Abaküs Yazılım
21. Hukuk Dairesi
Esas No: 2007/11171
Karar No: 2008/5676

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2007/11171 Esas 2008/5676 Karar Sayılı İlamı

21. Hukuk Dairesi         2007/11171 E.  ,  2008/5676 K.

    "İçtihat Metni"

    Mahkemesi      : Gölyaka Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
    Tarih                :  20.3.2007
    No                    :  13-17

    Davacı  davalı işveren nezdinde 1.8.1986-18.7.2003 tarihleri arası çalıştığının tespiti ile işçilik alacaklarının tahsiline   karar verilmesini istemiştir.
    Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin  reddine karar vermiştir.
    Hükmün davacı  vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan  ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
    1-Dosyadaki yazıları kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere  göre  davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
    2- Dava, davacının 1.8.1986-18.7.2003  tarihleri arasında davalıya ait işyerinde geçen  davalı Kuruma eksik  bildirilen çalışmalarının tesbiti ile işçilik  alacaklarının davalı işverenden tahsili istemine ilişkindir.
    Mahkemece istemin reddine karar verilmiştir.
    Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesinde, bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında; resmi belge veya yazılı delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması, salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması, inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordroları, tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken işverenler tarafından Kuruma bildirilen komşu işyerleri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kimi diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
    Gerçekten, davacının, işyerindeki çalışmaları işe giriş bildirgelerine, aylık ve üç aylık bordrolara dayanılarak Kuruma kısmi olarak bildirilmiş ve bildirime uygun olarak da primleri ödenmiştir. Öte yandan işe giriş bildirgesi ve bordrolar davacı çalışmalarının işyerinde kesintili geçtiğinin karinesidir. Karinenin tersinin ise eşdeğerdeki delillerle kanıtlanması gerektiği söz götürmez. Bu gibi durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
    Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının 1.8.1986-14.4.2003 tarihleri arasında  çeşitli inşaat işyerlerinden verilen işe giriş bildirgeleri ile kısmi çalışmalarının davalı Kuruma bildirildiği, 15.6.1991 ve 1.11.1991 tarihlerinde davalı şirketin ortağı olan Bayram Koç tarafından, 17.6.1993, 1.4.1994, 1.10.1994, 2.12.1994, 2.12.1994 12.6.1995, 18.11.1995, 1.12.1994 tarihli bildirgeler  ile 1.5.1996 -2.5.2002 tarihleri arasında  verilen  bildirgelerin davalı şirket tarafından, 14.4.2003 tarihli bildirgenin ise davalı şirketle bu şirketin taşeronu  olan dava dışı K.-A. Mim. Proje İnş. Ür. Tekstil Gıda Sig. Aracılık Ltd. Şti. tarafından verildiği,  bildirimlerin kısmi olarak yapıldığı,  işyeri önce B.K.a ait iken bilahare B. K."unda  ortağı olduğu davalı şirketin  kurulması üzerine  davalı şirkete  devredildiği, davalı şirket ile dava dışı diğer şirketin yetkili temsilci ortaklarının  aynı kişiler olduğu  anlaşılmaktadır.
    506 sayılı Yasa"nın 82. maddesine göre sigortalıların çalıştırıldığı işyerinin devredilmesi veya intikal etmesi halinde eski işverenin kuruma olan sigorta primi ile gecikme zammı ve faiz borçlarından aynı zamanda yeni işverein de müteselsilen sorumlu olacağı, gerek yürürlükten kadırılan 1475 sayılı Yasa"nın 14. maddesinde 12.07.1975 tarihinden itibaren işyerinin devri veya herhangi bir suretle el değiştirmesi halinde işlemiş kıdem tazminatlarından devreden işverenin kendi dönemi ile sınırlı olmak üzere her iki işvereninde sorumlu olacaklarının, 4857 sayılı Yasa"nın 6. maddesinde işyerinin devrinde devir tarihinde mevcud olan iş  sözleşmelerinin  bütün hak ve borçları ile birlikte devralana geçeceği, devir halinde, devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan işverenin birlikte sorumlu olacağı bildirilmiştir. Bu açık düzenlemeler karşısında işyerini B.K."tan devir alan davalı şirketin davacının tüm  çalışma süresi içinde hakettiği kıdem tazminatı ile yıllık izin alacağından sorumlu olduğunun kabulü gerekir.
    Davacı 1.8.1986 tarihinden 18.7.2003 tarihine kadar aynı  işverene ait  işyerinde kış mevsiminde  hava şartları nedeniyle inşaat yapılamayan arizi süreler dışında kesintisiz olarak çalıştığını, işverenin başka  kişilere ait  inşaatların mütahitliğini  yaptığını,  inşaat işyerlerinin inşaat  malikleri adına 506 sayılı Yasa kapsamına alınması nedeniyle işe giriş bildirgelerinin  bu işyerlerinden verilerek çalışmalarının kısmi olarak bu işyerlerinden bildirildiğini,  davalının  kendi adına yaptığı inşaat işyerlerinden  kendisini sigortalı olarak gösterip kısmi bildirimlerde bulunduğunu iddia etmiş,  davacının bu iddiası  tanık beyanları ile de desteklenmiştir.  Mahkemece 1.8.1986 tarihinden itibaren işe giriş bildirgelerinin verildiği işyerlerindeki inşaatların  dava dışı  B.K.veya davalı şirket tarafından yapılıp yapılmadığı araştırılmaksızın bu bildirgelerin verildiği ve kısmi çalışmaların bildirildiği işyerlerinin  davalı işveren  şirket ile ilgisinin  bulunmadığı kabul edilerek sonuca gidilmesi  isabetsiz olmuştur.  15.10.2003 tarihli Çalışma Bakanlığı iş müfettişi tarafından yapılan teftiş sonucu  düzenlenen raporda işverence tutulan  işyeri kayıtlarının 17.8.1999 tarihli depremde zayii olduğuna ilişkin mahkeme kararı bulunduğu,  bu tarihten sonraki işyeri belgelerinin bulunduğu bildirilmiş, bilirkişi raporunda ise  imzalı ücret bordrolarının bulunduğu kısmi bildirimlerin bordrolara göre yapıldığından sözedilmişsede imzalı ücret bordrolarının dosya içinde olmadığı görülmektedir. 
    Yapılacak iş; öncelikle davacının imzalı ücret bordroları ile  Çalışma Bakanlığı müfettişinin düzenlediği rapor ve eklerini getirtmek,  uyuşmazlık konusu olan dönemde işe giriş bildirgelerinin verildiği inşaat  işyerlerinde  inşaatların B. K. Veya davalı şirket tarafından yapılıp yapılmadığının gerekirse Belediye"den inşaat ruhsat dosyalarını getirtmek suretiyle belirlemek, bu inşaatların davalı tarafından yapıldığının tesbit edilmesi halinde  Düzce İnşaat Mühendisleri Odasından o bölgede kış aylarında  hava şartları nedeniyle inşaatın yapılamadığı tarihleri sormak, davacının  1.8.1986 tarihi ile işyeri kayıtlarının ve imzalı bordrolarının bulunmadığı 17.8.1999 tarihleri arasında  inşaat mevsimi olmayan süre dışında  davalıya ait işyerinde kesintisiz olarak çalıştığının kabulüyle eksik  bildirilen sürelerin tesbitine karar  vermek, 17.8.1999-31.10.2002 ve 14.4.2003-18.7.1002 tarihleri arasındaki  dönem yönünden ise işverenden ücret bordrolarını getirtmek  ücret bordrolarında  davacının imzası olanlar  saptanarak imzasını içeren bordrolara geçmiş süreler dışındaki sürelerle ilgili olarak istemin reddine, imzası olmayan bordrolardaki süreler yönündende  işverence  davalı kuruma  bildirilen süreler ile  inşaat mevsimi olmayan süreler dışında davacının  davalıya ait işyerinde  çalıştığının tesbitine karar vermektir.
    Davacının kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin  alacağı istemine gelince;  Davacı davalı işverence çalışmalarının davalı kuruma eksik bildirilmesi nedeniyle aralarında tartışma
    çıktığını  bu nedenle işverence iş aktinin 18.7.2003 tarihinde sona erdirildiğini  ve kendisine bazı kağıtlar  imzalatılmak istendiğini,  daha önce de  başka kağıtlar  imzalatıldığını,  işten çıkarılmamak için  bu kağıtları imzalamak zorunda kaldığını ileri sürmüş,  davalı ise  davacının 31.10.2002  tarihinde istifa etmek suretiyle  işyerinden ayrıldığını başka bir  şirkette  çalıştığının ileri  sürmüştür.  Tanık beyanlarından   davacının iş aktinin 31.10.2002 tarihinde son bulup davacının davalı şirketle ortak ve yöneticileri aynı olan diğer şirkette 14.4.2003-18.7.2003 tarihleri arasında çalıştığı  davacının 25.10.2002  tarihli  istifa dilekçesinde ücret yetersizliği  nedeniyle işten ayrıldığının  beyan ettiği ancak  ibraname başlıklı  davacının imzası olan belgede davacının  1.4.1994-31.10.2002 tarihleri arasındaki çalışmaları karşılığı 2.740.54 YTL kıdem  tazminatı,  258.27 YTL yıllık  izin ücreti  alarak işvereni ibra ettiği yıllık  izinlerini  kullandığının yazılı olduğu eki olan belgedede davacının 7.10.2002-27.10.2002 tarihleri arasında yıllık izin kullanıp 28.10.2002 tarihinde işe başladığının yazılı olduğu,  işten ayrılma bildirgesinde de  davacının ücret yetersizliği nedeniyle  kendisinin işten ayrıldığının yazıldığı  ve  bu iki belgede de davacının imzasının  bulunduğu görülmektedir. Ödenmesi gerekmeyen bir hakkın ibrasından  söz edilemeyeceğinden istifa dilekçesi bulunmasına rağmen istifa eden kişiye kıdem tazminatı  ödenmiş olması davalı savunması ile çelişip davacının iddiasını doğruladığından iş aktinin haklı bir neden olmaksızın  31.10.2002 tarihinde davalı işverence  feshedildiği, davacının  bilahare 14.4.2003 tarihinde yeniden işe başlayıp tanık beyanlarına göre 18.7.2003  tarihinde kendisinin işyerinden ayrıldığı bu nedenle 14.4.2003-18.7.2003 tarihleri arasındaki dönem yönünden ihbar tazminatı ile bir yıllık süre dolmadığından yıllık izin  alacağına  ve kıdem tazminatına   kazanamadığı anlaşılmaktadır.
    Öte yandan ibra sözleşmesi iş hukukunda geniş bir uygulama  alanına sahip olmasına, işçinin iş sözleşmesinden  doğan tazminat ve diğer  işçilik haklarını sona erdirmesine ve  İşviçre Borçlar Kanunu"nun 115. maddesinde düzenlenmiş bulunmasına karşın Türk  Borçlar  Kanununda yer almamış, İş Kanunlarında da bu konuda bir düzenleme öngörülmemiştir.
    İbra  alacak ve borcu doğrudan doğruya veya kısmi olarak ortadan kaldırılır. Tam ibrada borcun tamamı. kısmi ibrada ise borcun ibra edilen kısmı sona  erer.  Bunun sonunda borçlu da borcundan kısmen yada tamamen  kurtulur.  İbraname yanında ödeme  belgelerininde  bulunması  durumunda, ödeme belgelerinde   alacak kalemleri yönünden ibraname makbuz hükmünde sayılarak, bakiye kısmın istenebileceği kabul edilmeli, miktar içermeyen ve hakların tamamen ödendiğine,  hiçbir  alacağın bulunmadığına ilişkin  kalemler  yönünden ise ibra belgesi geçerli sayılmamalıdır. Bu İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Mevzuatının temel prensibi olan " işçinin korunması temel ilkesi" ne de uygun düşecektir.
    Davacının 1.8.1986-31.10.2002 tarihleri arasındaki davalı işveren yanında geçen çalışma  süresi belirledikten sonra bu dönemde hakettiği kıdem ve ihbar tazminatı ile 7.10.2002-27.10. 2002 tarihleri  arasında  kullandığı yıllık  izin düşülmek suretiyle yıllık izin  alacağını bilirkişiye hesaplattırmak  işverenin ibranameyle ödeme savunması ile kıdem   tazminatı  ile  yıllık  izin alacağına hak kazanmadığı yolundaki savunması ibranameyi çelişkili hale  getirdiğinden  ibraname geçerli  sayılamayacağından miktar içeren ibranameyi  makbuz niteliğinde kabul ederek ödenen miktarı hakedilen kıdem  tazminatı ile yıllık izin alacağından tenzil ederek bir karar  verilmelidir.
    Mahkemece bu maddi ve  hukuki olgular gözetilmeksizin  yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 
    O halde, davacının  bu yönleri amaçlayan  temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
    SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 10.4.2008   gününde oybirliğiyle karar verildi. 



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi