Davacı, ölçümleme yolu ile tahakkuk ettirilen fark işçiliğe dayalı prim ve gecikme zammına ilişkin Kurum işleminin ve icra takibinin iptali ile borçlu olmadığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Davacı, ölçümleme yolu ile tahakkuk ettirilen fark işçiliğe dayalı prim ve gecikme zammına ilişkin Kurum işleminin ve icra takibinin iptali ile kuruma 703.001.04 YTL borçlu olmadığının tesbitini istemiştir
Mahkemece, dosyaya ekli inşaat mühendisi bilirkişi raporu gereğince istemin kısmen kabulü ile 177.515.50 YTL üzerindeki miktar yönünden Kurum işleminin ve icra takibinin iptaline karar verilmiş ise de bu sonuç yeterli olmayan ve denetime elverişsiz bilirkişi raporuna dayalı olduğundan usul ve yasaya aykırıdır.
506 sayılı Yasa"nın 79. maddesi ve diğer hükümler birlikte değerlendirildiğinde, Kuruma kendisine bildirilen ve bildirilmeyen işçilik yönünde inceleme yetkisi açıkça verilmektedir. 6.8.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4958 sayılı Yasa"dan önce durum bu merkezde olduğu gibi 506 sayılı Yasa"da değişiklik yapan 4958 sayılı Yasa"nın 37. ve 49. maddeleri gereğince de Kurumun ölçümleme hakkının bulunduğu açıktır.
Y.H.G.K."nun 21.11.2001 günlü 2001/965 Esas, 2002/1038 Karar sayılı Kararı da aynı yöndedir. Kurum işin genel niteliğini, işte kullanılan teknik yöntemleri, işin büyüklüğü, tamamlama süresini, işyeri koşullarını, istihkak tatarlarını kısaca işçilik bildirilmesi gereken işle ilgili tüm verileri gözetmek, gerekirke emsalleriyle kıyaslamak, mahallinde işi bizzat denetlemek, sanvata işle ilgili tüm verileri dikkate alarak bildirilmesi zorunlu işçilik oranını ve miktarını saptamak yetkisine sahiptir.
Davanın yasal dayanağına ilişkin bu açıklamalardan sonra somut olaya gelince, davacı kooperatife ait inşaat işyeri, 6.7.1998 tarihinde SSK kapsamına alınan 100 bloktan oluşan toplam 1992 konuta ait inşaat işine ilişkindir. İşyerinin denetimine ilişkin 9.12.2005 gün 73 sayılı Müfettiş Raporu ile bir kısım inşaat işlerinin başka firmalara yaptırıldığı, 9 katlı blokların ahşap kalıp sistemi ile 10 katlı blokların ise tünel kalıp sistemine göre yapıldığı bu inşaat işleri sırasında Kuruma eksik işçilik bildirildiğinin tesbiti ile Kurumca en az işçilik miktarı üzerinden hesaplanan 703.001.04 YTL ek prim tahakkukunun yapıldığı, davacının itirazı üzerine Kurumca verilen red kararı üzerine süresinde bu davanın açıldığı tartışmasızdır. Uyuşmazlık davaya konu inşaat işyeri, nedeniyle davacı kooperatifin Kuruma eksik işçilik bildirimi olup olmadığı varsa miktarının ne olduğunun tesbitine ilişkindir.
Mahkeme, bilirkişi raporunda bahsi geçen ancak dava dosyasına ekli olmayan davacı kooperatife ait 65 klosör olduğu anlaşılan evrak ile dosyayı bir inşaat mühendisi bilirkişiye vermiş ve alınan rapor ile davanın yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, bu raporun denetime elverişsiz bir rapor olduğu, işin niteliği, büyüklüğü karşısında rapora dayanak belge ve bilgilerin nasıl değerlendirildiği dahi tartışılmadan izafi görül ve ortalama değerler alınarak sonuca idildiği açık olup bu haliyle raporun hüküm kurmaya yeterli olmadığı ortadadır.
Yapılacak iş; davacı kooperatife ait inşaat işyerinde tamamlanan 1962 konut ile kalan diğer konutlar yönünden SSK."ya bildirilmesi gereken işçilik miktarını, gerektiğinde mahallinde yapılacak keşifi konularında uzman inşaat mühendisi, mali müşavir ve deneyimli hukukçu bir bilirkişiden oluşan heyete dava dosyası, işyeri ve konu ile ilgili tüm SSK belgeleri tevdi edilerek söz konusu inşaat işyerinde eksik işçilik bildirimi olup olmadığı bilirkişi heyet raporu neden ve dayanakları ile birlikte açıklanan bilirkişi heyet raporu alındıktan sonra sonucuna göre bir karar vermekten ibirattir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 24.3.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.