6. Ceza Dairesi 2020/9936 E. , 2020/5085 K.
"İçtihat Metni"İTİRAZ
Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi"nin 17/10/2018 gün ve 2018/256 E. ve 2018/716 K. sayılı ilamı ile sanık ... hakkında, hırsızlık, mala zarar verme suçlarından beraatine karar verildiği, anılan kararın katılan vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 14.03.2019 tarih 2019/392 esas ve 2019/4014 karar sayılı ilamı ile “Dairemizin 2016/11542 Esas – 2018/1464 Karar sayılı bozma ilamında temyiz dışı sanık ... Kürşatoğlu’nun beyanında belirttiği sanık ... ile birlikte daireye giren kişinin tespit edilerek dinlenilmeden eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulduğundan Bozulmasına “karar verildiği, yeniden yapılan yargılama sonucunda Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 28/01/2020 gün ve 2019/405 E. 2020/78 K. sayılı ilamı ile sanık ... hakkında, hırsızlık, mala zarar verme suçlarından beraatine karar verildiği, anılan kararın Dairemizin 27/10/2020 tarih 2020/5402 esas ve 2020/10435 karar sayılı ilamı ile tereddütleri ortadan kaldırmak amacıyla 7035 sayılı Kanun"a eklenen geçici birinci maddesiyle; 5271 sayılı CMK"nın 291. maddesinde yapılan değişiklikler “bu Kanunun (7035) yürürlüğe girdiği tarihte ve sonrasında verilen kararlar hakkında uygulanır” denilmek suretiyle doğrudan ya da istinaf sonrası ayrımı yapmaksızın bütün kararların yeni temyiz süresine, yani on beş (15) günlük temyiz süresine tabi olduğu açıkça vurgulanması karşısında; sanığın temyiz istemi süresinde kabul edilerek yapılan incelemede; Tüm dosya kapsamından, olay yeri inceleme tutanağında evin giriş kapı göbeğinin kırık olduğunun belirtilmesi, tanık ...’in beyanında katılan ...’a daireyi sattığında dairenin musluklarının takılı olmadığını ve katılanın kapı kilitlerini değiştirip, musluklarını her şeyini yaptırdığına ilişkin beyanı, sanığın daireyi satmalarını ... Emlak’ın sahipleri ... ve ...’na söylediğine ilişkin tevil yollu ikrarı, tanıklar ... ve ...’nun, sanığın dairenin anahtarını unuttuğunu söyleyerek çilingirle daire kapısını açtırdığına yönelik beyanları dikkate alınmadan, sanığın atılı suçlardan mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatine hükmedilmesi gerekçesiyle katılan vekilinin temyiz itirazı yerinde görülülüp, hükümlerin bozulmasına karar verilmiş, bu karara karşı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 01/12/2020 tarih ve 2 - 2020/23495 sayılı yazısı ile özetle, incelemeye konu son karar tarihi 28.01.2020 olmakla birlikte bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce dosyanın Yargıtay denetiminden geçmesi nedeniyle katılan vekilin, yüzüne karşı tefhim edilen ve kanun yolu bildirimi de yasaya uygun şekilde yapılan karara yönelik 7 günden sonra gerçekleştirdiği temyiz isteminin süresinden sonra olduğu ve bu nedenle temyiz isteminin reddine karar verilmesine ilişkin itiraz talebinde bulunulması üzerine dosya daireye gönderilmekle okunarak gereği görüşülüp düşünüldü:
TÜRK MİLLETİ ADINA
Her ne kadar 6723 sayılı Kanun ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçtiği 20/07/2016 tarihinden önce ilk derece mahkemelerinden verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1412 sayılı CMUK’un 305 ile 326. maddelerindeki temyiz hükümlerinin uygulanması gerektiği, anılan Kanun’un 310. maddesi uyarınca 1 haftalık temyiz süresinin geçerli olduğu anlaşılmakta ise de,
05/08/2017 tarihli Resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7035 sayılı Kanun’un 21. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nun 291. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen ve Bölge Adliye Mahkemelerinin kararlarına karşı 7 (Yedi) gün olarak öngörülen temyiz süresinin 15 (onbeş) gün olarak değiştirildiği, 5271 sayılı CMK’ya eklenen geçici 1.madde hükmüne göre de 05/08/2017 ve sonrasında verilen (İlk derece ve istinaf ayrımı yapılmaksızın bütün) kararlar hakkında yeni temyiz sürelerinin uygulanması gerektiğinin belirtildiği Ceza Muhakemesinde “derhal yürürlük ilkesinin” geçerliği olduğu, bu ilke uyarınca değişiklik aleyhe olsa bile yürürlüğe girdiği günden itibaren bütün vakıalarda uygulanması gerektiği, kaldı ki değişikliğin sanık lehine bir değişiklik olduğu, esasen yürürlükten kaldırılmakla birlikte 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi dolayısıyla bir kısım kararlar yönünden yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 310. maddesi hükmünün bu değişiklikler karşısında “zımmen ilga” edildiğinin kabul edilmesi gerektiği düşüncelerinden hareketle temyiz süresinin onbeş (15) gün olarak belirlendiği; nihayet tereddütleri ortadan kaldırmak amacıyla 7035 sayılı Kanun’a eklenen geçici l. maddesi ile; 5271 sayılı CMK’nın 291. maddesinde yapılan değişiklikler “bu Kanun’un (7035) yürürlüğe girdiği tarihte ve sonrasında verilen kararlar hakkında uygulanır” denilmek suretiyle doğrudan ya da istinaf sonrası ayrımı yapmaksızın bütün kararların yeni temyiz süresine, yani onbeş (15) günlük temyiz süresinin tabi olduğu açıkca vurgulanması karşısında katılan vekilinin yüzüne karşı 28.01.2020 tarihinde verilen hüküm, tebliğ tarihinden itibaren yasal 15 günlük süre içerisinde 07.02.2020 tarihinde temyiz talebinde bulunduğu anlaşılmakla katılan vekilinin temyiz talebi süresinde kabul edilerek yapılan incelemede;
Dairemize göre; 5271 sayılı CMK"nın 38, 291 ve 331(4) maddeleri uyarınca katılan vekilinin temyiz başvurusu süresinde yapılmış olduğundan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"nın itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.
Dairemizin anılan kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması nedeniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 01/12/2020 tarihli ve 2020/23495 sayılı itiraz istemi yerinde görülmemiş olduğundan itirazın REDDİ, ile 5271 sayılı CMK’nın 308/2. fıkrası uyarınca Dairemizin 27/10/2020 tarihli, 2020/5402 Esas ve 2020/10435 Karar sayılı kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulu"na GÖNDERİLMESİNE, 17/12/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.