Davacı, davalı M.D.Ş."in kooperatifte çalışmadığının tespiti ile 30.6.2005 tarih ve 101 sayılı müfettiş raporunun ve tüm işlemlerinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Sosyal Güvenlik Kurumu ve TC Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Dava, davalı M.D.Ş.’in davacı kooperatifte çalışmadığının, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın 30.6.2005 tarih ve 101 sayılı müfettiş raporunun ve buna dayalı olarak davalı S.S.K.’ca yapılan tüm işlemlerin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, istemin kabulüne karar verilmiş ise de; varılan bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup usul ve yasaya aykırıdır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacı K. Ve Ç. Köyleri Su Ürünleri Kooperatifi’nin Gaziantep İl Daimi Encümenliğinden T. K. Baraj Gölü"nün işletmesini 5 yıllığına ihale ile aldığı, ilgili işletmenin bekçilik işyerinin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın 30.6.2005 tarih ve 101 sayılı müfettiş raporuna istinaden davalı S.S.K.’ca 23.8.2005 tarihinde 1.9.1997 tarihi itibariyle resen 506 sayılı Yasa kapsamına alınıp işyeri bildirgesinin geç verilmesi nedeniyle idari para cezası tahakkuk ettirildiği, davacı kooperatif tarafından yapılan itirazın kurum itirazı inceleme komisyonunca reddine karar verildiği, kurumdan davacı işyerinin 1997-2005 yılları arasında verilmiş dönem bordrosunun bulunmadığının bildirildiği, davalı M.D.Ş.in Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın 30.6.2005 tarih ve 101 sayılı müfettiş raporu soruşturmasındaki ifadesinde, davacı kooperatifin bekçiliğini 1.9.1997 tarihinden itibaren gece- gündüz yaptığını belirttiği, davacı kooperatif başkanının davalı M.D.Ş.’e müfettiş tarafından ifadesinın alındığı sırada tehdit ve baskı yapıldığından bahisle yaptığı şikayeti üzerine Islahiye Cumhuriyet Başsavcılığının 2005/629 Hazırlık sayılı dosyasında ilgili müfettiş ve ilçe kaymakamı hakkında görevi kötüye kullanma suçundan açtığı soruşturmanın devam ettiği anlaşılmaktadır.
İhtilafın çözümü için davalı M.D.ın 1.6.1997 tarihinden itibaren bu iş yerinde çalışıp çalışmadığının tespiti gerekmektedir.
Gerçekten, davalı M.D.Ş.’in işyerindeki çalışmaları Kuruma bildirilmemiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10.maddesinde bu tür hizmet tesbiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olaya gelince; mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği ortadadır. Gerçekten ifadesi hükme dayanak alınan tanıklar davalı M.D.Ş.ile birlikte bu işyerinde çalışan, kayıtlara geçmiş kişilerden olmadığı gibi aynı çevrede benzer işi yapan başka işverenlerin çalıştırdığı ve bordrolara geçmiş kimselerden de olmadıkları anlaşılmaktadır.
Bu bakımdan tanık sözleri çalışma olgusu yönünden somut olgulara dayanmamakta soyut düzeyde kalmaktadır. Giderek, tanık sözlerinin inandırıcı güç ve nitelikte olduğu söylenemez.
Öte yandan ; davalı M.D.Ş.adına dava dilekçesinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmeyip dosya arasındaki üç adet davalı tebligat parçasından iki tanesinin diğer davalılar kurumlara ait olup davalı asil M.D.Ş.adına tebligatın, tebliğ yapılanın ismi açık olarak belli olunamadığından davalı asil adına dava dilekçesi tebliğ edilmeden yargılamaya başlanmış, yargılama sırasında 24.1.2006 tarihli duruşmada davalı asil olarak M.D.Ş.in beyanı alınmış ise de, mahkemece gelen kişinin kimliğinin tespit edilmemiş olması karşısında bu durum gerçekte gelen kişinin M.D.Ş. olup olmadığı konusunda tereddüt uyandırmaktadır. Ayrıca 9.3.2006 tarihli duruşmada davacı tarafça sunulan deliller arasında bulunan ve Islahiye Cumhuriyet Başsavcılığının 2005/629 Hazırlık sayılı dosya örneğinden, davacı kooperatif başkanının, ilgili müfettiş soruşturması sırasında davalı M.D.Ş.’e ifadesinin zorla ve okumasına fırsat verilmeden müfettiş ve ilçe kaymakamı tarafından imzalatıldığı iddiasında bulunduğu, hazırlık soruşturmasının halen devam ettiği belli olmasına rağmen sonucu beklenmemiştir. Cumhuriyet Başsavcılığının hazırlık soruşturması sonucunda ilgililer hakkında kamu davası açılması ve görevi kötüye kullanmak suretiyle gerçeğe aykırı beyan alınmasına sebebiyet vermeleri durumunda, bu sonucun davalı M.D.Ş.’in hukuki durumu doğrudan etkileneceği hususları gözetilmemiştir. Gerçekten Borçlar Yasası’nın 53. maddesine göre hukuk hakimi kusur olup olmadığına karar vermek için ceza hukukunun sorumluluğa dair hükümleri ile bağlı değildir. Ancak ceza mahkemesinin mahkumiyet kararındaki fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağını saptayan maddi olaya ilişkin kabul, hukuk hakimini de bağlayacaktır.
Yapılacak iş; davalı M.D.Ş.in kimliği tahtında usulüne uygun olarak beyanı alınmak suretiyle, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın 30.6.2005 tarih ve 101 sayılı müfettiş raporunun doğruluğunun etraflıca araştırılarak, davalı M.D.Ş.ile aynı işyerinde çalışan varsa kayıtlı tanıkların, yoksa zabıta marifetiyle tespit edilecek işyerine komşu olan diğer işyerlerinde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının beyanlarına baş vurularak, çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, Islahiye Cumhuriyet Başsavcılığının 2005/629 Hazırlık sayılı dosyasının sonucunu bekletici mesele yapmak, gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/8. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
O halde, S.S.K ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 08.04.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.