8. Hukuk Dairesi 2013/18532 E. , 2014/3254 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... (....) ile T.C. Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ve ... (...) aralarındaki dava hakkında .... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi"nden verilen 16.12.2011 tarih vie 36/651 sayılı hükmün Daire"nin 03.12.2012 gün ve 5453/11687 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Davacı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şahıs adına tapuda kayıtlı olan 459 parsel sayılı taşınmazın tamamının kumsal niteliğiyle kıyı kenar çizgisinin deniz yönünde kaldığını ileri sürerek davalı adına olan tapu kaydının iptali ile bu yerin Hazine adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili davacının iş bu davayı açmakta sıfatı ve hukuki menfaatinin bulunmadığı gözetilerek öncelikle davanın bu nedenle reddine karar verilmesini talep etmiştir. Ayrıca dava konusu taşınmazın kıyı kenar çizgisinin dışında bulunduğunu savunmuştur.
Diğer davalı ..."nı temsilen Hazine vekili; davacının iş bu davayı açmakta hukuki menfaatinin bulunmadığı, böyle bir davayı açmak yetki ve görevinin Hazine"ye ait olduğu, davanın öncelikle husumet nedeniyle reddinin gerektiği, dava konusu taşınmazın kıyı kenar çizgisinin kapsamında kaldığı takdirde kamu adına terki gerektiğinden ve bu konuyla ilgili idari tahkikatın henüz sonuçlanmadığından hukuki dayanaktan yoksun, haksız ve yersiz açılan iş bu davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davacının davalı ... aleyhine açmış olduğu davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalı şahıs aleyhine açmış olduğu davanın ise esastan reddine karar verilmiştir. Hüküm süresi içerisinde davacı vekili tarafından dilekçesinde yazılı nedenlerle temyiz edilmiş ise de; Daire"nin 03.12.2012 tarih 2012/5453-11687 Esas –Karar sayılı ilamı ile onanmıştır. Bu kez, davacı vekili 18.01.2013 havale tarihli karar düzeltme dilekçesinde açıklanan nedenlerle Daire"nin onama kararının ortadan kaldırılması ve mahalli mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
Toplanan deliller tüm dosya kapsamından; davalı ... oğlu ... adına kayıtlı olan 459 nolu parsele ilişkin tapu kaydı getirilmiştir. Arsa niteliğiyle, 277,38 m2
olarak, tapulama yoluyla 22.12.1973 tarihinde tescil edildiği görülmüştür. ... Valiliği İl Bayındırlık ve İskan Müdürlüğü’nün 24 Eylül 2008 tarih 2932 sayılı yazısına göre: kıyı kenar çizgisinin 14.01.2008 tarihinde Bakanlık"ça onaylanarak yürürlüğe girdiği bildirilmiştir. .... Belediyesi fen işleri servisinin 09.04.2008 tarih ve 784 sayılı yazı kapsamına göre, ...’un bakanlıkça belirlenen kıyı kenar çizgisinin tespitine ilişkin işleme askı süresi içerisinde itiraz ettiği anlaşılmıştır.
Mahallinde 10.12.2010 tarihinde üç jeolog ve bir fen bilirkişisi huzuruyla keşif yapıldığı görülmüştür. Fen bilirkişinin raporuna ve ekli krokisine göre; mavi renkle taralı 15.33 m2"lik kısmın kıyı kenar çizgisinin deniz yönünde kaldığı anlaşılmıştır. Jeolog bilirkişilerin müştereken hazırladıkları 16.05.2011 tarihli rapor kapsamından, teknik bilirkişinin krokisinde mavi renkle gösterilen 15,33 m2"lik kısmın ilgili idarece onaylanan kıyı kenar çizgisinin deniz yönünde kaldığı rapor edilmiştir.
Mahkemenin ret gerekçesi ise, tapulamanın kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, davacının aktif dava ehliyeti olmadığı, Bayındırlık ve İskan bakanlığına husumetin yöneltilemeyeceğine ilişkindir.
Açıklanan olgular tarafların ve Mahkeme"nin bilgisi dahilindedir. Uyuşmazlık, tapulama çalışmaları sırasında, davalı adına, senetsizden tespit ve tescili yapılan ve itirazsız olarak 22.12.1973 tarihinde kesinleşen 459 nolu parselle ilgili olarak davacının dava açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı, hak düşürücü süre geçmesi nedeniyle davanın dinlenme ihtimalinin olup olmadığı ve Bayındırlık ve İskan Bakanlığı"na husumet yöneltilip yöneltilmeyeceğinde toplanmaktadır.
Somut olaya gelince, davacının dilekçesinde ve aşamalardaki iddiası: tapulama yoluyla davalı adına oluşturulan parselin kıyı kenar çizgisinin deniz yönünde kalıp kalmadığında toplanmaktadır. Hiç kuşkusuz kamu malı niteliğindeki yerlerde (deniz kumluğu, kıyı kenar çizgisinin deniz, göl ve ırmak yönünde kalan yerler ile mera, yaylak ve kışlak gibi taşınmazlar ve genel yol gibi yerlerde herkesin yararlanma hakkı bulunduğu kuşkusuzdur. Buradan hareketle yararlanma hakkı olan herkesin bu gibi yerler için dava açmak hak yetki ve sıfatı mevcuttur. Bundan ayrı, kamu malı niteliğinde bu gibi yerlere tapulama, kadastro vs. yoluyla herhangi bir şekilde tapu kaydı oluşturulmuş ise bu kayıtlar yolsuz tescil hükmünde olup, hak düşürücü süreye tabi olmaksızın her zaman yararlanma hakkı bulunan kişi veya Hazine tarafından iptal ve tescil davası açılması mümkündür. Ancak, somut olayda davalı olarak gösterilen Bayındırlık ve İskan Bakanlığı"na husumet yöneltilmesi doğru değil ise de, bu bakanlığa temsilen Hazine avukatı yargılama oturumlarına katılıp cevap vermiş ve savunmada bulunduğundan ve anılan Bakanlığı’da Hazine avukatı temsil ettiğinden davalı sıfatında da bir yanılgı söz konusu yoktur.
Her ne kadar yukarıda sözü edilen belediye başkanlığı yazısından idare tarafından belirlenen kıyı kenar çizgisine itiraz edildiği yazılmış ise de ilgili Bakanlıktan gelen sonraki tarihli cevapta, kıyı kenar çizgisinin belirlenmesine ilişkin işlemin kesinleştiği bildirilmiştir. Bu durumda, uzman bilirkişiler, öncelikle, 3621 sayılı Yasa hükümlerine göre idarece belirlenen ve iptal edilmeyen kıyı kenar çizgisi haritasına itibar etmek zorundadırlar. Kıyı kenar çizgisi idarece hiç belirlenmemiş veya mahkeme kararıyla iptal edilmiş ise o takdirde 3621 sayılı Kıyı Kanunu"nun 5 ve 9. maddeleri uyarınca oluşturulacak bilirkişi huzuruyla nizalı taşınmaz yönünden kıyı kenar çizgisinin belirlenmesi icap eder. Uyuşmazlığa konu yerde idarenin belirlediği kıyı kenar çizgisi kesinleşmiştir. Uzman bilirkişiler söz konusu kıyı kenar çizgisi haritasını uygulayarak davalıya ait taşınmazın fen bilirkişisi tarafından
düzenlenen rapor ve ekindeki krokide mavi renkli taralı 15,33 m2"lik kısımla ilgili davanın kabul edilmesi ve bu yerin kıyı kenar çizgisinin deniz yönünde kaldığı ve kamunun yararlanmasına elverişli alanlardan olduğu anlaşıldığından bu niteliğiyle tescil harici bırakılmasına karar verilmesi gerekirken; somut olaya, dosyada, mevcut bilirkişi raporlarına ve değinilen ilkelere aykırı düşecek şekilde yazılı olduğu üzere ret kararının Daire"ce onanmasına ilişkin kararların doğru olmadığı bu kez davacının karar düzeltme talebi nedeniyle yapılan incelemeden anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca, davacının karar düzeltme isteğinin kabulü ile Daire"nin 03.12.2012 tarih 2012/5453-11687 Esas ve Karar sayılı onama kararının 6100 sayılı Yasa"nın Geçici 3.maddesinin yollamasıyla HUMK"nun 440. maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, yerel mahkemenin 16.12.2011 tarih 2006/36 Esas 2011/651 Karar sayılı kararının yukarıda yazılı gerekçelerle ve bilirkişi raporları dikkate alınarak 1086 sayılı HUMK"nun 428. maddesi uyarınca kesin olarak BOZULMASINA ve 71,60 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 25.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.