22. Hukuk Dairesi 2017/14882 E. , 2018/25640 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin ... Devlet Hastanesinde değişen alt işverenler nezdinde 06.09.2003 - 01.07.2013 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin emeklilik nedeni ile sona erdiğini, davacıya yıllık ücretli izin, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil alacakları ile sakatlık indirimi alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı ile birkısım işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı Bakanlık vekili, husumet ve zamanaşımı itirazında bulunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanılan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar süresi içerisinde davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, belgelere ve tüm dosya kapsamına göre; davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun 297. maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının;
a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini,
b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini,
c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri,
ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini,
d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını,
e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi,
İçermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir (Hukuk Genel Kurulu - 2007/14-778 E, 2007/611 K, Dairemizin 01.04.2008 gün ve 2007/38353 Esas, 2008/7142 Karar sayılı ilamı).
Somut uyuşmazlıkta, davacı 10.05.2006 tarihinden itibaren 3. derece sakatlar için uygulanan sakatlık indiriminden yararlanması gerekirken, bu indirimlerden sağlıklı bir şekilde yararlanmadığını iddia ederek ilgili alacağının hüküm altına alınmasını talep etmiş ise de; mahkemece söz konusu talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir hüküm verilmemiş olması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-Mahkemece, davalı Bakanlığın, 2547 sayılı Kanun"un 56/a-b. maddesi delaletiyle Harçlar Kanunu’nun 13/j. maddesi uyarınca harçtan muaf olduğu düşünülmeden harçtan müteselsilen sorumluluğuna hükmedilmesi de bir diğer hatalı yön olup bozmayı gerektirmiştir.
4-Taraflar arasında davalı ... Bilgisyar İnş. .. Ltd. Şti."nin sorumluluğunun bulunmadığı hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, davacı son olarak alt işveren ... Bilgisayar İnş. .. Ltd. Şti. nezdinde çalıştığını belirterek husumeti ... ile birlikte ilgili şirkete de yöneltmiştir. Ancak dosyada yer alan sosyal güvenlik kurumu kayıtlarına göre davacının işten ayrılışının bildirildiği son işveren ... Tur. ... Ltd. Şti. ve Yapısan Nak. ... Ltd. Şti. Ortaklığı olup, ilgili kayıtlarda davacının çalışma süresi boyunca ... Bilgisayar İnş. .... Ltd. Şti. nezdinde çalışmasının olmadığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar, dosya ekinde yer alan klasörlerde davalı olarak belirtilen ... Bilgisayar İnş. .... Ltd. Şti. ile Bakanlık arasında imzalanan hizmet alım sözleşmeleri yer almakta ise de; dairemizce yapılan geri çevirme sonrası ... Eğitim ve Araştırma hastanesinden gönderilen yazı cevabında da, davacının çalıştığı bildirilen şirketler arasında davalı ... Bilgisayar İnş. .... Ltd. Şti. yer almamaktadır. Bu sebeple ilgili davalı yönünden davanın husumetten reddi gerekirken kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
5-Taraflar arasında, davacının fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil alacaklarına hak kazanıp kazanmadığı hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Aynı ilkeler, ulusal bayram ve genel tatil alacağının ispatı bakımından geçerlidir.
Somut uyuşmazlıkta, davacının işyerinde fazla çalışma yaptığı ve ulusal bayram genel tatil günlerinde çalıştığı iddialarına ilişkin olarak işyeri kaydı mevcut olmayıp dinlenen davacı tanıklarının beyanına itibar edilerek fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacağı hüküm altına alınmıştır. Ne var ki, davacı tanıklarının dinlendikleri tarihte davacı ile aynı mahiyette davalarının bulunması sebebiyle davacı ile menfaat birliği içerisinde olduğu anlaşılmakta olup salt husumetli tanık beyanlarıyla söz konusu çalışmaların kanıtlandığı kabul edilerek hüküm tesis edilmesi isabetli olmamıştır. Her ne kadar bilirkişi raporunda dosyda yer alan belgelerin de dikkate alındığı belirtilmiş ise de, dosyadaki belgeler tüm çalışma dönemine ilişkin değildir. Bu sebeple davacının imzasını içermemekle birlikte davalı tarafından ibraz edilmekle davalının kabulünde olduğu anlaşılan nöbet çizelgeleri ve diğer işyeri kayıtları dikkate alınarak ilgili alacakların değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
6-Taraflar arasında, davacının yıllık izin ücreti alacağının miktarı noktasında uyuşmazlık vardır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun 31. maddesinde hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir, soru sorabilir, delil gösterilmesini isteyebilir şeklinde düzenleme yapılarak hakime yargılama sonunda doğruya ulaşma görevini yüklemiştir. Anayasamızın 141. maddesine göre, yargı basit, çabuk ve ucuz gerçekleşmelidir. Devlet yargının basit, ucuz ve çabuk gerçekleşmesi için gerekli düzenlemeleri yapmak durumundadır. Zira hakkın tanınması ve korunmasındaki gecikmeler, hukuk devleti ilkesi ile uyumlu değildir, adil yargılanma hakkını ihlâl eder. Bu sebeple yargılama sonucunda ulaşılacak hüküm, doğru, gecikmemiş ve kendisinden beklenen etkiyi gösteren bir niteliğe sahip olmalıdır. Bundan dolayı belirsiz vakıaların açıklattırılmasına, eksikliklerin hâkim tarafından işaret edilerek taraflarca giderilerek yargılamanın uzatılmasının önüne geçilmesine ilişkin hâkimin davayı aydınlatma yükümlülüğü bulunmaktadır. Usul hukuku için haksızlığın önlenmesinin anlamı, doğru hüküm kurulmasıdır. Bu hususta yapılacak bir inceleme içinse, tarafların iddialarını eksiksiz ve zaman, yer gibi somut unsurlarıyla tam bir açıklık içinde yargılamaya getirmeleri gerekmektedir. Doğru hüküm kuramama, bazen ise zayıf olan tarafın bir usuli hakkı bilmiyor olması dolayısıyla söz konusu olmaktadır. Böyle bir durumda, hakkın özünün, usule kurban edilmesi mümkün olmadığından, tarafın bir vakıayı bütün ayrıntılarıyla getirmemiş olması dolayısıyla yargılamanın doğru ve adil bir hüküm kurmaya elverişli olacak şekilde aydınlatılmamış olması durumunda hâkim devreye girecek ve söz konusu usûlî olanağı tarafa hatırlatacaktır.
Somut olayda, davacı dava dilekçesinde tüm çalışması boyunca hiç yıllık ücretli izin kullanmadığını iddia etmiştir. Öncelikle, belirtmek gerekir ki mahkeme tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının davalı işyerinde 9 yıl 11 ay 20 gün çalıştığı belirtilmiş olmasına rağmen, 11 yıllık kıdem süresi bulunduğu kabul edilerek yıllık izin ücreti alacağının bu süre üzerinden hesaplanması hatalı olmuştur. Ayrıca davacının dokuz yıldan fazla olan hizmet süresi boyunca yalnızca 10 gün yıllık ücretli izin kullandığı varsayılarak, yıllık ücretli izin hesabı yapılmıştır.
Davacının, işyerinde çalıştığı dokuz yıl onbir aylık hizmet süresince hiç yıllık izin kullanmadığı iddiası hayatın olağan akışına aykırıdır. Mahkemece davanın aydınlatılması ödevi çerçevesinde davacının bu konudaki beyanları alınarak sonucuna göre yıllık ücretli izin alacağı hesaplanması gerekirken, belirtilen hususlar yerine getirilmeden yazılı şekilde eksik inceleme ile verilmiş olan karar usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de, davacı işverene Sosyal Güvenlik Kurumu"ndan aldığı emeklilik koşullarının bulunduğuna dair yazıyı ibraz etmemiştir. Şu halde, davacının iş sözleşmesini emeklilik koşullarını sağlaması sebebiyle feshettiği ve kıdem tazminatına hak kazandığı sabit ise de, emeklilik koşullarının sağlandığına ilişkin belgenin işverene sunulduğunun kanıtlanamamasına göre, kıdem tazminatı alacağına dava tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verilmesi gerekirken fesih tarihinden itibaren faiz yürütülmesi hatalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden ... Bilgisayar İnş. Reklam Orman Ür. Tekst. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti."ne iadesine, 28.11.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.