Abaküs Yazılım
23. Hukuk Dairesi
Esas No: 2014/6426
Karar No: 2014/7055
Karar Tarihi: 07.11.2014

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2014/6426 Esas 2014/7055 Karar Sayılı İlamı

23. Hukuk Dairesi         2014/6426 E.  ,  2014/7055 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : Ankara 7. İcra Hukuk Mahkemesi
    TARİHİ : 26/03/2013
    NUMARASI : 2013/101-2013/240

    Taraflar arasındaki asıl ve birleşen sıra cetveline şikayetin bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl dosyada karar verilmesine yer olmadığına, birleşen dosyada şikayetin kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde asıl ve birleşen dosyada şikayet olunanlar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
    -K A R A R-
    Asıl dosyada şikayetçiler vekili, dava dışı borçlunun Ziraat Bankası A.Ş."de bulunan 96.579,078 TL alacağı ile ING Bank A.Ş"de bulunan 35.737,71 TL alacağı üzerine müvekkilleri tarafından da haciz konulduğu halde, şikayet olunanların alacaklı olduğu icra dosyasına gönderilen paraların derece kararı yapılmadan şikayet olunanlara ödendiğini, ödemeye itiraz etmeleri üzerine, İcra Müdürlüğü"nün 22.03.2011 tarihinde ""alacaklının 96.579,78 TL"den, 9.579,78 TL olan harç bedelini düşerek 87.000,00 TL"sinin iadesini sağladığı, bu bedel üzerinden sıra cetveli düzenleneceği, ancak 35.737,71 TL iade talebinin, itiraz edenin bu para üzerindeki haczinin ilgili bankaca para ödendikten sonra bildirilmesi nedeniyle reddedildiği"" şeklinde hukuka aykırı karar aldığını, oysa tüm paranın dosyaya iadesi sağlanarak sıra cetveli yapılması gerektiğini ileri sürerek, 9.579,78 TL ile 35.737,71 TL"nin dosyaya iadesinin sağlattırılması ile derece kararı düzenlenmesini talep ve şikayet etmiştir.
    Birleşen dosyada şikayetçiler vekili, 87.000,00 TL"nin paylaştırılması için düzenlenen sıra cetvelinde şikayet olunan alacaklılara birinci sırada ödeme yapıldığını, oysa müvekkilinin alacağının dayanağı olan ilama ilişkin dava tarihinin, şikayet olunanların alacağının dayanağı olan ilama ilişkin dava tarihinden önce olduğunu, buna göre birinci sırada müvekkillerine ödeme yapılması gerektiğini ileri sürerek, sıra cetvelinin iptalini talep ve şikayet etmiştir.
    Asıl ve birleşen dosyada şikayet olunanlar vekili, dava dışı borçluya ait paralar üzerine müvekkilleri tarafından daha önce ihtiyati haciz konulduğu gibi ihtiyati haczin şikayetçinin ihtiyati haczinden önce kesinleşmesi nedeniyle ilk kesin haczin müvekkillerine ait olduğunu, ayrıca iştirak koşullarının düzenlendiği İİK"nın 100. maddesindeki şartlardan birinin, ihtiyati haczin mahcuzların satış bedelinin icra veznesine girmesinden önce kesin hacze dönüşmesi olduğunu, oysa bankalarca paraların icra dosyasına gönderildiği 26.01.2011 ve 27.01.2011 tarihinde şikayetçinin ihtiyati haczinin henüz kesin hacze dönüşmediğini, buna göre şikayetçinin birinci sırada yer alması mümkün olmadığı gibi, garameye girmesinin de söz konusu olmadığını savunarak, asıl ve birleşen şikayetin reddini istemiştir.
    Mahkemece asıl dosyada, icra dosyasına iadesi istenen meblağla ilgili olarak birleşen sıra cetveline itiraz dosyasında şikayet olunanlardan mahsup işlemi yapıldığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, birleşen dosyada, sıra cetvelinin iptali ile şikayetçilerin şikayet olunanların haczine iştirakiyle mevcut paranın garameten paylaştırılmasına, 87.000,00 TL"den 64.126,00 TL"sini şikayetçilere, 22.874,00 TL"sinin şikayet olunanlara ödenmesine dair verilen kararın şikayet olunanlar vekili tarafından temyizi üzerine, Dairemizce; sıra cetveline yönelik şikayetlerde İcra Mahkemesi"nin, sıra cetvelinde hukuka uygun olmayan kısımları göstererek sıra cetvelinin iptaline karar vermekle yetinmesi gerektiği, mahkemece bu ilke gözetilmeyerek eda hükmünü ihtiva edecek şekilde, tespit edilen miktarların taraflara ödenmesinin hüküm altına alınmasının doğru olmadığı, öte yandan şikayet olunanlar vekilinin sunduğu, şikayetçilerin takibine konu ve sıra cetvelinde değerlendirmeye alınmış Ankara 21. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2007/430 Esas, 2010/489 Karar sayılı ve 30.12.2010 tarihli ilamının Yargıtay Yüksek 4. Hukuk Dairesi’nin 10.04.2012 tarih ve 2011/4215 Esas, 2012/6119 Karar sayılı ilamıyla bozulduğu anlaşıldığından, bu hususun da değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek bozulmasına, diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
    Mahkemece uyulan bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılamada delillerin değerlendirilmesi ve tüm dosya kapsamına göre; her ne kadar sıra cetvelinde değerlendirmeye alınan takibe konu Ankara 21. Asliye Hukuk Mahkemesi"nin 2007/430 E. 2010/489 K. sayılı ilamı Yargıtay"ca bozulmuş ise de, her davanın, dava açıldığı tarihteki mevcut hukuki duruma göre değerlendirileceği, şikayete konu sıra cetvelinin düzenlendiği tarihte geçerli bir mahkeme ilamının bulunduğu, kaldı ki karar bozulmuş olsa bile hali hazırda verilen ve kesinleşen bir başka kararın mevcut olmadığı görülmekle bu konudaki savunmaya itibar edilmediği gerekçesiyle, asıl dosyada, icra dosyasına iadesi istenen meblağla ilgili olarak birleşen sıra cetveline itiraz dosyasında davalı yandan mahsup işlemi yapıldığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, birleşen dosyada şikayetin kabulü ile sıra cetvelinin iptaline karar verilmiştir.
    Kararı, asıl ve birleşen dosyada şikayet olunanlar vekili temyiz etmiştir.
    1) Asıl dosyada şikayet olunanların temyiz istemi yönünden;
    a) Asıl dosyada, şikayetçi tarafından, İcra Müdürlüğü"nün 22.03.2011 tarihli kararı ile Ziraat Bankası"ndan gönderilen paranın bir kısmı ile İNG Bank A.Ş"den gönderilen paranın icra dosyasına iadesi ve sıra cetveli yapılmasına yönelik taleplerinin reddine karar verildiği ileri sürülerek, icra memurunun işlemi şikayet edilmiştir. Her ne kadar asıl dosyada da şikayet olunanlar hasım gösterilmiş ise de, yapılan bu şikayet İKK"nın 16. maddesine dayalı icra memur muamelesini şikayete ilişkin olduğundan, taraflarının ve konusunun farklı olduğu gözetilerek, bu dosyadan tefriki ile ayrı bir esasa kaydedilmesi ve ilgili İcra Müdürlüğü"ne şikayet dilekçesinin tebliği ile İİK"nın 16 vd. maddeleri uyarınca şikayet incelenip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, her iki dosyanın birlikte yürütülmesi doğru olmamıştır.
    b) Bozma nedenine göre, şikayet olunanlar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
    2) Birleşen dosyada şikayet olunanlar vekilinin temyizi itirazlarına gelince;
    a) İcra işlemleri devam ederken (ilâm hükmü tamamen icra edilmeden önce) ilâmın bozulması halinde, icra işlemleri olduğu yerde durur (m.40,I). Yalnız, icranın durması için Yargıtay"ın bozma kararının icra dairesine ibraz edilmesi gerekli olup, ilamın ibrazına kadar yapılan icra işlemleri geçerlidir.
    İlâmın bozulması ile icra işlemleri sadece olduğu yerde duracağından, bozmadan önce yapılmış olan icra işlemleri geçerlidir.
    Yargıtay 19. H.D."nin 05.04.2007 tarih ve 1019 E., 3374 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bozmadan önce konulmuş olan haciz devam ederse de, haczedilen mallar satılamaz. Çünkü, bozma ile icra işlemleri olduğu yerde durur (m.40,I). Bu nedenle, bozma tarihi ile alacaklının bozma sonrası lehine sonuçlanan ilam ile icra takibine devam edilmesini isteyebileceği tarih arasındaki süre içinde, satış isteme sürelerinin (m.106) işlememesi gerekir (m.111,III kıyasen). Bozmaya kadar geçen süre, bozma sonrası yeniden karar verildikten sonra işlemeye başlayan süreye eklenir. Buna göre süresinde satış istenip istenmediğine, dolayısıyla haczin düşüp düşmediğine bakılır.
    Yukarıdaki açıklamalar, daha çok, teminat karşılığında Yargıtay"dan icranın geri bırakılması kararı (m.36,HUMK m.443) alınmamış olması hali içindir. Yargıtay"dan icranın geri bırakılması kararı alındıktan sonra hükmün bozulması halinde de, icra takibi olduğu yerde durur (daha doğrusu durmakta devam eder). Bu halde, borçlunun başvurusu üzerine, hükmü vermiş olan mahkeme, bozmanın niteliğine göre (icranın geri bırakılması için) göstermiş olduğu teminatın borçluya geri verilip verilmeyeceğine kesin olarak karar verir (m.36,V).
    Mahkeme bozma kararına uyarak alacaklının davasının reddine karar verir ve red kararı kesinleşirse, o zaman, ilâmlı icra takibi son bulacağından, (bozma ile sadece durmuş olan) icra işlemleri (mesela, haciz) de son bulur (haciz kalkar).
    Bozma kararına uyan mahkeme, nitelik ve miktar itibariyle ilk (bozulan) karara uygun yeni bir karar verirse (yani, davayı yeniden alacaklı lehine karara bağlarsa), alacaklı, bu yeni ilamın da kesinleşmeden icrasını isteyebilir. Buna karşı, borçlu, teminat göstererek Yargıtay"dan icranın geri bırakılmasına karar verilmesini isteyebilir (m.36; HUMK m.443). Alacaklı, bu yeni ilamın icrasını derdest icra takibi dosyasında isteyebilir; bu halde, yeni bir ilamlı takip yapılmasına ve borçluya yeniden icra emri gönderilmesine gerek yoktur. Bu halde alacaklı, ilk (bozulan) ilâmın icraya konulduğu tarihten itibaren faiz isteyebilir.
    Mahkeme Yargıtay"ın bozma kararına karşı direnirse (HUMK m.429, III), bununla bozma kararı hükümsüz kalır ve bu nedenle bozma ile icranın durması (m.40,I) sonucu da ortadan kalkar. Bu nedenle, alacaklı, direnme kararına dayanarak (bozma ile durmuş olan) ilamlı icra takibine (aynı dosyada) devam edilmesini isteyebilmelidir. Fakat, Yargıtay 12. HD karşı görüştedir.
    Kesinleşmeden icraya konulmuş olan ilamın (hükmün) Yargıtay"ca kısmen bozulması ve kısmen onanması halinde, bozulan kısım için icra işlemleri olduğu yerde durdurulur (m.40,I); onanan kısım için icraya devam olunur.
    Bir ilam hükmü tamamen icra edildikten sonra (mesela, borçlunun mallarının haczedilip, satılıp elde edilen para alacaklıya ödendikten sonra), hüküm Yargıtay tarafından bozulur ve mahkeme borçlunun hiç (veya ilamdaki kadar) borcu olmadığına karar verir ve bu karar (hüküm, ilam) kesinleşirse, icra tamamen (veya kısmen) eski haline iade olunur (m.40,II). (Bkz. Prof. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, El Kitabı, 2.Baskı, 2013, Sh.928 vd.)
    Somut olayda, şikayetçilerin 20.01.2011 tarihinde konulan ihtiyati haczinin 29.01.2011 tarihinde kesinleştiği, haczin dayanağı olan mahkeme kararının 10.04.2012 tarihinde bozulduğu, haczedilen paranın icra dosyasına 27.01.2011 tarihinde gönderildiği ve 23.03.2011 tarihinde sıra cetvelinin düzenlendiği, bu durumda, bozma ilamından önce konulan haczin ve paranın icra dosyasına gelmesi (satış) işleminin geçerli olduğu, şikayetçilerin hukuki yararlarının devam ettiği, şikayetçilere pay ayrılmayan sıra cetvelinin,
    kesinleşmesi halinde, anılan bozma sonrasında şikayet olunanlar lehine karar çıkmasının sonucu değiştirmeyeceği anlaşılmakta olup, sıra cetvelinin şikayetçiler lehine iptali halinde, icranın eski haline iade edilmesi gerekeceği tabiîdir.
    Bu açıklamalara ve dosyadaki yazılara, İcra Mahkemesince uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme yapılıp karar verilmiş olmasına, bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre, şikayet olunanlar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
    b)Şikayet olunanların ihtiyati haczinin 12.01.2011 tarihinde kesin hacze dönüştüğü, şikayetçilerin alacaklı olduğu icra dosyasında ise, (şikayet olunanların ihtiyati haczinin kesinleşmesinden sonra) 20.01.2011 tarihinde ihtiyati haciz konulduğu, paranın icra dosyasına girdiği 27.01.2011 tarihinde şikayetçilerin ihtiyati haczinin henüz kesinleşmemiş olduğu, bu nedenle şikayet olunanların kesin haczine İİK"nın 268/1 maddesi hükmünde yazılı iştirak koşullarının gerçekleşmediği anlaşıldığından şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece bozma ilamı ile önceki kararın gerekçeleriyle birlikte tümden ortadan kalktığı gözetilmeksizin, hiç bir gerekçe yazılmadan, ""daha evvel verilen karardaki gibi birleşen dosyada sıra cetveline itirazın kabulüne ve şikayete konu sıra cetvelinin iptaline karar verilmesi ile yetinerek"" şeklinde, denetime elverişli olmayan biçimde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
    SONUÇ: Yukarıda (1a) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl dosya yönünden re"sen, (2a) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, birleşen dosyada şikayet olunanlar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2b) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün birleşen dosyada şikayet olunanlar yararına BOZULMASINA, (1b) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asıl dosyada şikayet olunanlar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.






    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi