."ın akrabası ve aynı aileden olan kişi olduğu anlaşılmaktadır.
    O hâlde, Türk Medeni Kanunu"nun (TMK) 705. maddesi gereğince cebri ihale ile taşınmazın mülkiyetinin ihale alıcısı davacı ..."a geçtiğinin, kayıt üzerinden taşınmaz payını edinen kişilerin de dosya kapsamı ile edinimlerinin korunamayacağının, başka bir deyişle bu tescillerin yolsuz tescil olduğunun kabulü gerekir.
    Diğer taraftan, davalı ..."ın üzerinde haciz şerhi olmadığı dönemde taşınmaz payının ediniminin TMK"nin 1023. maddesi anlamında iyi niyetli olması hâlinde bu kazanımının korunması gerektiği de açıktır.
    Bilindiği üzere; hukukumuzda, diğer çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi kişilerin huzur ve güven içerisinde alış verişte bulunmaları satın aldıkları şeylerin ilerde kendilerinden alınabileceği endişelerini taşımamaları, dolayısıyla toplum düzenini sağlamak düşüncesiyle, alan kişinin iyi niyetinin korunması ilkesi kabul edilmiştir. Bu amaçla TMK 2.maddesinin genel hükmü yanında menkul mallarda 988. ve 989., tapulu taşınmazların el değiştirmesinde ise 1023. maddesinin özel hükümleri getirilmiştir.
    Öte yandan, bir devleti oluşturan unsurlardan biri insan unsuru ise bunun kadar önemli olan ötekisi topraktır. İşte bu nedenle Devlet, nüfus sicilleri gibi tapu sicillerinin de tutulmasını üstlenmiş, bunların aleniliğini (herkese açık olmasını) sağlamış, iyi ve doğru tutulmamasından doğan sorumluluğu kabul etmiş, değinilen tüm bu sebeplerin doğal sonucu olarak da tapuya itimat edip, taşınmaz mal edinen kişinin iyi niyetini korumak zorunluluğunu duymuştur. Belirtilen ilke TMK"nin 1023. maddesinde aynen "tapu kütüğündeki sicile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan 3 ncü kişinin bu kazanımı korunur" şeklinde yer almış, aynı ilke tamamlayıcı madde niteliğindeki 1024.maddenin 1. fıkrasına göre "Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz" biçiminde öngörülmüştür.
    Ne var ki; tapulu taşınmazların intikallerinde, huzur ve güveni koruma, toplum düzenini sağlama uğruna, tapu kaydında ismi geçmeyen ama asıl malik olanın hakkı feda edildiğinden iktisapta bulunan kişinin, iyi niyetli olup olmadığının tam olarak tespiti büyük önem taşımaktadır. Gerçekten bir yanda tapu sicilinin doğruluğuna inanarak iktisapta bulunduğunu ileri süren kimse diğer yanda ise kendisi için maddi, hatta bazı hallerde manevi büyük değer taşıyan ayni hakkını yitirme tehlikesi ile karşı karşıya kalan önceki malik bulunmaktadır.
    Bu nedenle, yüzeysel ve şekilci bir araştırma ve yaklaşımın büyük mağduriyetlere yol açacağı, kişilerin Devlete ve adalete olan güven ve saygısını sarsacağı ve yasa koyucunun amacının ilk bakışta, şeklen iyi niyetli gözükeni değil, gerçekten iyiniyetli olan kişiyi korumak olduğu hususlarının daima göz önünde tutulması, bu yönde tüm delillerin toplanıp derinliğine irdelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir.
    Nitekim bu görüşten hareketle, "kötü niyet iddiasının def"i değil itiraz olduğu, iddia ve müdafaanın genişletilmesi yasağına tabii olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve mahkemece kendiliğinden (resen) nazara alınacağı” ilkeleri 8.11.1991 tarihli l990/4 esas l99l/3 sayılı İçtdihadı Birleştirme Kararında kabul edilmiş, bilimsel görüşlerde aynı doğrultuda gelişmiştir.
    Yukarıda açıklanan ilke ve olgular doğrultusunda somut olaya bakıldığına, dava konusu 563 parsel sayılı taşınmazın 6444/8960 payını davalı ..."ten edinen davalı ..."ın taşınmazın bulunduğu yerden başka yer nüfusuna kayıtlı olmakla beraber, dava konusu taşınmazın olduğu köyde başka taşınmazları olan kişi olduğu, anılan davalıların birbirlerini tanıyan kişiler oldukları, ayrıca, dosya kapsamı ve tanık beyanları ile çekişmeli yeri başından beri borçlu Yaramış ailesinden olan kişilerin tasarruf ettiği sabittir.
    Öyle ise, kayıt maliki davalı ..."ın iyi niyetli olduğunun söylenemeyeceği, dolayısıyla TMK"nin 1023. maddesinin korumasından yararlanamayacağı, yolsuz tescili bilen ve bilmesi gereken kişi konumunda bulunduğu sonucuna varılmaktadır. Aksi yöndeki mahkeme kabulü doğru değildir.
    Hâl böyle olunca; davanın tapu iptali ve tescil isteği bakımından kabulüne karar verilmesi gerekirken somut olaya uygun düşmeyecek biçimde yanılgılı değerlendirme ve bir kimseye dahili dava yoluyla taraf sıfatı verilemeyeceği ve aleyhine hüküm kurulamayacağına dair usûl hükmü de gözetilmeden yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir.
    Tarafların ve dahili davalı ...nin bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 21.12.2015 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden taraf vekilleri için 1.350.00."şer-TL. duruşma vekâlet ücretinin karşılıklı olarak alınıp birbirlerine verilmesine, alınan peşin harcın temyiz edene verilmesine, 31.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi