Abaküs Yazılım
3. Hukuk Dairesi
Esas No: 2016/5735
Karar No: 2017/7761
Karar Tarihi: 23.05.2017

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2016/5735 Esas 2017/7761 Karar Sayılı İlamı

3. Hukuk Dairesi         2016/5735 E.  ,  2017/7761 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
    Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle; daha önceden belirlenen, 23.05.2017 tarihli duruşma günü için yapılan tebligat üzerine; temyiz eden davacı vekili Av.... ve davalı vekili Av.... geldi. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00"e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:

    Y A R G I T A Y K A R A R I

    Davacı vekili; 24.08.2007 tarihinde, Taşağıl Bozyaka..... Mahallesi mevkiinde başlayan orman yangınının, 513 hektarlık bir alanda etkili olduğunu ve orman alanının yangında zarar gördüğünü; yangının, bölgeden geçen ENH"daki D12 direği ile bu direğin doğusunda bulunan ağaç direğin arasındaki elektrik tellerinin fincanlara sağlam olarak monte edilmemesi nedeniyle kopması ve yerde kurumuş halde bulunan çam ağacı ile kuru otları tutuşturması sonucu çıktığını; ..... ile Orman Genel Müdürlüğü arasında Enerji Nakil Hatları kurulması için verilen izinlere ilişkin taahhüt senedinin 7.maddesine göre, orman idaresi zararından davalı kurumun sorumlu olduğunu iddia ederek; işletme müdürlüğünce düzenlenen tazminat raporuna göre idarenin bu haksız fiil sebebiyle 2.344.795,29 TL (ıslahla 4.147.196,40 TL) zarara uğradığını belirtmiş ve bu miktarın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
    Davalı vekili; olay tarihinden itibaren, 1 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini; olayın, davacı Orman İdaresinin bakım ve gözetimindeki kuruyan ağacın rüzgarın etkisiyle devrilip tellerin üzerine düşmesi sonucu gerçekleştiğini; enerji nakil hattının yönetmeliklere uygun tesis edilmiş olması nedeniyle, kurumlarının herhangi bir kusurunun bulunmadığını; enerji
    nakil hattının mevzuatlar gereği güvenlik bandı dışında bulunan ve yangına sebebiyet verdiği hem Orman İdaresince, hem müvekilli kurum personelince tesbit edilen bakım ve tesbit yükümlülüğü Orman İdaresine ait olan ağacın sebebiyet verdiği yangın nedeniyle, müvekkili kurumun kusurlu ya da kusursuz sorumluluğunun bulunmadığını savunup; davanın reddini istemiştir.
    Mahkemece; "... yangının her iki tarafında müşterek kusurlu davranışı ile çıktığına, elektrik hattı üzerine düşen ağacın davalı idarenin sorumluluk alanı dışında kaldığı sabit olduğuna göre doktrin ve Yargıtay İçtihatları ile benimsenen uygun illiyet ilkesi ve BK 44.maddesi de nazara alınarak oluşan zararın adalet ve hakkaniyet ölçüsünde paylaştırılmasına, bu çerçevede davalı şirketin oluşan zararın takdiren %2"si kadar bir miktarından sorumlu tutulmasına" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 82.943,92 TL tazminatın 24.08.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı şirketten alınarak davacı Orman İdaresine verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hükmün taraf vekillerince temyizi üzerine Dairemizin 02.04.2013 gün ve 2013/5190 Esas- 2013/5549 Karar sayılı ilamı ile " .....davacı kurumun yukarıda açıklanmaya çalışılan görev ve sorumlulukları dikkate alınarak, somut olayda, müterafik kusuru olduğu gözetilip; adalet ve hakkaniyet ilkelerine göre, bilirkişilerce hesaplanan zarar miktarından uygun bir miktar indirilerek, tazminata hükmedilmesi gerekmektedir.
    Yanılgılı değerlendirme sonucu, davalı şirketin; olayda kusursuz sorumluluğu bulunduğu gözetilmeden, yangının her iki tarafın müşterek kusurlu davranışından çıktığı da belirtilmiş olmasına rağmen; hakkaniyet ve adalet duygusuyla bağdaşmayacak oranda zararın takdiren %2"si kadar sorumlu tutulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir." gerekçesiyle bozulmuştur.
    Bozma kararına uyulması sonrasında mahkemece, davacı tarafın meydana gelen zararda %45 oranında müterafik kusurunun bulunduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükmün taraflarca temyizi üzerine Dairemizin 17.06.2014 gün ve 2014/4430 Esas- 2014/9752 Karar sayılı ilamı ile "....Belirtilen eksiklikler giderilmeden oluş ve kabule göre değerlendirme ve bilirkişi incelemesi yapılmadan kusurun oranının %55 davalı ve %45 davacı olarak belirlemek suretiyle tayin olunan tazminatın belirlenmesi uygun düşmemekle ilk kararda belirtilen oranın düşüklüğü, ikinci kararda ise belirtilen oranın çok yüksek olması karşısında tazminatın hakkaniyet ölçülerine göre adil ve kalıcı şekilde tayini ile önce bulunacak kusur sonra ayrıca hakkaniyet indirimi de yapılmakla makul bir tazminatın tayini gerektiğinden hüküm belirtilen eksiklikler sebebiyle bozulmalıdır."gerekçesiyle bozulmuştur.
    Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda, Yargıtay bozma ilamı ile bağdaşmayacak şekilde bilirkişi raporunda davacı tarafın %65 oranında, davalı tarafın %35 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş ise de, mahkemenin bilirkişi raporundaki kusur oranları ile doğrudan bağlı olmadığı, davacı tarafın yeterli emniyet yolları açmaması hususunda %10 oranında mütefarik kusurlu olduğu yine yangın öncesinde gerekli emniyet tedbirlerinin almaması sebebiyle %15 oranında mütefarik kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 2.344.795,29 TL maddi tazminatın haksız fiil tarihinden (24/08/2015) itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
    1)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, taraf vekillerinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
    2) 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 226. maddesinin 1. fıkrası; “Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz.” şeklinde düzenleme yapmıştır.
    Yargılama sadece hukuki vasıflandırma ve yalın hukuki bilginin kullanıldığı bir faaliyeti kapsamaz. Hayat ilişkilerinin ve uyuşmazlıkların çeşitli olması sonucu, hakim çözmek zorunda olduğu uyuşmazlıkta, hukuki bilgi dışında kalan teknik ve özel bilgiye ihtiyaç duyabilir. Bu durumda hakimin, bu konuda uzman kişinin görüşünü alması söz konusu olacaktır. (Pekcanıtez Hakan, Atalay Oğuz, Özekes Muhammet, Medeni Usul Hukuku Anakara 2010, s. 484)
    Hakim özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde şahsi bilgisi ile kusur belirlemesi yapamayacağına göre, yeniden bilirkişi incelemesi yaptırması gerekecektir. Bu görüş Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 8.12.2004 gün ve 2004/4-642 E, 648 K; 2.3.2005 gün ve 2005/11-81 E, 118 K; 30.1.2008 gün ve 2008/11-42 E, 45 K; 5.11.2008 gün ve 2008/4-655 E, 664 sayılı kararlarında vurgulanmıştır
    Somut olayda; alınan bilirkişi raporunda davacı Orman İdaresinin meydana gelen yangında %65 müterafik kusuru olduğu belirtilmiş, mahkeme hakimi , bilirkişi raporundaki müterafik kusur oranına katılmayarak, davacının %25 müterafik kusuru olduğu belirlenmiş ve buna göre hüküm tesis edilmiştir. Hakimin hukuki bilgi ve tekniğinin dışında kalan kusur konusunda uzman bilirkişilerce yeniden inceleme yaptırmak veya bilirkişiden ek rapor almak yerine kendini bilirkişi yerine koyarak kusuru belirlemesi doğru görülmemiştir.
    Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Y.İ.B.K.).
    Bu ilke, kamu düzeni ile ilgili olup; Yargıtay"ca kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Hakimin değişmesi dahi açıklanan bu hukuki ilkeye etki yapamaz.(Aynı yönde HGK.nun 26.2.1986 gün ve 1986/1-50 E.-174 K.; 11.5.1994 gün ve 1994/8-252 E.-314 K.; 1.12.1999 gün ve 1999/18-1041 E.-1006 K.; 11.5.2005 gün ve 2005/2-315 E.-333 K.; 27.09.2006 gün ve 2006/19-635 E.-573 K. sayılı ilamları).
    Dairemizin 02.04.2013 gün ve 2013/5190 Esas- 2013/5549 Karar sayılı ilk bozma ilamında, davalı tarafın zararın %2sinden sorumlu tutulması uygun görülmemiş, %2 oranın düşük olduğu belirtilmiş, 17.06.2014 gün ve 2014/4430 Esas- 2014/9752 Karar sayılı ikinci ilamda ise davalı tarafa yüklenen %55 kusur oranı yüksek görülmesine karşın temyize konu iş bu kararda davalı tarafın kusur oranı %75 olarak belirlenmiştir.
    Mahkemece, Dairemizin bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, sonucu dairesinde bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
    3) Mahkemece, hükmedilen tazminata olay tarihinden itibaren faiz işletilirken olay tarihinin 24/08/2007 yazılması gerekirken sehven 24/08/2015 tarihi yazılması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
    SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle tarafların sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün, HUMK"nun 428. maddesi gereğince davalı yararına, üçüncü bentte açıklanan nedenlerle hükmün, HUMK"nun 428. maddesi gereğince davacı yararına, BOZULMASINA, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalı için takdir edilen 1.480 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacı için takdir edilen 1.480 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 6100 sayılı HMK"nun Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK"nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23.05.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.










    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi