Davacı, davalılardan işverenlere ait işyerinde 15.7.1988-6.10.1999 tarihleri arasında (1997 yılında kısa bir süre dışında) aralıksız olarak geçen sigortalı çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi
Davacı, 15.7.1988-6.10.1999 tarihleri arasında davalıların murisine ait, murisinin ölümünden sonra da davalılarca işletilmesine devam edilen işyerinde geçen ve davalı Kuruma eksik bildirilen çalışmasının tespitini istemiştir.
Mahkemece davacının, davalılara ait işyerinde 15.3.1991-28.12.1995 ve 2.6.1998-6.10.1999 tarihleri arasında Kuruma bildirilen 644 gün dışında, bildirilmeyen 1564 gün çalışması olduğunun tespitine 15.7.1988-15.3.1991 tarihleri arasındaki döneme ilişkin istemin hakdüşürücü süreden reddine karar verilmiştir.
506 sayılı Kanunun 79/8.maddesi hükmünce, Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tesbiti istenilen hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde açılması gerekir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacının davalı işyerinden 15.3.1991-31.7.1997 tarihleri arasında 524 gün ve 12.4.1999-6.10.1999 tarihleri arasında 119 gün çalışmaları ile başka işyerlerinden 28.12.1995-30.12.1995 ve 2.7.1996-1.6.1998 tarihleri arasında çalışmalarının Kuruma bildirildiği İzmir 3. İş Mahkemesi 2000/314 esas sayılı dosyasında davacının 15.7.1988-31.12.1996 ve 1.1.1998-6.10.1999 tarihleri arasında toplam 10 yıl 2 ay 22 gün hizmetine karşılık olarak işçilik alacakları hakkında hüküm kurulduğu , işyeri dönem bordrolarıyla 21.6.1994 tarihli SSK müfettiş raporunun mahkemece getirtilmediği anlaşılmaktadır.
Gerçekten, davacının, işyerindeki çalışmaları işe giriş bildirgelerine, aylık ve üç aylık bordrolara dayanılarak Kuruma kısmi olarak bildirilmiş ve bildirime uygun olarak da primleri ödenmiştir.
Öte yandan işe giriş bildirgesi ve bordrolar davacı çalışmalarının işyerinde kesintili geçtiğinin karinesidir. Karinenin tersinin ise eşdeğerdeki delillerle kanıtlanması gerektiği söz götürmez. Bu gibi durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesinde, bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında; resmi belge veya yazılı delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması, salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması, inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordroları, tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken işverenler tarafından Kuruma bildirilen komşu işyerleri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kimi diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Oysa, ifadeleri hükme dayanak alınan tanıklar davacıyla birlikte çalışan ve kayıtlara geçmiş kişiler olmadığı gibi, aynı çevrede benzer işi yapan başka işverenlerin çalıştırdığı ve bordrolara geçmiş kimselerde değildir. Bu bakımdan tanık sözleri çalışma olgusu yönünden somut olgulara dayanmamakta soyut düzeyde kalmaktadır. Giderek, tanık sözlerinin inandırıcı güç ve nitelikte olduğu söylenemez. Öte yandan tesbiti istenilen süreler çok öncelere ilişkin bulunduğundan tanıkların bu sürelerle ilgili bilgileri bu güne değin eksiksiz olarak hafızalarında korumaları da hayatın olağan akışına ve yaşam deneyimlerine uygun düşmez.
Yapılacak iş; öncelikle 15.3.1991-28.12.1995 ve 2.6.1998 - 6.10.1999 tarihleri arasındaki işyeri dönem bordroları getirtilerek bordrolarda davacı ile aynı dönemlerde çalışması bulunan tanıkları dinlemek, bordro tanıklarının beyanları yeterli olmadığı durumlarda davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek komşu işyerlerinde benzer işi yapan işlerle uğraşan işverenler veya bu işverenlerin resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlar tesbit edilip beyanlarına başvurmak, 21.6.1994 tarihli SSK Müfettişi denetim tutanağı ile varsa raporlarını tüm ekleri ile getirtip tüm deliller birlikte değerlendirilerek çıkacak sonuca göre karar vermekten ibarettir
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halide işverenlere iadesine, 7.2.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.