1. Hukuk Dairesi 2014/16289 E. , 2016/4070 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden maliki olduğu 628, 817 ve 1000 parsel sayılı taşınmazlara davalının ekim yapmak suretiyle müdahale ettiğini ileri sürerek elatmanın önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiş, duruşmadaki beyanında icar karşılığı taşınmazları kullandığını belirtmiştir.
Mahkemece, iddianın sabit olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla Tetkik Hâkimi ..."nin raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
-KARAR-
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; davalının temyiz itirazı yerinde değildir. Reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 480.92.-TL. bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 04.04.2016 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
-KARŞI OY-
Dava, mülkiyete dayalı müdahalenin menine ilişkindir.
Mahkemece, mülkiyet hakkına üstünlük tanınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava değeri olarak 8.000,00 TL gösterilmiş,bunun üzerinden 118,80TL nispi peşin harç alınmış ve gerekçeli karar ile de bu değer üzerinden bakiye 505,27TL harç tahsiline karar verilmiştir.
Gerçek dava değeri keşfen belirlenmiş, bilirkişi beyanı ile dekarının 850,00TL olacağı beyan edilmiştir. Bu durumda dava konusu 3 adet taşınmazın toplam değeri 10.795,00TLdir. Hakim resen dava değerini gözeterek eksik harcı tamamlatmamış, hükümde de toplam dava değerini nazara almamış, davacının bildirdiği dava değeri üzerinden karar ve ilam harcı hesaplanmıştır.
Sayın çoğunluk ile aramızdaki ihtilaf konusu; taraflarca temyiz olmamasına rağmen yanlış hesaplanan, eksik alınmasına karar verilen harç nedeniyle hükmün bozulması veya düzeltilerek onanması gerekip gerekmediği noktasında düğümlenmektedir. Çoğunluk görüşü açıkça temyiz olmadığından harç eksikliğinin bozma sebebi yapılmayacağı yönündedir.
Peşin harcın veya karar ve ilam harcının eksik alınması halinde bu eksikliğin resen gözetilerek mahkemelerce ve Yargıtayca tamamlatılacağı bütün ilk derece mahkemeleri ile Yargıtay dairelerinin kabulündedir. (4.3.1953 tarih, 10/2 sayılı İBK, Dairemizin 25.2.2016 tarih, 2014/14602 E, 2016/2265 K, 12.1.2016 t. 2016/20E,2016/186 K, 14.12.2015t, 2014/12832E, 2015/14462K, 4.11.2015t, 2014/10653E, 2015/12605K, 10.11.2015t, 2014/11100E, 2015/12870K sayılı kararı vd.) Nitekim Harçlar Kanunu’nun 32. maddesi “Harcı ödenmeyen işlemler: Madde 32 – Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz. Ancak ilgilisi tarafından ödenmeyen harçları diğer taraf öderse işleme devam olunmakla beraber bu para muhakeme neticesinde ayrıca bir isteğe hacet kalmaksızın hükümde nazara alınır.” şeklinde düzenlenmiştir. Bu düzenleme karşısında eksik harç alınması halinde, artık tarafların isteğine ve temyiz edilip edilmediğine bakılmaksızın eksik alınan harç tamamlatılmalıdır.
Somut olayımızda ise dava tarihi itibariyle en az 10.795,00TL olan taşınmaz 8.000.TL değer gösterilerek dava açılmış ve harç eksik alınmış, yargılama aşamasında tamamlatılmadığı gibi hükümle birlikte de tamamlatılmadan karar verilmiştir.
Harçlar Kanunu’nun 16. maddesinde “Değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (1) sayılı tarifede yazılı değerler esastır. Müdahalenin men"i tescil ve tapu kayıt iptali gibi gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda gayrimenkulün değeri nazara alınır...Noksan tespit edilen değerler hakkında 30 uncu madde hükmü uygulanır.” denmektedir. 30. maddede ise, muhakeme sırasında taşınmazın değerinin gösterilen değerden fazla olduğunun anlaşılması halinde yalnız o celse için muhakemeye devam olunacağı, takip edilen celseye kadar noksan harcın tamamlanmaması halinde davaya devam olunamayacağı ve dosyanın HMK 150. maddesi gereğince işlemden kaldırılacağı düzenlenmiştir.
Yargılama harçlarının alınması ve miktarı harçlar kanunu ile düzenlenmiş ve kontrol yükümlülüğü hakime verilmiştir. Bu nedenle harçlar ile ilgili eksikliklerin resen nazara alınacağı ilkesi yüksek Yargıtayca kabul edilmiştir. Şimdi resen gözetme ilkesi gereğince aynı hususta iki ayrı vatandaşın aynı değerde taşınmazları ile ilgili müdahalenin meni davası açmaları halinde bu iki davanın iki ayrı hakim tarafından görülmesi durumunda hakimlerden biri dava değerini resen gözeterek eksik harcı tamamlatsa, diğeri de ihmal ile veya bilerek tamamlatmasa, aynı davayı açan iki ayrı vatandaşın hakkına ulaşması, veya devletin aynı hizmeti bir vatandaşı için çok az bir bedelle(harç) verirken diğeri için hatırı sayılır bir bedel (harç) ödetmesi durumunda da yargı önünde eşitlik ilkesinin zedeleneceği açıktır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası Kanun önünde eşitlik ilkesini şu şekilde düzenlemiştir “ Madde 10 – Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. (Ek fıkra: 7/5/2004-5170/1 md.) Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. (Ek cümle: 7/5/2010-5982/1 md.) Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz. (Ek fıkra: 7/5/2010-5982/1 md.) Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde (…)(1) kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar. “
Hak arama hürriyeti ise yine Anayasa’nın 36. Maddesinde “ Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.(1) Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.” Şeklinde,
Mahkemelerin bağımsızlığı ise 38. Maddede “ Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz. Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz. Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” Şeklinde düzenlenmiştir. Anayasa’da da açıkça belirtildiği üzere yargı mercileri önünde Devlet ile vatandaş eşittir. Mahkemeler de Devlet ile vatandaş arasındaki ihtilaflarda ortadadır. Ne devletin ne de vatandaşın yanındadır.
Diğer yandan Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçmemesi nedeniyle halen yürürlükte bulunan 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu 439/2 (HMK 369/1) maddesi de şu şekildedir.” Mahkemei Temyiz iki tarafın iddia ve müdafaatiyle mukayyet olmayıp kanunun sarih maddesine muhalif gördüğü diğer esbaptan dolayı da temyiz olunan kararı nakzedebilir“ İşte bu nedenlerle temyiz olmasa bile Anayasa’ya, Harçlar Kanununa ve hukukun genel ilkelerine açıkça aykırı olan yanlışlık temyiz olmasa bile resen düzeltilmelidir.
Bu açıklamalardan sonra Mahkemece Devletin alacağı olan eksik harç tamamlatılmalı, ihmal edilmiş ise (temyiz olmamasına rağmen )Yargıtayca resen görülmelidir.
Somut uyuşmazlıkta, değeri en az 10.795,00TL olan taşınmazlara müdahalenin meni davasının 8.000,00 TL değer ile açılması ve taşınmaz değerinin keşfen belirlenmesine rağmen eksik harcın tamamlatılmaması, hükümle birlikte dahi tamamlanmaması nedeniyle hükmün bu nedenle bozulması gerekirken, temyiz olmadığı gerekçesiyle “onama” ya karar verilmesi yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.