Davacı, ilk kesinti tarihinden itibaren tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava nitelikçe, davacının teslim ettiği ürün bedelinden yapılan ilk tevkifatı takip eden aybaşından itibaren 2926 sayılı yasaya tabi sigortalı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının 01.05.1994 tarihinden itibaren 2005 yılında 361 gün ve 2006 yılında 30 gün çakışan SSK’lı hizmetleri dışında kalan sürede davalı kurumda Tarım-Bağ Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmişse de varılan bu sonuç hatalı olmuştur.
Gerçekten Tarım Bağ-Kur sigortası kapsamında kesintisiz tarımsal faaliyetin bulunduğunun anlaşıldığı hallerde, 506 sayılı yasa kapsamındaki kısa süreli çalışmaların 2926 sayılı yasa kapsamındaki sigortalılığı tümden sona erdirmeyeceği, 2926 sayılı yasanın 36 ve 10.maddesindeki şartlarında gerçekleşmesi halinde 506 sayılı yasa kapsamındaki kısa süreli çalışmalar dışında kalan süreler bakımından Tarım Bağ-Kur sigortalısı olunduğunun kabulünün gerekeceği, 506 sayılı yasa kapsamındaki çalışmaların uzun süreli olduğu hallerde ise, tarımsal faaliyetin kesintiye uğradığının ve SSK’lı çalışmanın sona ermesinden sonra, 2926 sayılı yasa kapsamında sigortalılığın yeniden başlatılabilmesi için, doğrudan prim yatırılması veya aynı yasanın 36.maddesine göre ürün bedelinden tevkifat yapılması yoluyla yeniden kayıt ve tescil yolundaki iradenin ortaya konulması gerektiği dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Somut olayda davacının teslim ettiği ayçiçeği bedelinden ilk defa 19.09.1994 tarihinde, son defa 30.09.2000 tarihinde tevkifat yolu ile prim kesildiği, başkaca ürün tesliminin ve ürün bedelinden tevkifatın bulunmadığı, Ziraat Odası üyeliğinin 15.01.1993, Karadenizbirlik Yağlı Tohumlar Tarım Satış Kooperatifi üyeliğinin 26.04.2003 ve Tarım Kredi Kooperatifi üyeliğinin 29.08.1996 tarihinde başladığı ve devam ettiği, 10.01.2002–15.01.2002 tarihleri arasında 6 gün 24.02.2003–31.12.2003 tarihleri arasında 307 gün ve 15.01.2004 tarihinde başlayan ve 2006 yılı 1.ayda dâhil devam eden 738 gün 506 sayılı yasa kapsamında zorunlu sigortalı olduğu dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Davacının 24.02.2003 tarihinde başlayan ve 15 günlük bir aradan sonra 15.01.2004 tarihinden itibaren devam eden SSK’lı çalışmalarının bir bütün halinde uzun süreli çalışma olarak kabulünün gerektiği açıktır.
Bu duruma göre, dava konusu dönemde, davacının 24.02.2003 tarihinde başlayan uzun süreli SSK’lı çalışması sona erdikten sonra, teslim ettiği ürün bedelinden tevkifat yapılmadığı, doğrudan prim ödemesinin olmadığı giderek yeniden kayıt ve tescil konusundaki iradenin ortaya konulmadığı açık ve seçiktir. Hal böyle olunca da, davacının 2002 yılında kısa süreli ve 24.02.2003 tarihinden itibaren de uzun süreli SSK’lı çalışmasının bulunduğu göz ardı edilerek; sadece 2005 yılındaki 361 gün ve 2006 yılındaki 30 günlük çakışan SSK’lı hizmetler dikkate alınarak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Öte yandan ilk tevkifat 19.09.1994 tarihinde yapıldığı halde Tarım Bağ-Kur Sigortalılığının 01.10.1994 yerine 01.05.1994 tarihinden başlatılması da hatalıdır.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının tümüyle silinerek yerine; sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, 15.04.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.