14. Hukuk Dairesi 2010/3838 E. , 2010/5319 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 10.04.2009 gününde verilen dilekçe ile 3402 sayılı Yasanın 41. maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 31.07.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacı kadastro müdürlüğünün 18.03.2009 tarihli işlemi ile 179 ada 2 parsel sayılı taşınmazda tersimat hatası yapıldığı gerekçesiyle 3402 sayılı yasanın 41. maddesi uyarınca düzeltme yapıldığını ve bu işlem ile Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki bir miktar yerin davacı taşınmazına eklendiğini ileri sürerek işlemin iptalini istemiştir.
Davalı davanın reddini savunmuş, mahkemece yapılan keşifte alınan bilirkişi raporunda işlemin doğru olduğunun belirtildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı temyiz etmiştir.
Dava, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41.maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali isteğine ilişkindir.
5304 Sayılı Kanunun 9.maddesi ile yapılan değişiklikten sonra anılan madde;
“Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan hatalar, ilgilinin müracaatı veya kadastro müdürlüğünce re’sen düzeltilir.
Düzeltme, taşınmaz malikleri ile diğer hak sahiplerine tebliğ olunur. Tebliğ tarihinden başlayan otuz gün içinde düzeltmenin kaldırılması yolunda sulh hukuk mahkemesinde dava açılmadığı takdirde, yapılan düzeltme kesinleşir
Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle kesinleşmiş olan taşınmazlarda, değişiklik işlemleri sırasında ortaya çıkan yüzölçümü farklılıklarından, kadastronun dayandığı teknik kurallarda belirtilen hata sınırları içinde kalanların re’sen düzeltilmesine Kadastro Müdürlükleri yetkilidir” şeklinde düzenlenmiştir.
Harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarına Türk Medeni Kanununun 719. ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddeleri uyarınca harita ve krokisi kapsamı ile değer verilir. Harita ve krokiden diğer bir ifade ile mülkiyet hakkının kapsamından maksat sınır çizgileri değil haritanın gerçek ölçü değerleridir. 41. madde ile mülkiyet hakkının yatay kapsamının belirlenmesi ve taşınmazı komşu taşınmazlardan ayıran, ferdileştirilmesini sağlayan harita ve planlarda yapılan ölçü, sınırlandırma, tersimat veya hesaplama hatalarının düzeltilmesi amaçlanmıştır. Yapılacak düzeltme ile mülkiyet aktarımına neden olunmamaktadır. Kuşkusuz, mülkiyet aktarımına neden olan hatalar için çözüm açılacak tapu iptali ve tescil davasıdır.
Kadastro müdürlüğünün re’sen veya ilgililerin başvurusu üzerine yapacağı açıklanan düzeltme işlemlerini ilgililere tebliğinden sonra, ilgililerin sulh hukuk mahkemesine 30 gün içinde açacakları davada, düzeltme işlemi yararına olan kişi ya da kişiler hasım gösterilerek işlemin iptali istenebilir. Düzeltme işleminin kadastro müdürlüğünce re’sen yapıldığı durumlarda müdürlüğe karşı da dava yöneltilmelidir.
Somut olayda; kadastro müdürlüğünün 18.03.2009 tarihli işlemiyle 179 ada 2 parsel sayılı taşınmaza A harfi ile işaretli 2735,94 m2 lik kısım eklenerek düzeltme yapılmıştır. İşlemin dayanağı 05.03.2009 tarihli raporda 608 parsel iken pafta yenileme çalışmaları sırasında 179 ada 2 sayılı parsel olarak oluşturulan taşınmazın evveliyatında mahkeme kararıyla oluştuğu ve yenileme çalışmaları sırasında eski pafta ve zemin durumuna dikkat edilmeden pafta oluşturulduğu, yüzölçümünün 23349,89 m2 yazıldığı ancak kordinatlarına göre yüzölçümün 19937,39 m2 geldiği, taşınmazın zemin kullanım durumuyla ve eski pafta sınırları dikkate alınarak düzeltilmesinin uygun olacağı belirtilmek suretiyle teknik hata yapıldığı kabul edilerek düzeltme işlemi yapılması gerektiği bildirilmiştir.
Mahkemece taşınmaz başında keşif yapılmış, alınan bilirkişi raporunda da düzeltmenin dayanağı rapordaki bulgular tekrarlanmıştır. Ancak dosya içerisinde bulunan yenileme öncesi kayıtlarda da davacı taşınmazının sınırında taşlık, çalılık şeklinde boşluk bulunduğu ancak düzeltme ile sınırdaki bu boşluğun davalı taşınmaza eklenerek
komşu taşınmazla birleştirildiği görülmektedir. Diğer bir ifade ile kadastro müdürlüğünün taşınmazın çap kapsamında kalan miktarının tapu kaydında fazla gösterilmesi nedeniyle eksikliği sınırdaki boşluktan tamamlamak suretiyle giderdiği raporda da ne şekilde bir tersimat hatası yapıldığının açıkça gösterilmediği anlaşıldığından işlemin anılan 41. madde ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin yönetmelik hükümlerine uygun olmadığı açıktır. Bu durumda mahkemece davanın kabulü gerekirken reddi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, 06.05.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.