Abaküs Yazılım
8. Hukuk Dairesi
Esas No: 2013/21041
Karar No: 2014/3273
Karar Tarihi: 25.02.2014

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2013/21041 Esas 2014/3273 Karar Sayılı İlamı

8. Hukuk Dairesi         2013/21041 E.  ,  2014/3273 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : Kayseri 2. Aile Mahkemesi
    TARİHİ : 25/04/2013
    NUMARASI : 2011/375-2013/369

    F.. H.. ile B.. E.. aralarındaki kişisel eşyanın iadesi davasının kısmen reddine ve kısmen kabulüne dair Kayseri 2. Aile Mahkemesi"nden verilen 25.04.2013 gün ve 375/369 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay"ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 25.02.2014 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı vekili Av. F.. B.. geldi. Karşı taraftan kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

    K A R A R

    Davacı F.. vekili, tarafların 1981 yılında evlendiklerini, evlilik birliği içerisinde 8 ada sayılı parselin edinilmesine ziynet eşyalarını satmak suretiyle 8500 TL, 5513 ada parselin alınmasına 9.000 Amerikan Doları vererek, sayılı parselin alınmasına ise sair gelir ve birikimleriyle katkıda bulunduğunu ileri sürerek, taşınmazların tapu kayıtlarının 1/2 oranında iptaliyle vekil edeni adına tapuya tesciline, olmadığı takdirde fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 75.000 TL katılma ve değer artış bedeli ile dava dilekçesinde liste halinde gösterilen ev eşyalarından dolayı 7500 TL alacağın davalıdan alınmasına karar verilmesini istemiş, harcını yatırmak suretiyle verdiği 20.11.2006 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 575.000 TL"na yükseltmiştir.
    Davalı B.. vekili, davacının ev kadını olup taşınmazların alınmasına katkı sağlamadığı gibi ev eşyalarının da davacı tarafından götürüldüğünü açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
    Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 8 ada sayılı parsel ile 5513 ada sayılı parselin alınmasına davacının kişisel malı niteliğindeki ziynet eşyası ve 9000 USD vermek suretiyle katkıda bulunduğu, taşınmazların 01.01.2002 tarihinden sonra edinildiği, bilirkişi tarafından hesaplanan 37.096,80 TL alacağın boşanma kararının kesinleştiği 22.11.2005 tarihinden geçerli yasal faiziyle birlikte davalıdan alınmasına, davanın niteliği gereği tapu iptali ve tescil istenemeyeceği, parsele katkı yapıldığının kanıtlanamadığı, davacının ziynet eşyalarının hesaplamaya katılmış olması nedeniyle bu istekler ile fazlaya ilişkin talebin reddine, reddedilen bölüm üzerinden hesaplanan 64,549 TL nispi vekalet ücretinin davacı taraftan alınmasına ilişkin verilen karar davacı vekilinin temyizi sonunda Dairenin 10.02.2011 tarih 2010/3537 Esas, 2011/595 Karar sayılı ilamı ile bozulmuştur.
    Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; Davacının kişisel eşyalardan dolayı alacak talebinin kısmen kabulü ile bir adet 255 TL bedelli çamaşır makinesi, bir adet 297 TL bedeli bulaşık makinesi, bir adet 212,50 TL bedelli dikiş makinesi, bir adet 67 TL bedeli elektrik süpürgesi, bir adet 212,50 TL bedelli fırın, muhtelif adet 510 TL bedelli halı, bir adet 212,50 TL bedelli halı yıkama makinesi, muhtelif sayıda 450 TL bedelli giyim eşyalarının davalıdan alınarak davacıya aynen iadesine, aynen iadenin mümkün olmaması halinde bedelleri toplamı 2.167,50 TL"nin dava tarihi 12.03.2004 tarihinden itibaren uygulanacak yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının mal rejiminden dolayı alacak talebinin kabulü ile 575.000 TL alacağın 75.000 TL"sinin boşanma kararının kesinleştiği 22.11.2005 tarihinden, 500.000 TL"sinin ise ıslah tarihi 20.11.2006 tarihinden itibaren uygulanacak yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    Taraflar, 31.10.1981 tarihinde evlenmişler, 12.03.2004 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin kararın 22.11.2005 tarihinde kesinleşmesi ile boşanmışlardır. Eşler arasındaki mal rejimi TMK 225/son maddesi gereğince boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir. Bu durum karşısında evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK"nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar 743 sayılı TKM"nin 170.maddesi uyarınca eşler arasında mal ayrılığı rejimi, 01.01.2002 tarihinden boşanma davasının açıldığı tarihe kadar 4722 sayılı Kanun"un 10. maddesi gereğince, eşler başka bir mal rejimini seçtiklerini ileri sürmediklerinden TMK"nun 202. maddesine göre edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir.
    Dava konusu taşınmazlardan 8 ada sayılı parsel, 12.07.2002 tarihinde, 1180 ada parsel, 23.05.2003 tarihinde, 8 ada ve parseller ise 09.10.2002 tarihinde satın alma yolu ile davalı koca B.. E.. adına tescil edilmiş, 8 ada parselin 9.10.2002 tarihinde tevhidi sonucu 5513 ada parsel oluşmuştur. Taşınmazlardan 1180 ada sayılı parsel ile 5513 ada sayılı parsel 09.12.2003 tarihinde satış yoluyla dava dışı kişilere devredilmiştir.
    Dava dilekçesi, toplanan deliller, dosya kapsamı ve HUMK"nun 76. maddesi karşısında davacının, taraflar arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde alınan taşınmazlarla ilgili değer artış payı ve katılma alacağı isteğinde bulunduğu anlaşılmaktadır (TMK. m 227, 231). Bu husus Dairenin bozma ilamında da açıklanmıştır.
    Dosya kapsamına, dava evrakı ile yargılama tutanakları içeriğine, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda müşterek evde bulunan ve liste halinde gösterilen ev eşyaları ile ilgili yazılı şekilde hüküm kurulmasında usul ve yasaya aykırı bir yön, taşınmazlarla ilgili alınan bilirkişi raporlarındaki değerler ve hesaplamalarda da değer artış payı hesabındaki matematiksel hatalar dışında hukuka aykırı bir durum bulunmadığına göre davalı vekilinin hükmün 1 numaralı bendi ile ilgili tüm, 2 numaralı bendi ile ilgili ise aşağıda açıklanan nedenler dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
    Mahkemenin ilk kararı Daire tarafından bozulmuş ve bozma ilamında kısaca; davacının ziynet eşyaları ve kişisel malı niteliğindeki 9000 USD vermek suretiyle dava konusu 8 ada sayılı parsel ile 5513 ada sayılı parselin alınmasına 21.806 TL katkı yaptığının kabul edilmesi, 8 ada sayılı parsel ile 5513 ada sayılı parsel yönünden davacı adına kişisel mal grubundan davalının edinilmiş mal grubuna katkı yapılmış olduğundan bu katkının yapıldığı tarihteki uzman bilirkişiler aracılığıyla taşınmazın sürüm değerinin (TMK.nun 232) saptanması, davacının katkı yaptığı tarihteki taşınmazın değeri ile davacının katkıda bulunduğu miktarın toplamı gözetilerek davacı kadının yaptığı katkının sözü edilen toplam değer içindeki katkı oranının bulunması ve bu oranın tasfiye tarihindeki (karar tarihine yakın bir tarihteki değer TMK.nun 235/1) sürüm değeri ile çarpılarak çıkacak miktarın değer artış payı olarak karar altına alınması gerektiği (TMK.nun 227), diğer 23.05.2003 tarihinde satın alınan parsel için davacının katılma alacağının olduğu açıklanmış, bozma ilamında ayrıntıları bulunan ilke ve esaslar nazara alınarak davacının 8 ada sayılı parsel ile 5513 ada sayılı parsel yönünden değer artış payı alacağı, parsel yönünden katılma alacağının belirlenmesi şeklinde bozma sevk edilmiştir.
    Mahkemece, 03.11.2011 tarihli yargılama oturumunda bozma ilamına uyulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Mahkeme tarafından bozma ilamına uyulmasına karar verildiğine göre, hükmün onanmasını isteyen davacı F.. aleyhine, hükmü temyiz eden davalı B.. lehine usulü kazanılmış hak doğduğunun kabulü gerekir ve aleyhe bozma yasağı ile karşılaşır. Usuli kazanılmış hak, hukukumuzda bir kurum olarak düzenlenmemiş ise de, usul hukukunun dayandığı ana ilkelerden biridir. Dava tarihi gözönünde tutulduğunda; HUMK"nun 578. maddesinde “kazanmış haklara etkili olmamak üzere usul hükümleri geçmişe etkili olarak uygulanır” denilmektedir. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararlarıyla usuli kazanılmış hakkın varlığı uygulamada kabul edilmiştir. Usuli kazanılmış hak kamu düzeniyle ilgili olup mahkemece kendiliğinden gözönünde tutulur.
    Bu açıklamalar karşısında eldeki dosya incelendiğinde, bozma ilamında açıkça 8 ada sayılı parsel ile 5513 ada sayılı parsel yönünden değer artış payı alacağı, 926 parsel yönünden ise katılma alacağının hesaplanması gerektiği belirtilmiştir. Bu durumda 8 ada parselin edinme tarihindeki 56.400 TL değerinin 7.064 TL"sinin ziynetlerin satışı ile, diğer tevhiden oluşan 5513 ada parselin öncesi 8 ada parsellerin miktarlarına göre edinme tarihindeki 193.631,07 TL değerin ise 9.000 ABD Dolara (karşılığı 14.742 TL) isabet eden kısmının davacı tarafından karşılandığı, davalı adına edinilen bu taşınmazlar üzerinde davacı lehine değer artış payı alacağı doğduğu, taşınmazların karar tarihine en yakın değerlerinin 144.948 TL ve 987.622,72 TL olarak bilirkişiler tarafından belirlendiği dikkate alındığında davacı lehine 8 ada parsel için 18.147,49 TL, 8 ada parseller (tevhiden 5513 ada 1 parsel) için 75.158,08 TL olmak üzere toplam 93.305,57 TL değer artış payı alacağı bulunmaktadır. Bu parsellerle ilgili değer artış payı alacağı hesabında matematiksel hata yapılmıştır. 1180 ada parsel üzerindeki davacının katılma alacağı ise 65.000 TL artık değerin yarısı oranında 32.500 TL"dir. Mahkemenin 1180 ada parsel yönünden davacının 32.500 TL katılma alacağı hakkı olduğunun kabulü doğru ise de Dairenin bozma ilamındaki açıklamaları doğrultusunda davalı Bekir lehine oluşan usuli kazanılmış hak dikkate alınarak 8 ada parsel ile 5513 ada sayılı parselle ilgili yalnızca değer artış payına hükmedilebileceği gözetilerek davacı lehine 93.305,57 TL değer artış payı alacağına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde bu parsellerle ilgili değer artış payı alacağı yanında ayrıca katılma alacağına da hükmedilmesi, bu şekilde bozmaya uyulmasına rağmen bozmaya aykırı şekilde davalı aleyhine yüksek miktarda alacağa hükmedilmesi doğru olmamıştır.
    Ayrıca davacı vekili her ne kadar dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesini istemiş ise de TMK"nun 239/son fıkrası gereğince tasfiyenin sona erdiği tarih kararın verildiği tarih olduğundan, karar tarihinden itibaren edinilmiş mallar bakımından yasal faize hükmedilmesi gerektiğinden TMK"nun 239/son maddesi gereğince değer artış payı ve katılma alacağına, mal rejiminin tasfiye tarihi olan karar tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde dava ve ıslah tarihlerinden itibaren faize karar verilmesi de doğru değildir.
    Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve yasaya aykırı bulunan hükmün 2 numaralı bendinde yer alan mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan değer artış payı ve katılma alacağı ile ilgili hüküm bölümünün 6100 sayılı HMK"nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK"nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.100,00 TL Avukatlık Ücreti"nin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalıya verilmesine, taraflarca HUMK"nun 388/4 (HMK.m 297/ç) ve HUMK"nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 9.856,00 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 25.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi