23. Hukuk Dairesi 2014/3421 E. , 2014/7954 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Malatya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 26/09/2013
NUMARASI : 2013/226-2013/474
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen tazminat davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde asıl davada davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Asıl ve birleşen davada davacı vekili, müvekkili arsa sahibi ile davalı yüklenici arasında imzalanan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince, müvekkiline teslimi gereken bağımsız bölümlerin süresinde teslim edilmediğini ileri sürerek, asıl davada 30.000,00 TL, birleşen davada 60.000,00 TL kira tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulü ile birleşen davanın reddine dair verilen karar, taraf vekillerinin temyiz istemi üzerine Yargıtay 15. Hukuk Dairesi"nin 04.06.2012 tarih ve 2011/6151 E., 2012/4173 K. sayılı ilamıyla, diğer temyiz itirazlarının reddiyle, sözleşmeye göre davacı arsa sahibine ait bağımsız bölümlerin 30.11.1997 tarihinde teslim edilmesi gerektiği konusunda çekişme bulunmadığı, teslimi ispat yükünün davalı yükleniciye ait olup, yüklenicinin yasal delillerle teslimin varlığını kanıtlayamadığı, ancak arsa sahibi adı geçen daireyi 30.11.1998 tarihinde satarak elinden çıkardığına göre satış tarihine kadar gecikme tazminatı talep etmekte haklı olduğu, mahkemece iki dükkan ve bir fırın ile birlikte 7 nolu daire için de 30.11.1997 ile 30.11.1998 tarihleri arası gecikme tazminatı hesaplanıp hüküm altına alınması gerekirken, yazılı gerekçelerle istemin reddinin doğru olmadığı, arsa sahibinin gecikme nedeniyle tazminat talebinde bulunabilmesi için sözleşme hükümlerine uygun hareket etmesi, sözleşmenin kendisine yüklediği borçlar yönünden temerrüde düşmemiş olması gerektiği, aksi halde sözleşme süresinin temerrüt tarihi ile temerrüdün ortadan kalktığı tarih arasında geçen süre kadar uzayacağı ve temerrüt süresince arsa sahibinin gecikme tazminatı isteminde bulunamayacağı, somut olayda yüklenici şirketin 12.02.2001 tarihinde Malatya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2001/126 Esas sayılı dosyasıyla 6 adet bağımsız bölüm tapusunun iptâl ve tescili için dava açtığı ve mahkemece 5 adet bağımsız bölüm yönünden dava kabul edilerek kararın Yargıtay’dan geçmek suretiyle 03.05.2010 tarihinde kesinleştiği, anılan dosya içeriğine göre arsa sahibi ferağ borcu yönünden 12.02.2001 tarihinde temerrüde düştüğünden ve dava tarihine kadar temerrüdü ortadan kalkmadığından 12.02.2001 tarihinden sonraki dönem için kira talebinde bulunamayacağı, bu durumda mahkemece 2 dükkan ve zemin kattaki fırın için 30.11.1997 ile 12.02.2001 arası için kira tazminatı hesaplanıp hüküm altına alınması gerekirken yüklenicinin gecikmede %50 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek temerrüt tarihinden sonraki dönem için de kira tazminatı hesaplanıp kusur oranı gözetilerek istemin kısmen kabulünün doğru olmadığı, mahkemece yapılacak işin yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda bilirkişi kurulundan alınacak ek raporla 7 nolu daire için 30.11.1997 ile 30.11.1998 arası, 2 dükkan ve bir fırın için 30.11.1997 ile 12.02.2001 tarihleri arası gecikme tazminatı hesaplanıp hüküm altına alınmasından ibaret olduğu belirtilerek, taraflar yararına bozulmuştur. Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, dosya kapsamı ve benimsenen ek bilirkişi raporuna göre, asıl davaya konu bağımsız bölümler için talep edilebilecek toplam kira tazminatı miktarının 3.390,00 TL olduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen dava yönünden ise, bozma öncesi birleşen dava ile ilgili verilen karar kesinleştiğinden birleşen dava ile ilgili yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, asıl davada davacı vekili temyiz etmiştir.
05.03.2007 olan asıl dava tarihi gerekçeli karar başlığında 19.04.2013 olarak yazılmış ise de, HMK"nın 304/1. maddesi gereği mahallinde tarafların başvurusu üzerine veya re"sen her zaman düzeltilmesi mümkün maddi hata niteliğinde olduğundan bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre, asıl davada davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl davada davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 09.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.