Davacı, SSK"lı süreler hariç 6.9.1988-dava tarihleri arası 1479 sayılı Yasa"ya tabi esnaf Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Davacı, çakışan 506 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalılığı dışlanarak 06.09.1988 tarihinden itibaren zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile varılmıştır.
Öncelikle davacının zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı ile çakışan 506 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalılığı bulunduğundan dava, Sosyal Sigortalar Kurumunun da hak alanını ilgilendirmektedir. Mahkemece davacıya SSK Başkanlığının davaya yöntemince katılımını sağlaması için önel verilerek HUMK 73. Maddesi uyarınca anılan Kuruma dava dilekçesi ve davetiyenin Tebligat Kanunu ve Tebligat Tüzüğü hükümlerine uygun şekilde tebliğ edilmesi suretiyle davaya katılması temin edilip, delillerini sunması sağlandıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu hususun göz ardı edilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Öte yandan davacı, 06.09.1988 tarihinde başlayan vergi kaydı, 02.09.1988 tarihinde başlayan oda ve 09.11.1988 tarihinde başlayan esnaf sicil kaydı nedeniyle 06.09.1988 - 31.03.1992; 08.09.1993 - 31.12.1995; 21.08.1998 - 31.12.2001; 02.02.2005 - 31.12.2005 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa"ya tabi zorunlu Bağ-kur sigortalısı olarak tescil edilmiştir. Davacının 1999 yılında 320 gün, 2000 yılında 360 gün ve 2001 yılında 360 gün 506 sayılı yasaya tabi, zorunlu Bağ-kur sigortalılığı ile çakışan zorunlu sigortalılığı bulunmakta, 24.6.1997-21.8.1998 tarihleri arasındaki dönem dışında ise zorunlu Bağ-kur sigortalılık statüsü için gerekli olan Meslek Odası ve Esnaf Sicil kaydı veya vergi kaydı bulunmaktadır. Uyuşmazlık ise davacının çakışan 506 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalılığı dışlanarak 06.09.1988 tarihinden itibaren aralıksız zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine ilişkindir. Bu durumda yapılacak iş, davacının 1988 yılından itibaren mevcut olan prim ödemeleri ve prim borçları için 1995 yılında yapılan icra takibi de dikkate alınarak 24.6.1997-21.8.1998 tarihleri arasındaki dönemin primlerinin ödenip ödenmediği, ödenmiş ise hangi tarihte ödenmiş olduğu araştırıldıktan ve anılan döneme ait primler tahsil edilip uzun süre Bağ-kur tarafından kullanılmış ise davacının bu dönem de de zorunlu Bağ-kur sigortalısı olduğunun kabul edilmesi gerektiği hususu açıklığa kavuşturulduktan sonra “çatışan sigortalılık durumunda” hangi kurumdaki çalışmanın esas alınacağını saptamaktır.
“Çatışan sigortalılık sorununu” gerek 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ve gerekse 1479 Sayılı Bağ-kur Kanunu birbirlerine paralel düzenlemeler ile bir sigortalının aynı anda birden fazla sosyal güvenlik kurumuna tabi olmasını yasaklayıp, sigortalının önceden başlayıp devam ede gelen sigortalılığına geçerlik tanıyarak çözüme ulaştırmaya çalışmışlardır. Yasa sistemimize göre bir kimsenin Sosyal Sigortalar Kurumu kapsamına girebilmesi için hizmet akdine tabi bir işte çalışması yanında başka bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında da bulunmaması gerekir. Anılan yasanın 3. maddesinin I.(F) bendinde “Kanunla kurulu emekli sandıklarına aidat ödemekte olanların” (K) bendinde ise, “Herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına çalışanların” sigortalı sayılmayacağı belirtilmiştir. Aynı şekilde 1479 Sayılı Bağ-Kur Kanunu’nun 24. maddesinin I. ve II. Fıkralarında da bir kimsenin Bağ-Kur kapsamına girebilmesi için kendi adına bağımsız çalışıp kazanç sağlaması yanında, başkaca sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması koşulu getirilmiştir. Bütün bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılık mümkün olmayıp, önceden başlayıp devam ede gelen sigortalılığa geçerlik tanınmaktadır (03.10.2001 gün ve E: 2001/21-627, K: 2001/659 Sayılı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı).
Mahkemece yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurularak, anılan eksiklikler giderildikten sonra karar vermek gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yalnızca Bağ-Kur"un katılımı ile yargılama yapılarak karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 17.01.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.