1. Hukuk Dairesi 2016/2569 E. , 2016/4344 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..."ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu kaydının düzeltim isteğine ilişkindir.
Davacı, murisi “... kızı ..." ın” 510 parsel sayılı taşınmazdan ifrazen oluşan 512, 513, 514, 755 ve 756 parsel sayılı taşınmazların paydaşı olduğunu, dava konusu taşınmazların tapu kaydında murisinin soyadının “...” olarak yanlış yazıdığını ileri sürerek, tapu kayıtlarının nüfus kayıtlarına uygun olarak düzeltilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar, Dairece; ""....çekişme konusu taşınmazlardan 510 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydı ile kadastro tutanağının ve varsa kadastro tutanağına dayanak belgelerin (revizyon gören tapu kaydı, veraset ilamı, mahkeme ilamı vs.), yine diğer taşınmazların kadastro tutanağına revizyon gören tapu kayıtlarının ve varsa bunlara dayanak mahkeme ilamları, veraset ilamları, vekaletname gibi belgelerin getirtilmediği, kayıtlarda yeraldığı şekilde ""... kızı ..."" adında ... merkez, ilçe, belde ve köy nüfusuna kayıtlı herhangi bir kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığının ilgili nüfus müdürlüğünden sorulmadığı, çekişmeye konu taşınmazları kim veya kimlerin hangi tarihten beri ne şekilde tasarruf ettikleri ve tasarruf eden kişilerle davacının miras bırakanının ilgisinin bulunup bulunmadığının araştırılmadığı, davacının eşi olan tanık ..."in; davacının miras bırakanı ..."nin gayri resmi birlikte yaşadığı ..."in miras bırakan ...."den önce halihazırda evli olduğunu ve ilk eşinin adının da ... olduğunu beyan ettiği halde, tanığın ifadesinde geçen ""..."in"" tüm eş ve çocuklarını gösterir vukuatlı nüfus kayıtlarının getirtilip değerlendirilmediği, kadastro tespit tutanaklarında yazılı şahısların birbirleri ile irs bağlantılarını gösterir nüfus kayıtlarının getirtilip davacının miras bırakanı ""... kızı ..."" ile bir bağlantılarının olup olmadığının irdelenmediği, murisin veraset ilamına konu ... Sulh Hukuk Mahkemesi"nin 2011/113 Esas, 2011/316 Karar sayılı dosyasının getirtilip incelenmediği....” gerekçeleriyle bozulmuş olup, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, bozma kararına uyulmuş olmakla bozma kararında gösterilen şekilde inceleme yapılarak belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verilmesi zorunludur. Bu hususun kamu düzeniyle ilgili olduğu tartışmasızdır.
Ne var ki; mahkemece bozma kararına uyulduğu halde bozma ilamının gereğinin eksiksiz olarak yerine getirildiğini söyleyebilme olanağı yoktur.
Bozma ilamında, kayıtlarda yeraldığı şekilde ""... kızı ..."" adında ... merkez, ilçe, belde ve köy nüfusuna kayıtlı herhangi bir kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığının ilgili nüfus müdürlüğünden sorulması gerektiğinin belirtildiği, ancak, bozma sonrasında yapılan yargılamada belirtilen incelemenin yapılmadığı görülmektedir.
Öte yandan; 510 sayılı parselin ifraza tabi tutulup 512, 513, 514, 755 ve 756 sayılı parsellerin oluştuğu kayden sabittir. Bu durumda yeni oluşan parseller üzerinden hüküm kurulması gerektiği halde ifraza tabi tutulup kaydı kapatılan 510 sayılı parsel üzerinden de karar verilmesi isabetsizdir. Anılan bu husus; doğru sicil oluşturma ilkesinin bir sonucu olup dolu pafta ilkesinin de gereğidir. Ayrıca, devletin sicil oluşturmadan kaynaklanan görevi kamu düzeniyle ilgili olduğundan re’sen gözetilmesi gerekeceği de kuşkusuzdur.
Hâl böyle olunca; kayıtlarda yeraldığı şekilde ""... kızı ..."" adında Adana merkez, ilçe, belde ve köy nüfusuna kayıtlı herhangi bir kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığının ilgili nüfus müdürlüğünden sorulması, talebe konu taşınmazların paydaşı ""... kızı ..."in"" davacının miras bırakanı ""... kızı ..."" olup olmadığının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde saptanması, hasıl olacak sonuç ve ifraz sonrası oluşan yeni parseller üzerinden karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve eksik soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 11.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.