Ceza Genel Kurulu 2016/294 E. , 2017/116 K.
"İçtihat Metni"
Kararı veren
Yargıtay Dairesi : 13. Ceza Dairesi
Mahkemesi : ADANA 1. Çocuk
Günü : 24.05.2013
Sayısı : 628-606
Sanık ..."nın hırsızlık suçundan 5237 sayılı TCK"nun 142/1-b, 31/3 ve 63. maddeleri uyarınca iki yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba ilişkin Adana 1. Çocuk Mahkemesince verilen 24.05.2013 gün ve 628-606 sayılı hükmün, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 13. Ceza Dairesince 05.05.2015 gün ve 23665-8425 sayı ile onanmasına karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 30.12.2015 gün ve 403390 sayı ile;
"16.03.2012 tarihli tutanak içeriğine göre, yaprak tütün işletmesi arka kısmında iki şahsın kağıtçı arabasına malzeme taşıdığının ihbarı üzerine, olay yerine giden görevlilerin Tekel Caddesi üzerinde bahse konu binanın arka kısmında kağıtçı arabası yanında SSÇ ... ve dosyası ayrılan sanık ...."ı yakaladıkları, işletmenin içerisinde de henüz arabaya yüklenemeyen malzemelerin de ele geçtiği, bu şekilde suça sürüklenen çocuğun suça konu eşyaları hakimiyet alanına sokamadan yakalandığı, olayın diğer sanığı ...."ın yapılan yargılaması sonucunda Adana 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/545 E, 2013/428 K sayılı kararı ile suçun teşebbüs aşamasında kaldığı kabul edilerek TCK"nun 35. maddesinin tatbik edildiğinin anlaşılması karşısında; suça sürüklenen çocuk ..."nın eyleminin kalkışma aşamasında kaldığı" görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
CMK"nun 308/3. maddesi uyarınca inceleme yapan Özel Dairece, 09.02.2016 gün ve 18563-1827 sayı ile itirazın yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
İtirazın kapsamına göre inceleme, sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümle sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın üzerine atılı hırsızlık eyleminin tamamlanıp tamamlanmadığının belirlenmesine ilişkin ise de, Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca öncelikle, katılan sıfatını alabilecek şekilde suçtan zarar gören, hırsızlık suçuna konu eşyanın malikinin ya da zilyedinin, davadan haberdar edilmemesi ve yokluğunda hüküm kurulması halinde, gerekçeli kararın tebliği sağlanmadan temyiz incelemesi yapılmasının mümkün olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
İncelenen dosya kapsamından;
16.03.2012 tarihli tutanakta; Onur Mahallesinde bulunan Tekel Yaprak Tütün İşletmesi binasının arka kısmında, iki şahsın kağıtçı arabasına malzeme taşıdığı şeklinde ihbar gelmesi üzerine bahse konu yere intikal edildiğinde, binanın arka tarafında .... ile ... isimli şahısların görülerek yakalandıkları, kağıtçı arabasının kablolar, alüminyum profil kapı ve pencere pervazları ile yüklü olduğu belirtilerek olay yeri krokisinin düzenlendiği,
Tanık Hakan Şahin"in soruşturma evresinde; Yaprak Tütün Bölge Müdürlüğüne ait olan ve kullanılmayan işletmenin güvenliğini sağlamakla görevli olduğunu, saat 07.30 sıralarında görevi devralıp çevreyi kontrol ettiğinde; işletmenin güney kısmında bulunan spor salonunun camlarının kırık, alüminyum kapının yerinde olmadığını gördüğünü, içeriye baktığında alüminyum profil malzemelerin yerlerinden söküldüğünü fark ettiğini, ayrıca duvarın üzerinde bulunan koruma tel kepengin kesilmiş olduğunu tespit ettiğini, bunun üzerine polisi arayarak ihbarda bulunduğunu, bir müddet sonra polis ekiplerinin işletmeye gelerek iki şahsı malzemelerle birlikte yakaladıklarını söylediklerini, ele geçirilen malzemeleri kontrol ettiğinde işletmeye ait profiller olduğunu tespit ettiğini anlattığı,
Suça konu malzemelerin malik ya da zilyedinin soruşturma veya kovuşturmadan haberdar edildiğine ilişkin dosyada bir bilgi ve belgenin bulunmadığı,
Anlaşılmaktadır.
Temyiz mahkemesince bir temyiz davasının görülebilmesi için, temyiz kanun yoluna başvuru hakkı bulunanların tamamının kararı tefhim veya tebliğ yoluyla öğrenmelerinin sağlanması kanuni bir zorunluluktur. Nitekim 5271 sayılı CMK’nun “Kararların açıklanması ve tebliği” başlıklı 35. maddesinin 2. fıkrasında; “Koruma tedbirlerine ilişkin olanlar hariç, aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hâkim veya mahkeme kararları, hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ olunur” hükmü yer almaktadır.
Mağdur, şikâyetçi ve suçtan zarar görenin yargılama aşamasında öncelikle duruşmadan haberdar edilmesi gerekmektedir. CMK"nun 234. maddesinde düzenlenen bu hakkın kullandırılmaması kanuna aykırıdır. Kanun koyucu, CMK"nun 234. maddesine aykırı davranılması durumunda anılan hukuka aykırılığın telafisine imkân sağlayacak şekilde bir düzenlemeye yer vermiş ve "katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş olanlara" kanun yoluna başvurma hakkı tanımıştır. Bu hakkın kullanılabilmesi için de yargılama sonucunda verilen kararın aynı Kanunun 35. maddesi uyarınca mağdur, şikâyetçi veya suçtan zarar görene tebliği gerekmektedir. Gerekçeli kararın tebliğ edilmesiyle suçtan zarar gören geç de olsa davadan haberdar olarak kararı temyiz etme imkânı bulmuş olacaktır. Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren mağdur, şikâyetçi veya suçtan zarar görenin hükmü temyiz edip etmemesine göre de temyizin kapsamı belirlenecektir.
Yerel mahkemece duruşmadan haberdar olmayan mağdur, şikâyetçi veya suçtan zarar görene gerekçeli karar tebliğ olunmamış ise temyiz aşamasında bu eksikliğin Özel Dairece 2797 sayılı Yargıtay Kanunun 40. maddesi uyarınca verilecek, uygulamada "tevdi kararı" adı verilen kararla mahallinde mahkemesince giderilmesinin istenilmesi gerekir; yoksa temyiz incelemesine geçilerek bozma kararı verilmek suretiyle bu eksiklik giderilemez. Aksi halde temyiz kanun yoluna başvuru hakkı bulunan bir tarafın kararı öğrenmesi sağlanmadan temyiz incelemesi yapılmış olur ve aleyhe temyiz bulunmayan hallerde bozulan hükümdeki ceza miktarı sanık lehine kazanılmış hak teşkil eder.
Duruşmadan haberdar olmayan mağdura, şikâyetçiye veya suçtan zarar görene gerekçeli kararın tebliğinden sonra, hükmün temyiz edilmesi durumunda CMK"nun 260. maddesi uyarınca "katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gören" sıfatı ile temyizi incelenecektir. Tebliğe rağmen hükmün temyiz edilmemesi durumunda ise Özel Dairece diğer temyiz talepleri kapsamında dosya incelenecek, ancak CMK"nun 233 ve 234. maddelerine aykırı davranılması gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilemeyecektir.
Bu açıklamalar ışığında önsoruna ilişkin uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Sanığın, 16.03.2012 günü sabah saat 07.00 sıralarında, inceleme dışı .... ile birlikte suç tarihinde faaliyette olmayan, ancak olay yeri krokisine göre etrafı çevrili, güvenliği bulunan ve bina niteliğine haiz Tekel Yaprak Tütün İşletme Müdürlüğüne ait olduğu belirtilen yere girerek, içeride bulunan alüminyum kapı ve pencere profillerini el arabasına yükleyip, olay yerinden uzaklaştığı, güvenlik görevlisi Hakan Şahin"in çevreyi kontrol ettiği sırada hırsızlık olayını anlayarak ihbarda bulunduğu, bunun üzerine sanık ve yanındaki şahsın güvenlik güçleri tarafından yakalandığı olayda, 16.03.2012 olan suç tarihi itibarıyla suça konu işletmenin, dolayısıyla suç eşyalarının maliki veya zilyedinin kim olduğu araştırılıp, yasal malik veya zilyede kamu davasına katılma imkanı sağlanmadığı, tanık Hakan Şahin"in olay yerinin güvenliğini sağlamakla görevlendirildiği, açılmış veya açılacak bir davada kurumu, işletmeyi veya eşyayı temsil yetkisinin olmadığı anlaşıldığından, suça konu eşyaların malikinin veya zilyedinin araştırılarak, CMK"nun 260. maddesi uyarınca kanun yollarına başvurma hakkı bulunan ve katılan sıfatını alabilecek şekilde suçtan zarar gören olarak kendisine gerekçeli kararın tebliğ edilmesi gerekmektedir. Hükmü temyiz etmesi durumunda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca ek tebliğname düzenlenmesi ve tebliğnamenin tebliği zorunluluğu da doğacaktır.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçe ile kabulüne, incelemeye konu hırsızlık suçu yönünden Özel Daire onama kararının kaldırılmasına, gerekçeli kararın suçtan zarar gören, hırsızlığa konu eşyanın yasal maliki veya zilyedine tebliği sağlanıp, gerekli işlemlerin yapılması için tevdi kararı verilmek üzere dosyanın Yargıtay 13. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçe ile KABULÜNE,
2- Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 05.05.2015 gün ve 23665-8425 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA,
3- Dosyanın, Adana 1. Çocuk Mahkemesinin 24.05.2013 gün ve 628-606 sayılı kararının, suça konu eşyaların yasal maliki veya zilyedine tebliği sağlanarak, gerekli işlemlerin yapılması amacıyla Yargıtay 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.02.2017 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.